ARABAMIZIN DİREKSİYONUNDA MIYIZ, BAŞKALARININ DÜMEN SUYUNDA MI?
Adaletin Terazisi - Cansu Deniz
Tarih: 2.1.2017 00:00:03 / 1912okunma / yorum
CANSU DENİZ

Kimi insan vardır; benim her şeye gücüm yeter der, o gücü hisseder; kimisi de vardır ki benim gücüm yetmez ben yapamam der. Kimi gücünün farkındadır, gerektiği yerde nasıl kullanacağını bilir; kimisi ise güçlü olduğuna inanmaz, ben başaramam, ben güçlü değilim der. Ve kime sorsak üçüncü bir şıkkı yoktur.

Aynaya bakıp sormak gerekir;  acaba bizler gerçekten kendi istediklerimizi mi yapmaktayız, başkalarının istediklerini yapıyoruz?

Aklımızla bilgiler elde etmekteyiz; bakıyoruz öğreniyoruz, dinliyoruz anlıyoruz. Fakat gerçek manada biz kendi istediklerimizi mi yapıyoruz yahut başka güçlerin- başkalarının empoze ettiği aktardığı şeyleri mi yapıyoruz?

Hepimiz bunu çok iyi düşünmeliyiz. Allah lütfedip de her sabah mezardan kalkar gibi kalkıp, o gün bitinceye değin hayrihi ve şerrihi bir şeyler yapıyoruz. Bu eylemlerimizi ne yönlendiriyor? İrademize sahip miyiz?

Ehli tasavvuf irade gücünü ; hak ve hakikatten gelen gerçeği, kalpteki bulunan sevginin kabul etmesi, sevmesi ve o konuda diretmesi olarak tanımlar. Yani sağa sola sapmadan, hakikat nuruna talip olup, ona karşı iştiyak duymaya irade denmektedir.

Nefis dediğimizin ise bize dayattıkları vardır. Kişinin bedensel iştahlarının tatmin olmasını ister. İşte iradesi olan yahut irade gücünü elinde tutan kişi, bu iradeyi nefsani isteklerine karşı kullanıyorsa, ona iradesi güçlü olan kişi denir. Kısaca irade gücü, bir başkasının dümen suyuna girmemektedir.

Birçoğumuz ise arabaya binmiş gitmekteyiz ancak direksiyonda olan biz değiliz. Aracı bir başkası kullanmakta, biz sadece o arabaya binmiş, üstelik bedelini de ödemişizdir. Lakin kaptan biz değiliz. Genelimizin şu dünyadaki yaşama biçimi budur.

Birileri götürmekte, bizde gitmekteyiz. Ama nereye? O kaptanın götürdüğü yere. Üstelik götürdüğü yeri dahi bilmemekteyiz.

Oysa Allah bize haber vermektedir. İki yol var buyurmaktadır. Birisi sırat-ı müstakim, diğeri ise sapkınların gittiği yol demektedir.

Sapkınların gittiği yolda insan ne aklını kullanır, ne de sahip olduğu bilgileri. Oysa neyin iyi, neyin kötü olduğunu bilir. Neyin ilahi emre uygun olduğunu, neyin uygun olmadığını çok iyi bilir ancak “ben kendi arabamı kendim kullanacağım, kendi istediğim yere götüreceğim” diyemez. Çünkü iradesi zayıftır.

Yani bir yelkenliye binmiştir insanoğlu. Rüzgar doğudan da esebilir, batıdan da.. Aslolan insanın rüzgâr nerden eserse essin; eline dümeni, arkasına rüzgarı alıp istediği yere gitmesidir. Ama Ademoğlu dümeni başkasının eline bırakıp ve hatta yelkeni de başkasına verip, o nereye derse sürüklenmektedir.

 

 

Peki nereye kadar? Bir kayaya çarpıncaya kadar.

Mademki bu tekne bizim teknemiz, bedelini biz ödedik; istek bizim, rota bizim olmalıdır.  İstediğimiz doğrultuda dümeni oraya çevirip, rüzgârı Allah´tan dilemeliyiz.

Bizden önce yaşayan ve gerçeğe ulaşanlar gibi, aşk ile, bütün beliğimizle, irademizi kullanarak hedefimize gitmeliyiz.

Bu sebeptendir ki; “samimi miyiz, ne istiyoruz” soruları çok önemlidir.

Direksiyonda başkasının oturmasından, bu halimizden şikâyetçi miyiz?

Ne istediğini bilen, istediği hedef doğrultusunda yürüyen yani hedefe kemale ulaşanlardan mı olmak istiyoruz? Yoksa ikinci yolu mu tercih ediyoruz?

Hangi yoldayız?

Kamil olmak, sıratı müstakimde olmak ancak kişinin çalışması ile elde edebileceğidir. Yüce Allah, şüphe yoktur ki; bu güce- iradeye sahip olana emeğinin karşılığını lütfedip verecektir. Zira ayet-i kerime de bildirildiği gibi insan için ancak çalışmasının karşılığı vardır.

Bu gayretin temel noktası da yine iradedir.

Günümüzde her türlü fitne, rezillik sağdan soldan, türlü türlü kılıklarda bize yaklaşmaktadır.

Ne için?

Zaafımızı yoklamak, yumuşak karnımızı bulup bizi yıkmak, dümeni kontrol altına almak için..

İradesi zayıf olan kişi ise maalesef bu kılıkların ardını göremeyip mağlup olan, bütün emekleri zayi olup gidendir.

