KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


BİR VİCDAN AYNASI OLSA DA…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Henüz yepyeni bir yılın başındayken

Bir manevî ayna olsa da sevgili dostlarım göstersek en derunumuzu,

Zihnimizin,

Ruhumuzun,

Kalbimizin en kör noktalarını gösterse…

Acaba kaç kişi onun karşısına çıkmak ister?

Ya da şöylemi sorsak:

Kaç kişi cesaret edebilir böyle bir yüzleşmeye?

Herhalde çok az kişi!

Ama biz her gün kendi içimize öyle bakmakla,

Nefis murakabesi yapmakla yükümlü değil miyiz?

Hepimizde bir vicdan aynası yok mu?

Var! Var olmasına lakin erenler

Sanki bizdeki aynalar biraz buğulu, sisli, yahut boyalı gibi.

Ya da dökülmüş bütün sırları zaman içinde...

Yahut da bakmamızı zorlaştıran bir köşeye konulmuş gibi.

Gafletin böyle oyunları,

Böyle hileleri vardır her daim dostlarım;

Nefisle anlaşarak özeleştiriyi işlemez hale getirir.

Böyle yaratılmışız,

Çünkü aksi takdirde imtihan olmazdı.

Oysa işbirliği nefis ile değil kalb ile yapılacak.

"Kalb ile akıl etmek" işte bunun işaretidir erenler

Şayet 'Nefs' ile akıl edersek,

Tutkularımızın esiri oluruz.

Eğer insan bütün bunları kendi yalın (çıplak) aklıyla bulabilseydi dostlarım,

Ben fakire göre ‘Vahiy’ diye bir olgu olmazdı.

Vahye olan ihtiyacımızı hiçbir akıl karşılayamazdı...

Çok şey verir,

Fakat öyle bir yerde şaşırtır ki hepsi boşa gider;

Hatta negatif unsurlara dönüşürdü...

Batı Felsefesi bunun dramatik örnekleriyle doludur.

Benim kişisel bir iddiam vardır:

Batı Felsefesi'nden Batılılar değil,

En iyi Müslümanlar yararlanabilir ama

Çok risklidir.

Dialektik cendereye tutulmadan,

Oraya girip çok iyi derlemeler yapabilirsin;

Bir manyetik alana kapılmazsan,

Bir yüksek voltaj teline dokunmazsan,

Yani bunlardan korunacak donanımın varsa.

Düşünce hatası yapanlar,

Bilgiler arasında yalnız kalarak kendilerini bir kısır döngüye kapılmış gibi hissederler.

Onları bu beyhudelik duygusundan sadece düşünce yardımı kurtarır zannımca,

Başka bilgiler değil.

Düşünce yardımı da düşünce bilgisi ile gerçekleşir.

Benim okurken aradığım hep budur.

Bir düşünce yanlışları da olsa, değerli bir düşünce bilgisi taşıyabilir.

Temyiz edebilenler için bu çok değerli bir sonuçtur, katkıdır.

Bazısı soru sorar.

Sorduğu soru bir düşünce hatasından kaynaklanıyordur.

İhtiyaç duyduğu cevap,

Aslında onun istediği cevap değildir.

Ama genellikle anlamaz aradaki ilişkiyi.

Önce sormayı öğrenecek hale gelmesi gerektiğinin farkında değildir.

Matematik hocamız derdi ki:

"İnsan matematikte sormayı bilmediği sorunun cevabını da anlayamaz"

Önce matematiğin dilini bileceksin.

Sorunda bile, daha neleri bilmediğin açıkça görülüyor;

Önce onları öğreneceksin geçmiş derslerden.

Bu sadece matematiğe has bir durum değildir.

Birçok bilgi dalında böyledir.

"Kopuk bilgi parçalarından düşünceyi doğdurucu sonuçlar çıkmaz"

Birleştirip bir araya getirme alışkanlığı kazanılmamışsa

Her bilgi parça buçuktur.

İstediğiniz kadar yüklenin.

Düşünce adamı değil;

Sadece bilgi hamalı,

Ya da en fazla da düşünce mankeni olursunuz.

Sonra oturup kahırlanıyoruz,

"Niye böyleyiz, niçin doğru yolda doğru yürüyemiyoruz?" diye.

Bireysel olarak da, toplumsal olarak da;

İtidal,

Bütünlük,

Birleştirme,

Düşünce (kalb ile düşünce) kavramlarını anlayamadığımız için,

Nefsin oyunlarına ve hilelerine fikir planında karşı koyamıyoruz...

Hayatı gerçek mahiyetiyle anlayamıyoruz ve peşi peşine gelen bütün bu talikler canımızı sıkıyor...

Bir düzen tutturamıyoruz...

Vicdan aynamızı kullanmadıkça

Yüreğimizin sesini dinlemedikçe

Hep başkalarının sahip olduklarına heves edip

Şükretmeyi hatırlamadıkça

Dişliler arasında yok olmaya mahkûm oluruz…

Gürkan Ofis Mobilyaları