KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


BATI’NIN KIYAMETİ YAKIN DA, YA BİZİMKİ?

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Herhangi bir şey varoluş amacını kaybederse,

O şey için son gelmiş demektir…

Peki sorarım size aile olgusunun var oluş sebebi nedir?

Neden aile diye bir kurum oluşmuş hiç düşündünüz mü erenler?

Ben fakire göre ‘Aile’nin var oluş gayesi,

Ademoğlu’nun gündelik yaşamdaki huzuru ve soyun devamıdır.

Tabi bütün bunların yanı sıra toplumların da en küçük parçasıdır.

Sözün özü yarenlerim ‘Aile’ toplumların ‘Atomu’ gibidir.

Ve ailenin parçalanıp yok olduğu bir milletin sağlıklı var oluşundan,

Gelişiminden söz edilemez kanaatimce…

Bir memlekette aile kurumu zedelenmiş, yara almışsa

Kanaatim odur ki o toplulukta sonun başlangıcı durumu hasıl olmuştur…

Ve dahi o toplum çok uzun ömürlü olamaz…

Nasıl maddenin bölünebilen en küçük parçası olan ‘Atom’ parçalanınca,

Madde özelliğini kaybetmekle kalmaz çevreye ciddi tahribat ve zarar verirse;

Ailenin parçalanması da aynı ölçüde o toplumu yok eder…

Dostlarım;

Sizlerinde tahmin ettiğiniz üzere yarenlerim bugün ki yazımızda;

Türk aile yapısı üzerinde oynanan oyunların bizleri hangi noktalara taşıdığına bir göz atıp,

Aile yapımıza belki de en büyük darbeyi vuran boşanma denilen yıkıcı olgunun ivme kazanmasının nedenlerine büyüteç altına almak isterim…

Belki sıkılmışsınızdır bu konudan erenler zira çok sık periyotlarla konu ediyorum,

Lakin konu gerçekten vahim bir boyut kazandı…

Dostlarım;

İnternet marifeti ile edindiğim verilere göre

Amerika'daki çiftlerin yarısı boşanıyormuş.

Ve yine veriler ışığında durum Avrupa'da da daha iç açıcı bir tablo ortaya çıkarmamakta…

Devletin aile kavramını korumak adına yürüttüğü bütün kampanyalar,

Bu konu için bütçelerden ayrılan paylar olumlu sonuç vermemekteymiş…

Yani dostlarım manen bir şey yapacak gücü olmayan batı,

Aileyi bir arada tutmak adına ne kadar para harcasa da yok oluşun,

Ve dahi parçalanmanın önüne geçemiyor!

Veriler gösteriyor ki yarenlerim Batı'da aile yok olmak,

Çökmek üzeredir.

Diğer bir deyimle Batı’nın kıyameti yakındır…

Milletlerin gençlerine yön çizecek,

Onlar için emsal teşkil edecek,

Model olacak şahıslar ahlaki erozyon yaşıyorsa,

O toplumlarda bireyler yaradılışlarına yabancılaşırlar ve mutlu olma şansları da kalmaz erenler.

İşte bu mutsuzluk,

Bu huzursuzluk,

Bu tatminsizliktir ademoğlunu farklı eğilimlere,

Sapkınlıklara iten.

Alkol,

Uyuşturucu,

Ve en kötüsü cinsel sapkınlıklar

Bu hazin tablonun ortaya koyduğu ve toplumları yok oluşa sürükleyen en önemli faktörledir…

Yarenlerim;

Son zamanlarda yine herkesin özellikle gençlerimizin diline pelesenk olan

"İdol" diye tabir edilen ve kendilerine örnek alıp,

Taklit ettikleri şahıslara baktığımızda,

Emin olun yüzümüz kızarıyor.

Bu sözüm ona ‘İdol’ leri daha yakından incelediğimizde ise yarenlerin insanın içinden

 “Kardeşim basit olanın da bir mantığı vardır; bu yaratıklar basitten de öte davranışların çığırtkanlığını yapıyorlar” diye haykırmak geliyor…

Batı’nın sanatçı, yazar sıfatını isminin önüne almış güruhunun dünden bu güne hayatlarına baktığımızda;

 Sapkın olmayan,

Şehvet,

Fuhuş,

İçki,

Uyuşturucu kurbanı olmamış bir tekine rastlayamazsınız erenler.

Hatırladığımız bütün koca koca isimlerin özel veya genel yaşamlarına baktığımızda,

Ne iğrenç tüneller,

Ne karanlık dehlizler,

Ne çıkmaz sokaklar,

Ne kopmuş kıyametlerle karşılaşıyorsunuz inanın aklınız dimağınız durur…

Bu kadarına da pes doğrusu diyeceğiniz rezillikte,

Hayasızlıkta sınır tanımayan iğrençlikleri öğrendikçe insan olduğunuzdan utanacaksınız…

Uygar,

Çağdaş,

Yenilikçi olmak için bu insanlarımı örnek alacağız diye hayıflanıp saçınızı başınızı yolacaksınız yarenlerim…

Ancak şunu da unutmamakta fayda var erenler ‘Uygarlık’ denilen olgu zaten nefs-i emmare imparatorluğu değil midir?

Bu yalancı,

Bu hayal imparatorluğunda hakikatten başka her şey mevcut değimlidir?

Dostlarım;

Ailenin temel taşı kadındır.

 "Yuvayı dişi kuş yapar" demiş ya atalar…

 Gerçekten çok doğru bir laf etmişler!

Peki öyle ise biz erkekler nasıl bir kadın tercihimiz olmalıdır ki,

 O aile her fırtınadan ayakta kalarak çıksın,

 Ve yuvaları cennete yol olsun?

Bu soruya cevap vermek için düşünmeye ya da başka yerlere bakmaya gerek var mı erenler?

Ya da başka hayatlarda arayışa girmek bize yakışır mı?

Her müslümanın örneği Hz. Hatice, Hz. Aişe değil midir?

Efendimiz ne dedi ise,

Ne tavsiye etti ve yaşadı ise,

Hepsi bizim hem dünya hem ahiret mutluluğumuz için değil midir?

Peki ne demiş alemlerin efendisi:

"Kadını, güzelliği dolayısıyla alma; güzelliğinin kendisini helake sürüklemesinden korkulur. Malı yüzünden de alma; çünkü servetinin kendini azdırmasından korkulur. Ancak dindar olan kadını al."

Dini bütün kadın her şeyden önce Allah'ını bilir,

Allah’tan korkar ve Allah’ı sever...

Böyle hasletlere sahip bir kadın da bir yuvada huzurun ve mutluluğun kaynağıdır erenler…

Pek tabii kıymet bilecek, güzel huylu erkekler de olmalıdır elbet.

Bir erkek,

Hanımıyla iyi geçinme yollarını bilmelidir.

Bunun için hanımını iyi tanımalı;

Onun güçlü ve zayıf yönlerini bilmeli ve asla zaafından istifade etmemelidir.

Erkek, hanımının gözünde saygısını yitirirse,

Her şeyini yitirir.

Erkek espritüel olmalı, ara sıra aile içinde şaka yapmalıdır.

Katı otorite aileyi sarsar.

Çok ciddiyet, uzun zaman sonra psikiyatri servislerinde boy gösterir.

Kadını yönetmek,

Bir ülkeyi yönetmekten zordur dostlarım.

İyi bir yönetici değilseniz, evin içinde ihtilaller, darbeler, inkılâplar, muhtıralar yaşanabilir.

Ve dahi sonunda idama kadar gidilebilir…

Sözün özü dostlarım;

 Asıl olan odur ki hayat müşterektir.

Havva olmadan Âdem,

Âdem olmadan Havva düşünülemez.

İkisini birbirinden ayırmaya kalkışan, aslında insanı orta yerden ikiye bölüyor demektir.

Bölünmüş bir hayatta mutlu olma şansı ne kadardır?

İşte bu bakış açısı ile olayı değerlendirip uygularsak;

Ne boşanmalar ivme kazanır,

Ne gençlik kendisine rol-model olarak sapkınlık içindeki insanları seçer, nede aile kavramının temeline dinamitler konulur…

Hülasa dostlarım;

Aydınlık ve inançlı yarınlar için,

Huzurlu ve mutlu gelecek için boşanmaların hortlamadığı,

Ademoğlunun bir birbirinin gırtlağına sarılmadığı toplum ve milletler için yegane adres peygamber efendimizin yolu,

İslam dinidir…

Ve yarenlerim çare İslam’dır…

Gürkan Ofis Mobilyaları