KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


BANA YİNE ‘HASRET’ DÜŞTÜ…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Kapıyı kendi anahtarınızla açmak meğer ne hüzünlü,

Ne yürek yaralayıcı bir eylemmiş…

Hele içer girince hissettiğiniz sessizlik daha yıkıcı.

Meğer aile olmak,

Ailenin sıcaklığını hissetmek

Evin hanımı ile sağlanıyormuş erenler…

“Rahman kimsenin başını bozmasın” diye dua ederdi rahmetli anacığım.

Gerçekten eşlerin ayrı düşmesi acı bir durum.

Bizim hanım birkaç günlüğüne Ankara’ya gitti.

Güya “Kafamızı dinler,

Canımızın istediğini yer – içer,

Günümüzü gün ederiz” diyordum…

Lakin kazın ayağı hiçte öyle değilmiş.

 Açılan kapının arkasında sevdiklerinizin gülen yüzleri ile karşılaşmak,

Çocuklarınızın hep bir ağızdan güne dair anlatmaya çalıştıklarını duymak,

Hatta eşinizin suratını sarkıtıp tafra yapması bile tarifsiz bir keyifmiş.

Annelerinin yokluğunda

Çocuklar bile odalarından çıkmıyorlar.

Herkes bir bilgisayarın başında adeta dünyadan kopuklar.

Sorarsanız söylüyorlar.

Sormayın üç – beş günde yine duygusala bağlayıp;

Hasretin yakıcı - kavurucu rüzgarlarını ciğerlerime doldurup

Eskilerin deyimi ile bizim Köroğlu’nu bekler oldum.

Zira son 4- 5 gündür adeta ev üstüme üstüme geliyor.

Hele çocukların suskun halini görmek

İşte ona hiç dayanamıyorum.

Annelerinin evde olmayışı

Saksıda solan çiçek misali

Boyunlarını büktü…

Meğer ne zormuş hasret çekmek,

Ne güç şeymiş özlem duymak erenler…

Doğrusu bu kadar yoğun ve derinden bir hasreti,

1987 yılından beri hissetmemiştim.

O yılında da öyle olmuştu.

İlk kez baba ocağından,

Ana kucağından üniversite için ayrılırken

İçim bu denli buruk ve özlem doluydu.

Ankara’ya vardığımda sanki savaş esiri gibi hissetmiştim kendimi.

Bulduğum her fırsatta AŞOT( Ankara Şehirlerarası Otobüs Terminali ) un Tandoğan da ki yerine gidiyor,

Kayseri firmalarının peronlarında tanıdık bir yüzle karşılaşma hayali ile oturuyor,

Gelip gideni izliyor

Bir otobüse atlayıp geri dönmemek için kendimi zor tutuyordum.

En az bir ay sürmüştü benim AŞOT ziyaretlerim…

Ve zaman geçtikçe alışıp kanıksadım Ankara’yı ve özlemler son buldu.

İnşallah birkaç gün sonra şimdiki hasret ve özlemimde son bulacak sevgili dostlar

Fakat bu günler yakıcı hasret fırtınaların ortasında geçiyor…

Doğrusu özlem ve hasret katlanılması kolay olmayan duygular yarenlerim

Lakin ademoğlunun sahip olduklarının kıymetini anlaması,

Değerini bilmesi açısından da faydalı bir durummuş gibi geliyor…

Zira günümüz metropol insanı;

Teknolojinin de yardımıyla,

Her türlü değeri çok hızlı tüketirken

Hasret ve özlem kavramlarını da;

Aynı kayıtsızlık ve ciddiyetsizlikte yok etmekte.

Özlem dolu mektuplar,

Hasret yüklü,

Özlem kokan dörtlükler nostalji oldu.

İnsanlar artık uzun mektuplar yerine,

Birkaç kelimelik kısa mesajlarla sorunu çözüyor.

Bütün hasretlerini dindiriyor erenler…

Anlayacağınız her şey kısa ömürlü artık.

Ben fakir ve benim gibi nesli tükenmekte olanlar için ise hasret aynı hasret,

Özlem aynı özlem…

Öneminden de,

Manasından da

En ufacık bir eksilme söz konusu değil.

Ben özlemeyi de

Hasret çekmeyi de ziyadesi ile seviyorum.

Sevdiklerim uğruna acı çekmek bana hala son derece keyif veriyor yarenlerim.

Ben birkaç günlüğüne de olsa kapıyı anahtarımla açmaktan nefret etmeyi

Ömrümün sonuna kadar devam ettireceğim.

Duygularımı hasret kokan dizlere döküp

An geldiğin de göz pınarlarımdan kopup gelen birkaç damla yaşa yol vereceğim…

Gürkan Ofis Mobilyaları