KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


BİR MİLYAR YIL SONRAKİ DÜNYA’YA YOLCULUK

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Bilim insanlarına göre Dünya ile ismini Güzellik Tanrıçasından alan Venüs (Çoban Yıldızı), başlangıçta benzer koşullara sahipti. İkisinde de hayat vardı. Venüs Dünya’ya, Dünya da Venüs’e benziyordu. Adeta birbirlerinin ikiziydiler. Hatta adları da ikiz gezegendi.

Venüs’ün büyüklüğü ve kütlesi yaklaşık olarak Dünya kadar. Ay’dan sonra bize en yakın gezegen. Bize en yakın olduğu konumdaki uzaklığı, Ay’ın uzaklığının sadece 100 katı kadar.

 

İlginç Bir Hikâye

 

Venüs’ün gözlenmesi ile ilgili olarak kaynaklarda ilginç hikâyeler anlatılmaktadır. Bunlardan biri; G. Legentil isimli bir Fransız gök bilimcisinin, 1761-1769 yılları arasında yaşadıklarıdır. O dönemler, Venüs’ün Güneş’in önünden geçişinin gözlenebilmesi için en uygun yerin, Hindistan olduğu düşünülmektedir. Legentil gözlem yapmak amacıyla Hindistan’a gitmek için bir gemiye biner. Bu arada İngiltere ile Fransa arasında başlayan, Yedi Yıl Savaşları vardır. Bundan dolayı belli bir gecikmeyle Hindistan’a varır. Vardığında da Venüs çoktan geçmiştir. Gözlem yapamamıştır. İkinci bir geçiş ancak 8 yıl sonra gerçekleşecektir. Tekrar benzer bir durumu yaşamamak için Hindistan’da beklemeye karar verir. Nihayet beklenen gün gelir. Şansından da o gün hava açıktır. Gözlemin gerçekleşeceği sırada çok ilginç bir şey olur. Bulutlar Güneş’in önünü aniden kapatır ve Legentil gezegenin geçişini izleyemez. Sekiz yıl beklemiş fakat bulutlar engel olmuştur. Bir sonraki ise 1874 yılında gerçekleşecektir. Onun için artık imkânsızdır. Zira buna ömrü yetmeyecektir. Bunu bildiği için tekrar Paris’e dönmeye karar verir. Yolda iki deniz kazası da atlatır. Nihayetinde Paris’e varır. Yakınlarının öldüğünü düşünerek mallarını paylaşmaya çalıştıklarını görür. Gözlemi yapamasa da mallarını kurtarır.

 

Venüs’ün Şimdiki Durumu

 

Bilim insanları önceden yaşam olan Venüs’ün şu an yüzeyinin kupkuru, basıncının da ezici olduğunu tespit etmiştir. Zira atmosferi kalındır. Sürekli sülfürik asit yağmuru yağmaktadır. Gezegenin sıcaklığı da oldukça yüksektir. Orada yaşamın olmadığı da bilinmektedir.  

Neden böyle oldu? Sular, neden Dünya’da kaybolmadı da Venüs’te kayboldu? Bunun yanıtı gerçekten çok ilginç. İlginç olduğu kadar da ibretliktir. Bizi de ilgilendirmektedir.

 

Başlangıçta birbirinin ikizi olan gezegenlerin yolları, bir çarpışma nedeniyle ayrıldı. Dünya’ya Mars büyüklüğünde çarpan bir kütle, onun kendi etrafındaki dönüş hızını artırdı ve dışında da manyetik bir kalkan oluşmasına neden oldu. Kalkan, Güneş’ten gelen zararlı ışınları engelledi. Yaşam için adeta bir zırh oluşturdu. Venüs’e de bir kütle çarptı. Bu çarpışma onun dönüş hızını yavaşlattı. Hatta dönüş yönünü de değiştirdi. Bundan dolayı Venüs bir gününü, 243 Dünya gününde tamamlamaktadır. Oradaki 1 gün bizdeki 8 aya bedel oldu. Bu yüzden çekirdeğinden kaynaklı manyetik alan oluşamadı.

 

Bundan milyarlarca yıl kadar önce Güneş daha az parlaktı. Venüs’te de hayat vardı. Belki de bizimki gibiydi. İki gezegen de benzer atmosfere ve okyanuslara sahipti. Zamanla Güneş’in parlaklığı arttı. Ayrıca Güneş rüzgârları, atmosferini deldi ve yapısını bozdu. Atmosferinde bulunan su buharı molekülleri de Güneş’ten gelen ışınların etkisiyle parçalandı. Hidrojen ve oksijen serbest kaldı. Hafif olan hidrojen daha yukarı çıkarak uzaya dağıldı. Oksijen de benzer duruma maruz kaldı. Belli bir kısmı da yüzeydeki kayaçlarla birleşti. Okyanuslardaki sular da yine sıcaklığın etkisiyle (450 C’den fazla) buharlaştı ve yok oldu. Gezegen kurudu.

