KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


BAŞIMIZA GELENLER…

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Ne zaman ülkemizin ve milletimizin başına olumsuz şeyler gelse, yıllar önce ilk defa Ankara’da bir kitapçıda gördüğüm, Mehmet Arif Bey (1845-1897) tarafından yazılan ve 93 Harbi (Rumi 1293) olarak da bilinen Osmanlı Rus Savaşı’nı anlatan, Başımıza Gelenler adlı kitap aklıma gelir, her zaman.

 

Mehmet Arif Bey ve Tarihe Bakışı

 

Mehmet Arif; Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit döneminde 1877-1878 yılları arasında gerçekleşen savaşta, Anadolu Harp Ordusu Başkumandanı Mareşal Gazi Ahmet Muhtar Paşa ile birlikte bulunmuş, yaşadığı ve güvenilir kaynaklardan dinlediği olayları kaleme almıştır. Eserin ibretlik olaylarla dolu, faydalı bir kaynak olduğunu düşünüyorum…

Ona göre özellikle devletteki sorumluların tarih bilmemesi, büyük bir kusurdur ve bu durum büyük hatalara neden olacaktır. Devletlerin başarısızlığının en önemli nedenini, tarih bilincinin yoksunluğuna bağlamaktadır. İçinde bulunduğu asırda meydana gelen felaketlerin, ilerde de yaşanmaması için geleceğe bilgi aktarmanın, boynunun borcu olduğunu da düşünmektedir. Tarih, onun için bir milletin noksan ve kusurlarını düzeltmesi için aynı zamanda bir aynadır. Noksan ve kusurlarını ayna ile düzelten milletler, dünya sahnesine şık bir kıyafetle çıkacaktır. Bu bakımdan Mehmet Arif açısından tarih bilimi ve yazımı önemlidir. Kaliteli yazılmış, kıyaslamalı bir tarih; tek başına insanı canlandıracak bir güce sahiptir. Hatta böyle bir tarih, ölüleri bile mezardan çıkartacaktır…

 

Başımıza Gelenler ve Önlemler

 

Ülkemiz son günlerde birbiri ardına gelen felaketlerle sarsılmaktadır. Bilindiği üzere bunlar; Suriye meselesi ve bununla alakalı göç sorunu, Elazığ depremi, Van Bahçesaray’da meydana gelen çığ faciası, İdlip’den gelen şehitler, bir uçağın pisten çıkması vd.

Edinilen bilgilere göre depremde ve çığ faciasında toplamda 82 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. İdlip’de 7’si asker, 1’i de sivil olmak üzere 8 vatandaşımız şehit olurken uçak kazasında da 3 vatandaşımız vefat etmiştir. İnancımız açısından kazada vefat edenler de şehittir. Hele de bir canı kurtarmaya gidenler ile kamu yararına çalışırken bir kazaya kurban gidenler… Ancak tedbir de gerek derler. Bir sorunu çözerken belli bir strateji belirlemek, risk analizi yapmak, meseleleri farklı açılardan değerlendirmek, eksikliğini hissettiğimiz özelliklerdir. Geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi gerekir. Deprem olduğunda, yağmur yağdığında, tufan çıktığında ya da sel geldiğinde veya çığ düştüğünde sanki bunlar ilk defa oluyor gibi düşünmekteyiz. Hâlbuki doğal afetlere karşı tedbirli olmayı da bilmeliyiz.

Şair ve yazar İsmet Özel’e göre evrenin oluşumundan beri tüm bunlar gerçekleşmektedir. Ancak her seferinde, sanki ilk defa meydana geliyormuşçasına bir davranış sergilenmektedir... Toplum ve bireysel sağlığın korunması açısından söz konusu anlayışın sorgulanmasının ve yeni bir yapılanma içerisinde olunmasının, faydalı olacağı düşünülmektedir…

 

Milletimizin Yaşamla Sınavı ve Tarih Anlayışı

 