Unutmayalım ehli tasavvuf der ki; ışık ışıktan türer. Işığı ise karanlıkta olan yakar. Tam karanlıkta mumumuz yakıldığında, yanımızdakiler; -şehvetle, şöhretle, kibirle beslediklerimiz- gelip mumumuzu irademize sahip olamadığımızda söndürüverecektir. Ademoğlu ise ışığını söndüren bu ego, kibir olmadan yaşayamayacağını, onsuz yapamayacağını sanarak sınavına veda edecektir.

Allah hepimize iyilikler versin, irade gücünü kullanma yeteneği nasip etsin.

“Sözlerim kendimedir, gayra değildir.

  Cümlesi hayradır, şerre değildir.”

                          Tayyar Baba

Yazarın Diğer Yazıları
YOL! (12 Haziran 2017 - Pazartesi)
OL VE ÖL ARASINDA! (17 Nisan 2017 - Pazartesi)
HZ.KADIN (13 Mart 2017 - Pazartesi)
BAHAR GELİYOR, GELECEK! (27 Şubat 2017 - Pazartesi)
İMAN; ALLAH VE PEYGAMBER SEVGİSİDİR! (30 Ocak 2017 - Pazartesi)
O EŞSİZ NURUN GELDİĞİ GÜN, BUGÜN! (12 Aralık 2016 - Pazartesi)
NUR VE TOPRAK! (05 Aralık 2016 - Pazartesi)
SİNESİ GÜL KOKANLARDAN OLMAK DUASIYLA! (21 Kasım 2016 - Pazartesi)
KULLUK BÜYÜK BİR DEVLETTİR! (31 Ekim 2016 - Pazartesi)
EVLAT BABANIN SIRRIDIR! (17 Ekim 2016 - Pazartesi)
AYRIK OTUNDAN ÖĞÜT! (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
AŞK GÜZEL, AŞIK GÜZEL, MAŞUK GÜZEL ! (29 Ağustos 2016 - Pazartesi)
NUR İLE ZULMET (15 Ağustos 2016 - Pazartesi)
SÖZLERİM KENDİMEDİR, GAYRA DEĞİLDİR! (01 Ağustos 2016 - Pazartesi)
KURTULUŞ SAVAŞIMIZA VEFA VAKTİ (18 Temmuz 2016 - Pazartesi)
DERDİMİZ KADARIZ! (27 Haziran 2016 - Pazartesi)
SADECE AMEL DEĞİL, İMAN ETMEK DUASIYLA! (13 Haziran 2016 - Pazartesi)
EY KALBİM! (23 Mayıs 2016 - Pazartesi)
İKİ GÖZÜMÜZ VAR AMA BİR GÖRÜRÜZ! (02 Mayıs 2016 - Pazartesi)
BİR BEN VARDIR BENDE, BENDEN İÇERİ ! (18 Nisan 2016 - Pazartesi)
EN GÜZELİN AHLAKI! (04 Nisan 2016 - Pazartesi)
MATRUŞKADAN MİSAL.. (28 Mart 2016 - Pazartesi)
SÖZÜMÜZÜ, ASLIMIZI HATIRLAMAK UMUDUYLA! (21 Mart 2016 - Pazartesi)
NİYET ETTİK SEYRİ İLALLAH´A! (07 Mart 2016 - Pazartesi)
BİR MUM IŞIĞINDAN! (22 Şubat 2016 - Pazartesi)
HAYAT O´NU SEVMEKTİR! (08 Şubat 2016 - Pazartesi)
TİLKİ KUYRUĞUNDAN MİSAL! (25 Ocak 2016 - Pazartesi)
BİR HOŞ SEDA UMUDUYLA! (18 Ocak 2016 - Pazartesi)
ZAMANA YEMİN OLSUN Kİ! (11 Ocak 2016 - Pazartesi)
BİLMEYEN KENDİSİ GİBİ BİLİR! (21 Aralık 2015 - Pazartesi)
ER MEYDANI! (23 Kasım 2015 - Pazartesi)
NÂR MI OLDUK, NUR MU OLDUK? (02 Kasım 2015 - Pazartesi)
BEN SAVAŞLARI (05 Ekim 2015 - Pazartesi)
ADINI SEN KOY (07 Eylül 2015 - Pazartesi)
SARHOŞ MUYUZ (10 Ağustos 2015 - Pazartesi)
KARDEŞ DEĞİL MİYİZ (27 Temmuz 2015 - Pazartesi)
KADRİN KIYMETİNİ BİLMEK GEREK (13 Temmuz 2015 - Pazartesi)
AYNA OLMAK GEREK, HAKK´TAN RIZA GEREK (29 Haziran 2015 - Pazartesi)
KÖLE OLMAK ! (15 Haziran 2015 - Pazartesi)
EYVAH DEMEDEN (18 Mayıs 2015 - Pazartesi)
KİM İLERİDE? (04 Mayıs 2015 - Pazartesi)
YARADILIŞIMIZIN KAYNAĞI HAK (20 Nisan 2015 - Pazartesi)
Sayfa:
SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Resmi İlanlar

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
Kayseri
22 Ekim 2017 Pazar
Bugün
Güneşli
22 °C
0 °C
Pazartesi
Güneşli
22 °C
2 °C
Salı
Parçalı bulutlu
22 °C
4 °C
1. LİG

 
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

/resimler/2017-9/7/1139320060307.jpg
KANALIMIZA
ABONE OL