Volkanik gazlar da mevcut durumu destekleyince, atmosferinde karbondioksitten kaynaklı kalın bir tabaka oluştu. Söz konusu tabaka, gezegenin basıncını artırdı. Dünya’daki basıncın yaklaşık 100 katı bir basınç oluştu. Bu bir otomobili rahatlıkla ezebilir. Mevcut haliyle Venüs’ün adeta bir cehennemi andırdığı belirtilmektedir.

 

Belki de yaşam bu şekilde sonlanmış oldu. Yaşamın Venüs’te sona ermesinin temel nedeni onun Güneş’e daha yakın olmasından, onun artan parlaklığından ve zararlı parçacıklarına karşı korunamamasından kaynaklandığı bilinmektedir. Zira bilim insanlarına göre Venüs; yanlış zamanda, yanlış yerdeydi

 

Benzer bir süreç Dünya’da yaşanmadı. Çünkü Güneş’e daha uzaktı. Atmosferinin sıcaklığı daha düşüktü. Buharlaşan su, yeryüzünden ortalama 15 km mesafe içerisinde, şimdilik güvenli bir şekilde durmaktadır. Ayrıca dışındaki manyetik kalkan da atmosferinin kaçmasına engel olmaktadır. Hep böyle mi olacak? Sürpriz bir gelecek, Dünya’yı beklemektedir.  

 

Dünya’nın Bir Milyar Yıl Sonraki Durumu

 

Uzmanlara göre Dünya’yı da benzer bir gelecek beklemektedir. Güneş’in sıcaklığının artmasına paralel olarak tıpkı Venüs’te olduğu gibi burada da benzer bir olay gerçekleşebilecektir. Günümüzden yaklaşık olarak 1 milyar yıl sonra Güneş’in parlaklığı artacaktır. Bu durumda, Dünya’da sıcaklık da artacaktır. Sıcaklık artınca, sular da buharlaşmaya başlayacaktır. Başlangıçta 500 ila 600 C’ye çıkan sıcaklılar, zamanla daha da artacaktır. Zira buharlaşan sular, atmosfere çıkacaktır. Aynı zamanda sera etkisi de yapacaktır. Artan ısı uzaya taşınamayacaktır. Bunun sonucunda, yeryüzünde sıcaklık daha da artacaktır. Sıcaklık arttıkça, sular daha çok buharlaşacaktır. Kısır bir döngü oluşacaktır. Sıcaklık arttıkça, sular buharlaşacak; sular buharlaştıkça da sıcaklık artacaktır. Yeryüzünde bulunan tüm suların, 10 bin yıl içinde (100 nesilden fazla) atmosfere taşınacağı, tahmin edilmektedir. Nihayetinde sıcaklığın da 2.000 C’ye kadar çıkacağı öngörülmektedir. Zira yukarıda belirtilen kalkandan dolayı buharlaşan suların, Venüs’te olduğu gibi uzaya kaçamayacağı düşünülmektedir.

 

Sular uzaya dağılamayacak ancak yeryüzünde ise sıcaklık aratacaktır. Yaşamın lehine oluşan manyetik kalkan, yaşamın aleyhine dönüşecektir. Buharlaşan suyun etkisiyle atmosfer basıncı da artacaktır. Basıncın değerinin şimdikinden yaklaşık 300 kat daha fazla olacağı tahmin edilmektedir. Zamanla 2.000 C’ye erişen sıcaklık ve 300 atm’e yaklaşan basınç, Dünya’yı adeta yakıp yıkacaktır. Söz konusu basınç, bir tankın ağırlığından daha fazla baskı yapacaktır. Sıcaklık da onu erimiş bir yapıya dönüştürecektir.

 

Yaşama neden olan su, bu sefer ölümün nedeni olacaktır. Dost olan su, düşman olacaktır. Tüm dağlar yanacaktır. Volkan gibi patlayacaktır. Hepsi adeta birer yanardağa dönüşecektir. Yeryüzüne inen birisi, basıncın etkisiyle anında ezilecektir. Ezilmekle kalmayıp aynı zamanda kavrulacaktır. Durum bu kadar vahimdir. Manzara ise korkunçtur. Dünya’da artık yaşam olmayacaktır. Burası yaşanılmaz bir yer olacaktır. Tıpkı Venüs’e benzeyecektir. Onun bugünkü ikizi olacaktır. Hatta ondan da kötü olacaktır. Başta birbirine benzeyen iki gezegenin, kaderi de benzeyecektir.

 

Kurtuluş Var Mı?