Milletimizin gerek geçmişte gerekse de günümüzde yani tüm zamanlarda, farklı sınavlarla karşı karşıya kalmış olması, bilinen bir gerçektir. Bunlar daha çok savaşlar, salgın hastalıklar ile deprem, sel gibi doğal afetler olarak ifade edilebilir. Dünya tarihinde derin izler bırakmış, geniş coğrafyaları yönetmiş ve idealleri olan bir milletin, gücünün zayıflaması sonrasında 93 Harbi gibi savaşlarda ağır yenilgilere uğraması, tabiri caizse kara talihin sonucudur. Bununla kalmamış, Kurtuluş Savaşı gibi bir savaşla da varoluş sınavı vermiştir. Pek çok toprak kaybetmesine rağmen Anadolu gibi bir alanda, varlığını ancak kurtarabilmiştir. Türkün bu manada imtihanı hep ağır olmuştur. Belki biraz da talihsiz bir millettir. Osmanlı İmparatorluğu gibi dünya üzerinde milyonlarca kilometrekareden oluşmuş bir alanda, 600 yıldan fazla hüküm sürmüş bir imparatorluk kurmasına rağmen yok olma noktasına gelmiştir. Bunlar tarihçiler tarafından derinliğine irdelenmektedir. İbret almak gerekir…

Tarih, Mehmet Arif’in de dediği gibi hataların anlaşılmasına katkı vermesi açısından önemlidir. Tarih bilincinin yerleştirilmesi ayrıca milletimizin geleceği açısından hayatidir. Tarih bilinci olmayan milletlerin, millet olması da zaten pek mümkün değildir. Zira burası rekabet ve mücadele dünyasıdır. Devletlerarasında inanılmaz bir rekabet söz konusudur. Bunu insanlar çok hissetmese de durum gerçekten acımasızdır. Bu noktada ülkeler kendi menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmaktadır.

 

Osmanlı Devlet Sistemi ve Bazı Neticeleri

 

Bazı tarihçilere göre Osmanlı Türk Devlet sistemi, fetih ve savaş makinası olarak örgütlenmişti. Söz konusu yapı, ordunun pek çok savaşla karşı karşıya kalmasına neden olmuş, bunun sonucunda da 24 milyon kilometrekare gibi çok büyük alana hükmeden bir devlet sistemi ortaya çıkmıştı. Bu durum pek çok dostun kazanılmasına neden olduğu gibi pek çok düşmanın da oluşmasına neden olmuştu. Dolayısıyla tarihte birçok devlet, Türklere husumet beslemişti…

 

Hataların Anlamı

 

Devletlerin çöküşünü, onların yükselişlerinde aramak gerekir, denir. Hataları görüp, bunlardan dersler de çıkarmak gerekir. Tüm hataları; kadere, kedere, talihe, dış güçlere, doğal afetlere bağlamak her zaman doğru ve sağlıklı bir yaklaşım olmasa gerekir. Hataların bilinmesi, onların tekrarlanmaması açısından anlam ifade etmektedir. Zira kendi hatalarımızı görüp, dersler çıkartıp ve bunları tekrarlamamak önemlidir. Hatta önemden de öte hayatidir. Tarih bilimi ve bilinci öncelikle bunun için gereklidir. Hataların anlaşılmasına ciddi katkılar vermektedir. Başarılar, hataların anlaşılmasıyla ortaya çıkmaktadır.

 

Bir Hikâye ve İki Sonuç

 

Konuyla ilgili anlatılan bir hikâyede; mesleğinde başarılı olan bir ustaya, başarısının sırrını sorarlar. O da iki kelime ile cevap verir: doğru kararlar der. Doğru karaları nasıl aldığını sorarlar. Tek kelime ile tecrübe der. Son olarak da tecrübenin sırrını sorarlar. O da tekrar iki kelime ile yanlış kararlar der. Dolayısıyla yanlış kararlar da iyi analiz edilip, değerlendirildiğinde, doğru kararların oluşumuna ciddi katkı verecektir. Halk arasında sık sık ifade edilen acı tecrübeler söz konusu durumu belirtmektedir.  

Devletler ve milletler açısından, geçmişe dayalı acı tecrübelerden dersler çıkartıp, bunlardan yararlanarak geleceğe güvenli adımlarla ilerlemek, önemli olacaktır. Bu durum aynı zamanda onların geleceğine ışık da tutacaktır…

 

Hoşça kalın…