KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


SAMİ DAYANGAÇ


ATAMIZIN CENAZE NAMAZI KILINDI MI?

GÖZLEM - Sami DAYANGAÇ


Cumhuriyetimizin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk 10 Kasım günü saat 09:05’de vefat etti.

Ölüm belgesini imzalayanlardan Prof. Mehmet Kâmil Berk, Atatürk'ün çenesini ipek mendille, ayak başparmağını ise bandajla bağladı. Cenazesi erteleneceği için naaşı, Ankara'daki Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nden (GATA) bu amaçla gelen patolog Prof. Lütfi Aksu tarafından mumyalandı. Daha sonra, kız kardeşi Makbule Atadan, yüksek rütbeli hükümet yetkilileri ve memurları ve diğer nüfuzlu kişiler saygılarını sunmak için belirli zamanlarda gelirken vücudu dinlenmeye alındı.

Atatürk'ün naaşı, ceviz ağacından çinko kaplı maun bir tabutun içine konmuştur. Bayraklı tabut 16 Kasım'da sarayın kabul salonuna bir katafal üzerine yerleştirildi. Her iki yanında Kemalist ideolojinin altı sütununu simgeleyen üç yüksek meşale ile çevriliydi.

Üç gün boyunca, binlerce yas tutan kişi, subayların şeref muhafızlarının nöbet tuttuğu katafalkın yanından geçerek saygılarını sundular.

10 Kasım günü vefat eden Atamızın cenaze namazı kılındı mı? Bu gençlik yıllarımızdan beri konuşulur, yorumlanır. Atamızın cenaze namazı kılındı, ama nasıl?

19 Kasım günü Atamızın naaşı Ankara'ya götürülmek üzere hazırlandığı sırada beklenmeyen bir şey olur. Atamız için dini merasim yapılmamasına dair Ankara'dan kesin talimat olduğu söylenir. Atamızın kız kardeşi Makbule Hanım cenaze namazı kılınmadan naaşı asla götürülemeyeceğini sertçe ifade eder. Ricalara itibar etmez. Naaşı hazırlayanlar Atamızın kız kardeşini ikna edemeyince Ankara'yı arayıp durumu anlatırlar. Ankara'dan gelen cevap aynen şöyledir. Protokol olmadan, çok az kişi ile ve kayıtlara alınmadan, fotoğraf çektirilmeden yapılsın.

Atamızın kız kardeşlerinin cenaze namazı camide kılınmalı diyeceğini sanıp o zamanki Diyanet İşleri Reisi Rıza Efendi’den namazın bulunduğu yerde de kılınabileceğine dair fetva alınır.

İmam dahil 11 kişi saf tutar. Dikkat buyurun, namazı kıldırmak için imamete Şerefeddin Efendi geçer. (1942 yılında Şerefeddin Efendi Diyanet İşleri Reisi olacaktır). Şerefeddin Efendi namaza başlayacaktır ama nasıl başlayacağına karar veremez. Aslı gibi okusa yasaktır,Türkçe okumayı uygun bulmasa da Tanrı uludur diye namaza başlar. Esselamü aleyküm ve rahmetullah’ ı ise esenlikler üzerinize olsun diye tamamlar. Cenaze namazı nedense böyle gizli saklı kıldırılır. Oysa dünya liderinin cenazesi büyük bir camide halkıyla kılınmasının kime zararı olurdu? Makbule Hanım acısından Arapça okunmadığını fark edemez. Apar topar askerler odaya girerler ve top arabasına koyarlar.

Yıllarca tartışılan konunun aslı budur. Atamızın cenaze namazı gizli saklı, Türkçe olarak kıldırılır.

İlk başta dini bir cenaze töreninin yapılması öngörülmedi. Ancak sarayda birkaç gün kalan kız kardeşi Makbule Atadan, ağabeyinin cenazesi Ankara'ya nakledilmeden önce normalde olduğu gibi camide dini cenaze töreninin yapılması konusunda ısrar etti. Daha sonra, Diyanet İşleri Başkanı Rıfat Börekçi tarafından cami dışında da İslami bir cenaze töreninin yapılabileceğine ikna edildi.

Cenaze namazı, 19 Kasım sabahı yerel saat 08:10'da İslami İlimler Enstitüsü Müdürü Prof. Şerafettin Yaltkaya tarafından geleneksel Arapça değil Türkçe olarak kılındı. Dini tören sırasında fotoğraflara izin verilmedi. Cenaze namazına kendisine yakın kişiler, bazı generaller, din görevlileri, saray görevlileri ve on beş yıl Atatürk'ün yanında görev yapan Hafız Binbaşı Yaşar Okur katıldı.

Atatürk'ün naaşı 16 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı tören salonunda katafalka konuldu. On binlerce kişi Atatürk'ü son kez görmek için Dolmabahçe Sarayı'nı ziyaret etti. 17 Kasım 1938'de sarayda çıkan izdihamda 11 kişi hayatını kaybetti. Atatürk'ün cenaze namazı 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe Sarayı'nda kıldırıldı. Cenaze aynı gün Yavuz Zırhlısı ile İzmit'e oradan da aynı günün akşamı 20:30'da Ankara'ya götürüldü. Ertesi gün (20 Kasım 1938) Ankara'da başta Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Meclis Başkanı Abdülhalik Renda, Başbakan Celal Bayar, hükümet bakanları olmak üzere devlet erkanı tarafından karşılanan cenaze TBMM önünde hazırlanan katafalka konuldu. 21 Kasım 1938 günü yabancı devletlerden gelenlerin de katıldığı bir cenaze töreni ile Ankara Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrine (katafalka) konuldu. Aynı günün akşamı Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, Atatürk üzerine bir radyo konuşması yaptı. (21 Kasım 1938) Atatürk'ün naaşı Etnografya Müzesi'nde 4 ay katafalkta kaldıktan sonra, 31 Mart 1939'da defnedildi.

Atatürk'ün anıt mezarı Anıtkabir'in yapımına 9 Ekim 1944'te başlandı ve inşası 1 Eylül 1953 yılında tamamlandı. 10 Kasım 1953'te Atatürk'ün cenazesi Ankara Etnografya Müzesi'nden alınarak, Cumhurbaşkanı Celâl Bayar'ın katıldığı bir törenle Anıtkabir'e getirildi. Orada konuşmasını yaptıktan sonra ebedi istirahatgâhına indirildi.

Gürkan Ofis Mobilyaları