 

Uzmanlar Dünya’nın zamanla, Güneş Sisteminin en sıcak ve en ölümcül gezegeni olacağını ifade etmektedir. Bundan dolayı insanoğlunun kurtuluşu için iki yol önerilmektedir. Diğer bir ifadeyle muhtemel iki olasılık görülmektedir. Birincisi Dünya’yı terk etmek olacaktır. Teknolojik olanaklar elverirse insanlar 1 milyar yıl sonra belki de daha önce Dünya’yı terk edecektir. Güneş’ten daha uzak bir gezegene göç etmek zorunda kalacaklardır. Bu ihtimal önemli bir yaklaşımdır. Belki de söz konusu gezegen, Mars olacaktır. Mars’a gerçekleştirilmeye çalışılan yolculukla ilgili projelerin, geleceğin kurtarılmasında hayati öneme sahip olduğu düşünülmektedir. Teknolojinin insan yaşamını kurtarıcı manada kullanılması bu noktada zaruridir. Ayrıca organizasyona da ihtiyaç vardır. Bunun için insanlığın farkındalığının gelişmesi ile birlikte gelecek nesillerin hayatlarının kurtarılmasıyla ilgili olarak çalışmak zorunda olduğunu da hissetmesi gerekmektedir.

 

İkinci bir olasılık da Dünya’yı yörüngesinden çıkarmak yani Güneş’ten uzaklaştırmak olacaktır. Dünya’nın yakınından geçen meteor ve kuyruklu yıldız gibi büyük cisimlerin, kütle çekim kuvvetleri etkisiyle onu yörüngesinden çıkartarak Güneş’ten uzaklaştırması, uzmanlara göre teorik de olsa mümkün görünmektedir. Bunun için cisimlerin Dünya’ya çarpmasının engellenmesi gerekmektedir. Söz konusu kuvvetler, milyonlarca kez gerçekleşirse kurtuluş mümkün olabilecektir. Şimdilik bir şey söylemek için çok erkendir…

 

Öneri ve Sonuç    

 

Güneşin kalan ömrünün 5 milyar yıl kadar olduğu tahmin edilmektedir. Yani 5 milyar yıl sonra zaten sönecektir. Sönüş ise her şey gibi onun da ölümü olacaktır. Güneş Sisteminde bulunan gezegenler karanlığa gömülecektir. Onlar da bir anlamda ölecektir. Bu inanılmaz bir şey ve aynı zamanda korkunç bir gelecektir. Her gün doğan Güneş, bir gün doğmayacaktır. 5 milyar yıldan daha önce belki de doğudan değil batıdan doğacaktır. Kim bilir. Güneş Sistemi açısından o dönemlerin, karanlığa ve ölüme giden yapıların oluşacağı dönemler olacağı düşünülmektedir.

 

Güneş ölmeden 4 milyar yıl önce de yukarıda verilen senaryoya göre gezegenimizi ve insanoğlunu büyük bir tehlike beklemektedir. Bir milyar yıl sonra ne olur, ne biter şimdiden bunları kestirmek gerçekten imkânsızdır. Fakat pek çok şeyin değişeceği gerçektir. Belki de farklı bir gelecek oluşacaktır. Bunu şimdiden söylemek anlamsızdır…

 

İnsanlık var olursa böyle bir sınavla karşı karşıya kalması muhtemeldir. Günümüzde yaşayan insanların, o dönemde yaşamak isteyeceğini düşünmüyorum. Şimdilik onları düşünmek de anlamsız denilebilir. Ancak geleceğe iyi bir miras bırakmak da bizim vazifemizdir. Konuyla ilgili olarak ne kadar çok önlem ve çare düşünülürse geleceğin kurtarılması hususunda, o kadar çok adımlar atılmış olacaktır. Çünkü onlar bizim geleceğimiz. Biz ise onların geçmişi olacağız. Gelecek yok olursa geçmiş de olmayacaktır. Bu durumda da her şey yok olacaktır.

Venüs’te oluşan garip ve gizemli bir olay, yaşamı yok edici yapıyla sonuçlandı. Onun bugünkü hali; bize yaşamın sonlu olduğunu ve Dünya’nın da geleceğini göstermektedir.

 

Bir milyar yıl bizim için sonsuz bir zaman gibi gelse de evren için o kadar da büyük bir zaman değildir. Yaşamın tüm ömrü kozmik ölçekte küçük bir zaman diliminden ibarettir. Evren 100 yaşında olsaydı insan ortaya çıkalı daha henüz 3 saat bile olmamış olurdu. Biz bunları düşünmesek de bunları düşünenler olacaktır. Belki de kurtulan onlar olacaktır. Mars’a yolculuk olunca da burada kimler kalacaktır…

 

Hoşça kalın… 

Gürkan Ofis Mobilyaları