BİR KAYSERİLİ DEDE-GERÇEKLİKLER: ZAMANSAL, MEKÂNSAL VE EVRENSEL (II)
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 25.10.2018 00:00:04 / 583okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Bir önceki yazımızda bahsettiğimiz; zamansal ve mekânsal gerçeklerle birlikte bir de zamana ve mekâna bağlı olmayan yani zamandan ve mekândan bağımsız olan evrensel gerçeklikler vardır. Zaman ve mekân adeta bunlara bağlıdır. Bunlar zaman ve mekân ötesidirler. Önceleri sabit ve mutlak olduğu düşünülen zamanın bile mutlak olmadığı bilinen bir gerçektir. Zaman da bu gerçeklikler tarafından yönetilmektedir. İnsanoğlu için aynı zamanda bu gerçeklikler bir sınırdır, bir limittir belki de sonu belli olmayan bir sondur. Bunlar sosyal hayatı sınırlamakta da; belirleyicidir, etkendir ayrıca evrenseldir. Hani derler ya; böyle gelmiş böyle gider diye. İşte bu gerçeklikler böyle gelip böyle gidendir. Diğer her şey geldikleri gibi değil değişerek giderler. Bu gerçeklikler, her şeyi değiştirir ve aynı zamanda insanoğlunun evrendeki kozmik kaderinin de belirleyicisi olur. Teolojik, ontolojik ve diğer alanlar açısından bu gerçekliklerin pek çok ismi olsa da bunlar: EvrenselFizik Yasalarıdır.

Fizik yasaları evreni yöneten yani eşyayı yöneten yasalardır. Evrende bulunan eşya bu yasalar tarafından yönetilir. Bu yasalar aynı zamanda evreninin devinimine neden olan yani evreni döndüren yasalardır. Bunlar hayatı da etkiler, bir anlamda onu da döndürür. Biz küçüklüğümüzde Kayserili yaşlı dedelere: Nasılsın dede? Diye sorduğumuzda; yuvarlanıp gidiyoruz evladım derlerdi. İşte, bir kısmı insanoğlunun yuvarlanmasına neden olan, bir kısmı da onun yuvarlanmasına karşı duranlar; bunlardır. Yaşlı dedenin hissettiği ve bir kısmı ile bir kısmına karşı mücadele vererek yuvarlanmaya çalıştığı yasalardır bunlar. O biliyordu ki yuvarlanma varsa yaşam vardır. Yaşam sona erince de yuvarlanma duracak ancak yuvarlanmaya destek olan ve yuvarlanmaya köstek olan yasalar durmayarak etkisini sürdürmeye devam edecektir.  

Bu yasaları genel olarak: maddenin ve enerjinin korunum yasaları, entropi yasası, evrensel kütle çekim yasası, hareket yasaları, elektrik ve manyetik alan yasaları vb. şeklinde gruplandırabiliriz.

Bu yasaların hepsi sosyal yaşamda da insanoğlunu etkilemekle birlikte, eşyada olduğu gibi onu direkt olarak yönettiği söylenemez. Zira onun irade gibi eşyadan faklı özellikleri de var. Ancak bu yasalar, insanoğlunun genel anlamda hareket alanlarını etkilemekte hatta ondan da öte sınırlamakta ve evrensel düşüncesinin oluşmasında belirgin bir rol de oynamaktadır. O, yaşamı anlamlandırmaya çalışırken; mutlaka bu yasaların meydana getirdiği etkileri dikkate almak zorunda kalacak, aksi takdirde anlam kargaşası yaşayacaktır.

Evrende yoktan yani olmayan bir madde var edilemez. Bir bileşik madde oluşturabiliriz, karma bir malzeme üretebiliriz ancak olmayan bir maddeyi asla oluşturamayız ve üretemeyiz.  Var olanı da yok edemeyiz. Hammaddeleri işleyerek pek çok ürün elde ediyoruz. Bunları nasıl yapıyoruz? Diye sorulabilir. Bunları sadece dönüştürüyoruz. Bir yapıdan diğer bir yapıya dönüştürerek yeni ürünler elde ediyoruz.

