KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


‘ACI’ İÇİMDE KÖRDÜĞÜM!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Salgın gün geçtikçe yayılıyor.

Ademoğlu’nun pervasızlığı başına bela olmaya devam ediyor.

6 ay önce şehir efsanesi tadında ekranlardan izleyip, bize asla ulaşmaz diye baktığımız Covid-19 virüsü artık binalarımıza kadar geldi.

Çember her geçen gün daralıyor.

Artık yakınlarımız kaybetmeye başladık.

Sevgili Mecit Amcamı önceki gün toprağa verdik.

Ve öylesine lanet bir süreç ki acımızı bile doyasıya yaşayamadan dağıldık dört bir yana.

Tatlı dilli, güler yüzlü herkesin her derdine koşan;

Herkesin sevip saydığı canım amcamı gözyaşları ile kara toprağın bağrına verirken,

Ölümü kadar yasımızı doyasıya yaşayamayışımız içimizi daha çok yaktı.

Ve tehlikenin büyüklüğünü birinci dereceden yaşadık.

Durum çok vahim erenler.

Kayseri Koronavirüs’e teslim olmuş durumda.

Bu melanet en ücra köşelere kadar sirayet etmiş durumda.

Yoğun bakım ünitelerinde yer bulunmaz olmuş.

Vaka sayısı her geçen gün artarken,

İnsanımızdaki vurdumduymazlık aynen devam ediyor.

65 yaş üzeri vatandaşlar hala alabildiğine sokaklarda…

Gençler hala pervasızca hareket etmekte.

Nerede ise her binada karantina altında daire mevcut.

Yüce Yaradan tez zamanda bu musibetten bizleri kurtarsın inşallah, lakin bu gün için tablo SOS veriyor.

Bu süreçte ilk gün olduğu gibi bugün yine iş bizlere düşüyor.

Lütfen zorunlu olmadıkça evimizden çıkmayalım

Tedbiri elden bırakmayalım

Maske- Mesafe- Hijyen üçlemesini bir yaşam şekli haline getirelim.

Aksi halde bu lanet virüs bizlerinde sonu olacak.

Canım amcamın acısı içimde bir kor iken

Gözüm hiçbir şeyi görmüyor.

****

Susmayı öğrendim,

Çok konuşanlardan…

‘Alçak Gönüllü’ olmanın erdemini tattım,

Çok bilmiş sonradan görmelere inat!

Gerçek ‘Arif’lerin az konuştuğuna tanıklık ettim sessizce!

Her yaşananın günün,

Yalnızca bir deneyim olmadığını kavradım!

Değmeyecek insanlara çok anlam yüklemenin,

Ruhuma verdiği zararı keşfettim,

Acı tecrübelerimle…

Kendim olmayı seçtim,

Başkalarından alınmış parçalardan oluşmayı değil…

Kendi hayatlarını yönetemeyenlerin,

Başka başka hayatlara müdahalelerine,

Gülüp geçtim sadece!

Kokuşmuş zihniyetlerin,

Yalan tebessümlerinin içinde yer almaktansa…

Uzaktan seyirci kalıp,

 İnsanlığımı korumayı öğrendim!

Varlığımı hak edenleri hayatıma dahil etmeyi,

Hak etmeyenlere “HOŞÇA KAL” demeyi bir de...

Bu uzun yolda dostlarım;

‘YALNIZ’ ama ‘BAŞIM DİK’ yürümeyi öğrendim!

Daha doğrusu öğretti hayat…

Acı tecrübelerle öğretti hangi ağaca yaslanmam,

Kimlere umut bağlayıp,

Kimlere kulak vermem gerektiğini…

Kimleri canım cicim deyip sırtlamam;

Kimleri görünce yolumu değiştirmem gerektiğini...

Acı içimde kör düğüm iken,

Keyfine varılamayacağını neşe ve coşkunun,

Hep yaşayarak anladım…

Aç kalmadan,

Tokluğun ‘Kıymet-i Harbiyesi’nin olmadığını,

Katlanmadan derin hüzünlere

Hissetmeden Azrail’in soğuk nefesini ensemde…

Sağlığın,

Hayatın gerçek değerini anlayamayacağımı

Hepsini yaşayarak öğrendim;

Hem de bir daha unutmamacasına…

Kazıdı hafızama her bir yaşanmışlık…

Ben ateşlerde kavrulup pişerek okudum,

Hayatın manasını...

Yunusça bakmayı

Taptukça kucaklamayı

Hep bu hayatın içinde anladım erenler…

Gonca güllerimi elimle yoldum

Çağlayan ırmaktım, bakraca doldum.

Ben böyle değildim acep ne oldum?

Sırrımı ellere diyemem gayri…

Bülbül konmaz oldu gonca gülüme,

Derim söyleyemem gayri ellere,

Öyle hasretim ki tatlı dillere

Sırrımı ellere diyemem gayrı…”

Gürkan Ofis Mobilyaları