KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


AKRABALARIMIZ EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİMİZ

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili dostlarım;

Toplumsal hayatımızın ve millet kavramımızın yarınları için gündeme getirilmesi,

Tartışılması gereken en önemli konulardan biri akrabalık kavramı.

Dinimizde ve sosyal hayatımızda akrabalık veya hısımlık çok önemsenmiş,

Akraba ziyaretleri,

Akrabaların kollanıp gözetlenmesi,

İlişkilerin her dem canlı tutulması deyim yerinde ise altı çizilerek vurgulanmış ve teşvik edilmiştir.

Öyle ki her cuma imam hutbeyi tamamlarken okuduğu duanın mealinde

“Yüce Allah akrabaya yardım etmeyi emreder “ ifadesini kullanır…

Hatırlarsanız bayramları bile bayram yapan,

Renk ve neşe katan halamız, teyzemiz, bibimiz, emmimiz, dayımız, halamız, yengemiz, amcaoğlumuz değil midir erenler?

Hüzün ve acılarımızda yine onlar değil midir ateşimize su serpen!

Akrabaca zengin olmak,

Dünyanın en zengini olmaktır ben fakire göre erenler…

Teyze ve halalarımızın annemize benzeyen yanları,

Dayı ve amcalarımızın babamızı andıran halleri,

Bize sebil gibi akıttıkları sevgi ve şefkatleri bizleri her dem çocukluğumuzun,

O büyülü ve masum günlerine götürmez mi sorarım size?

Sevgili dostlarım,

Kıymetli yarenlerim;

Bizler ülke olarak,

Millet olarak,

Daha doğrusu Müslüman topluluklar olarak gerçekten de çok şanslıyız diye düşünüyorum.

Ancak yarenlerim,

Metropol hayat,

Sözde modern yaşam,

Çalışma koşulları,

Koşuşturmalarımız,

Telaşlarımız,

Kendimizi dünya nimetlerine fazlaca kaptırmamız,

Akrabalık ilişkilerimizi zedeleyip sarsmış olsa da;

Her şeye rağmen hala çoklukla akrabayız,

Candanız,

İçteniz diye düşünüyorum…

Biz böyle akrabalık ilişkilerimizi zayıflatmaya,

Bir kenara itmeye devam edelim dünya üzerinde öyle bir ülke var ki onların durumu içler acısı…

Zira o ülkede hiç kimsenin akrabası yok.

Yani hiç kimsenin

Teyzesi,

Halası,

Amcası,

Dayısı,

Amcaoğlu,

Halakızı,

Yengesi,

Görümcesi,

Eltisi,

Kayınbiraderi yok maalesef!

Peki, sebep ne biliyor musunuz dostlarım?

Çünkü herkesin uzun yıllardır sadece bir çocuk yapma hakkı var.

Her eve tek çocuk!

İkincisi yok!

İkincisi olsa bile kimlik verilmiyor,

Vatandaştan sayılmıyor,

Hiçbir haktan yararlanamıyor ve köle muamelesi görüyor.

Evet!

Çin Halk Cumhuriyeti’nden söz ediyorum dostlarım.

O dünya devi olmaya hazırlanan,

Son yıllarını ekonomik göstergeleri en iyi olan,

Son 10 yılın en büyük ilerlemesini gösteren bu dev ülkenin insanların hayatı tam bir keşmekeş…

Bir ülke düşünün ki dostlarım;

Dünyanın en kalabalık ülkesi olsun,

Dünya üzerinde en çok insan o ülkede yaşasın!

Ancak yine en yalnız,

En kimsesiz,

En garip insanların ülkesi olsun.

Hastalandıklarında alınlarındaki ateşi alacak

Ne şefkatli bir el,

Ne yumuşak bir ses,

Ne de zor zamanlarda sığınılacak bir limanları olsun!

Öylesine yalnız,

Öylesine kimsesiz,

Öylesine bedbahtlar ki,

Anlatılır gibi değil erenler…

Dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan bu ülkede

Yürütülen bu zoraki nüfus planlamasında azınlıklara iki çocuk yapma hakkı verilmiş.

Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin iki çocuk ile yetinmeyip bu sayıyı artırmaları

Beraberinde birçok sorunun yaşanmasına neden olmuş.

Bir yandan dinini yaşamaya çalışırken,

Öte yandan soyunu sürdürmeye çalışan bir halk…

Her türlü asimilasyona karşı ayakta durmaya çalışan Doğu Türkistan,

Çin’in üvey çocuğu olarak en doğuda yerli yerinde duruyor.

Bu konu üzerinde uzun durulması gereken bir konu olarak belirleyip asıl konumuza dönelim isterseniz dostlarım…

Zira Doğu Türkistan dramı çok daha detaylı ele alınması gereken bir konu…

Çin’in meta zoru vatandaşlarına uyguladığı bu tek çocuklu aile profili

Ne yazık ki ülkemizde de gönüllü tercih olarak hızla artmakta….

Özellikle batıda ve büyük metropollerde çalışan eğitimli kadınlarda kariyer hırsı adına tek çocuk modası tavan yapmış durumda.

Hem yıpranmamak,

Mevki makamlara gelebilmek,

Daha özgür yaşayabilmek,

Hem de ekonomik sebeplerden dolayı kadınlarımız tercihini tek çocuktan yana kullanır oldu erenler.

İşyerlerinde kreş gibi unsurların büyük oranda bulunmayışı da çalışan kadınlarımızın bu yönde tercih yapmalarında etkili oluyor pek tabii…

İşte sevgili yarenlerim;

Tek çocuklu ailelerin artışları yukarıda bahsettiğimiz “’akrabasızlık’ tehlikesini de beraberinde getirmeye devam ediyor.

Anlayacağınız erenler;

Yirmi otuz sene sonra bizim ülkemizde de

Halası,

Dayısı,

Amcası,

Teyzesi,

Yeğeni,

Ablası,

Görümcesi,

Eltisi,

Kayınbiraderi,

Kız kardeşi olmayan,

Sadece kendisi olan

Yalnız - güvensiz insanların ve buna bağlı

Psikolojik ve sosyolojik problemlerin ortaya çıkması sorununu hep birlikte görüp göğüsleyeceğiz!

Ve dostlarım;

Gelecek için,

Kuzucuklarımızın mutlu yarınları ve millet olarak ilelebet payidar olmak için…

Akrabalık ilişkilerini güçlendirecek,

Akraba dayanışmasını,

Kaynaşmasını tetikleyecek bir takım çalışmalara ihtiyaç var gibi ne dersiniz?

Sanırım günlük meselelerin ardından koştururken gelecekte karşımıza çakabilecek hususları es geçiyoruz.

Kürtaj çığırtkanlığı yapan zatı muhteremlere konuya birde bu açıdan bakmayı öneriyorum.

Her eve birkaç çocuk gerek;

Kalabalık ev;

Canlıdır,

Keyiflidir,

Canınız hiç sıkılmaz.

Hele akrabalar,

Onlar evlerimize adeta baharı getirirler…

Birden evde her şey canlanır,

O tatlı koşuşturmaca ruhumuzda tatlı bir huzur bırakır ki bunu tattınız mı asla a unutamazsınız!

Öyle değil mi yarenler?

Mutluluklarda,

Acılarda,

Akraba ile eş –dost ile paylaşınca anlam kazanıyor dostlarım…

Özellikle acılı günlerinizde yanı başınızda size destek olan teselli veren akrabalarınız yok ise

Emin olun hayatınız son derce anlamsız demektir…

Ya davullu zurnalı düğünler,

Neşenin tavan yaptığı bayram sabahları akrabalar olmadan bu kadar güzel olabilir mi?

İşte bütün bu nedenlerle akrabalık bağlarımızı asla gevşetmeyelim dostlarım…

Her daim uzak yakın bütün akrabalarımızı arayıp soralım…

Unutmayalım birlikte rahmet,

Ayrılıkta azap vardır…

Gürkan Ofis Mobilyaları