Enerji de benzer bir yasaya tabiidir. Enerji de üretilemez, yok edilemez ancak dönüştürülür. Kömürün elektriğe dönüştürülmesi gibi. Her dönüşümde, enerji yok olmasa da onun faydalı kısmı azalarak yok olur. İşte tüm enerji mücadelesinin sebebi de buradadır. Yoksa enerjiyi dönüştürerek ve kullanarak onu asla yok edemeyiz. Onu faydalı kısma dönüştürerek; iş yaparız, üretim yaparız, seyahat ederiz vs. Son tahlilde her dönüşümde, enerjinin faydalı kısmı faydasız kısma dönüşerek, enerjinin kullanılabilirliğini yok eder. Enerji kaybolmasa da faydalı kısmı kaybolarak yok olacaktır. Bu da maalesef insanoğlunun aleyhine gelişen bir gerçek olarak karşısında hep duracaktır. Ancak tasarım böyle, ne çare…

Zaman zaman yerçekimi kuvvetine karşı hareket etsek de onun etkisinden kurtulabilir miyiz? Örneğin uçakla yolculuk yaparak yerçekimi etkisine rağmen havada yolculuk yapabiliriz. Ancak yine de etkisinden kurtulamayız. Ona rağmen hareket edebiliriz, uçabiliriz. Bedelini de öderiz. Bu bağlamda, insanoğlu uçak ile uçarken bu kuvveti yenebilir; genel olarak gençliğinde veya daha sağlıklı iken de bu kuvvete ve bundan kaynaklı sürtünme gibi diğer kuvvetlere rağmen daha rahat hareket edebilir. Ancak her şeyde olduğu gibi, bunun da bir bedeli ve bir de sonu var. Uçakta yakıt bitinceye kadar, yaşamda da belli bir yaş ve sağlık noktasına gelinceye kadar bu durum ancak sürdürülebilir. Yani uçakta yakıt bitince; yaşamda da yaş ilerleyip, kaslar zayıflayıp, kemikler de deforme olup sağlıkla ilgili bir sıkıntı oluşunca, yerçekimi kuvveti harekete engel olacaktır.

Hareketin de belli yasaları var. Hareket keyfi bir eylem değildir ve hareket yasaları diye tanımlanan prensipler dâhilinde meydana gelir. Hareket etmeyen bir cisme etki eden bir kuvvet; hareketi engelleyen atalet, sürtünme gibi karşı kuvvetleri yenince, cisim de hareket etmeye başlar. Kuvvet ortadan kalkınca da sürtünme ve diğer karşı kuvvetlerden dolayı hareket sona erer. Bu bağlamda harekete neden olan kuvvet varsa onun karşısında da onu durdurmaya çalışan sürtünme gibi kuvvetler de oluşacaktır. Hem de kendiliğinden. Sürtünme olmasaydı hareket halindeki cisimler hareketlerine sonsuza kadar devam edecekti. Dolasıyla kuvvet olmadan yer değişim olmuyor. Yaşamda gıda da olmadan, araçta da benzin olmadan yani kimyasal kaynaklı kuvvet olmadan da hareket olmuyor.

Her etkiye karşı mutlaka bir tepki vardır. Etki eşittir tepkidir. Sosyal yaşamda da bu denklikler her zaman sağlanmasa da mutlaka her etkinin bir tepkisi oluyor veya oluşuyor.

Daha önce de ifade edildiği gibi eşya bu yasalar tarafından yönetilir. Eşya bu yasalara aykırı davranamaz. Eşyayı yöneten bu yasalar insanoğlunu direkt yönetemezse de onu dolaylı olarak etkilemektedir. İnsanoğlu bu yasalardan bağımsız değildir. Onun etkisinden bedel ödemeden örneğin enerji harcamadan kurtulamaz. O, bunları evrensel yasa olarak bilmeyebilir. Ancak bunları bilmese de mutlaka deryanın etkisini bilir. Hani şair demiş ya: Cihân-ârâ cihân içredir ârâyı bilmezler; O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler. İnsanoğlu aramayı bilmese de, içinde yaşadığı deryayı bilmese de mutlaka onun etkisini bilir ve hisseder. Bu etkiyi bilimsel olarak ifade edemezse de etkinin kendi üzerindeki sonuçlarını ve yansımalarını ifade eder. Türkülere konu yapar; deyim olarak söyler; atasözü olarak onu kalıplaştırır; tecrübe olarak aktarır: Bu dünyanın hali! Der. Ne ekersen onu biçersin! Der. Haydan gelen huya gider! Der. Bu dünyanın direği yok! Der. Etme bulma dünyası! Der. Ben ettim sen etme! Der. Giden gelmiş mi! der. Der de der.  Hep der. Çare arar. Bunu hep yapar. Bilir ki kendisinin yuvarlanmasına karşı duran yasalar kendisine galip gelecek ve bir gün dönmesini durduracaktır. Bunun için belki de Kayseri de bir türkü çığırarak: Felek değirmenin dönüyor mu? Benim değirmenim duruyor, diyecek…

Onun mahilerden farkı, dünyanın da hali bu olsa gerek. Fark olmasaydı da ne yapmak gerek…

 

Herkese de bol selam demem gerek

Yazarın Diğer Yazıları
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
18 Mart 2019 Pazartesi
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL