KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


BÖLÜŞMENİN GÜZELLİĞİ…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Yepyeni bir hafta,

Yepyeni umutlar…

Hayatımızdaki her şey güzel başlayıp, güzel devam etsin arzusundayız.

Lakin öyle bir dönemde yaşamaktayız ki erenler

Ne Yakup sabrının,

Ne Yusuf güzelliğinin izleri var hayatlarımızda…

Hepimiz yıldızı alınmış geceler gibi derin ve hüzünlü bir hayatın içerisinde ömür tüketiyoruz…

Uçsuz bucaksız bir hiçlik!

Ve anlamsızlık hâkim iç dünyamızda…

Zaman mı bu baş döndürücü hızla değişen, yoksa bizler mi un ufak olduk dişliler arasında?

Doğrusu kestirmek zor…

Ancak hiç kimsenin yadsımayacağı bir gerçek var ki;

Hepimiz büyük bir vicdansızlığın ve bencilliğin kıskacında

Bütün iyiliklerimizi,

İyi yanlarımızı,

Merhametimizi,

İç sesimizi susturduk…

Hem de dünyalık menfaatler uğruna…

Kimse kendini mükemmel dindar,

Ya da günahsız saymamalı bundan böyle!

Çünkü bizler her gün bilerek yada bilmeden onlarca insanın kalbini kırmaktayız…

Neresinden tutarsan tut elimizde kalan,

Şekilcilikten öteye geçemeyen bir dindarlık algımız var yarenlerim.

Ve hala ne hikmetse yaradılışımızın iç sesini duymuyor kulaklarımız.

Hoşgörüyü rafa kaldırmış,

Sabrı tatile yollamış,

Affetmeyi unutmuş,

Bölüşmenin güzelliğini hissetmeyi unutmuşuz…

Hepsinden önemlisi de umut etmeyi unutmuşuz dostlarım.

Hep ben diyen kibirli ve dünyalık menfaatimiz uğruna

Merhamet ve şefkati kurban vermişiz!

Oysa merhamet ne güzel bir elbisedir ki giyeni güzelleştirir, iyileştirir…

Yüce yardan kitabında gözümüze sokarcasına tekraren kullarına karşı ne kadar merhametli ve şefkatli olduğunu dile getirip altını çizmişken kalın çizgilerle insanoğlunun kendi ırkına; hatta tüm yaratılmışlara karşı sergilediği barbarlıklar gerçekten son derece hazin dostlarım…

Sözde ‘Modern Hayat’ ta;

Esnaf müşterisini,

Bürokrat gelen vatandaşı,

Doktor hastasını,

İşveren işçisini,

Öğretmen öğrencisini,

Zengin yoksulu,

Güçlü zayıfı

İmkânları ölçüsünde ezmekte…

Bin bir sıkıntıya düşürmekte,

Halinden anlamamakta veya gücünden dolayı çevresine zulmetmekte erenler…

Dahası bu kadarla da yetinmeyip bütün bunları kendisi yapmamış gibi de etrafına dinden diyanetten dem vurup, fetvalar vermeye kalmakta…

O kadar İronik,

Hatta trajikomik sahneler vücut bulmakta ki dostlarım;

Merhamet ve şefkat ne yazık ki İslam ahlakı ve yaşayışında bir odak noktası olmanın çok ötesinde kalmakta…

İslam’ın birlik beraberlik,

Zayıfı güçsüzü koruyup kollayan birleştirici ve merhameti teşvik edici ruhu böyle düşünüp,

Uygulayan hoyrat ellerin himayesinde,

Özünden uzaklaşıp ademoğlunun kötü emellerine hizmet etmekte…

De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.” (Zümer, 39/53)

Dostlarım;

Gelin hep birlikte bir nefis muhasebesi yapalım bakalım kaç kişinin kalbini kırdık,

Kaç kişiyi yaraladık,

Kaç kişiye eziyet ettik,

Kaç kişiye yüz çevirdik ve kaç kişiye verdik veriştirdik!

Lütfen bir hesaplayın bakalım!

Merhamet ve şefkatin üzerini kaç yerden çizmişiz kendiniz görün!

Dostlarım gündelik konuşmalarımızda sıkça kullandığımız bir tabir vardır.

Üç günlük dünya” deriz.

Sıkça kullanırız da yine de üç günlük dünya için yapmadığımız fırıldaklık,

Etmediğimiz yalan,

Çevirmediğimiz dolap kalmaz erenler…

Üstüne üstlük bir de etrafa kalkıp nizam ve intizam vermeye kalkarız.

Tam da bu noktada şu soruyu sormak faydalıdır kanaatindeyim dostlarım

“Acaba bizler ne kadar merhametliyiz?”

Hiç düşündünüz mü bunu erenler?

Kendinizi beğeniyor musunuz?

Kalbini kırdığınız insan sayısı ne kadar?

Peki, isteklerini geri çevirdikleriniz?

Bir de aşağılayarak,

Üstünlük taslayarak,

Hakir görerek kıranlar var ki bu tipler toplumda hızla çoğalıyorlar ne yazık ki…

Hakir dedik de dostlarım bilmem daha önce duydunuz mu

Ünlü Seyyahımız Evliya Çelebi kendisine “Hakir” lakabını takmış ve çoğunlukla kendisinden söz ederken “bu hakir” derlermiş.

Bu kısa hatırlatmada göstermekte ki ecdadın kültür ve medeniyetinde tevazu ve içtenliğin bir vesikası gibidir Evliya Çelebi’nin bu lakabı!

Oysa bu günün egosu şişkin yaratıkları için kendisi dışımızdaki herkes “Hâkirdir!”

Dostlarım merhamet, şefkat ve hikmetin sırça saraylarından aşağılara düşüp çekilmiş,

Öylesine gönlümüzü dünyanın üç beş kuruşluk itibar ve şöhretine peşkeş çekmişiz ki yarenlerim

Utanılası bir tablonun figüranları olarak salladığımız küreklerimiz elimizde kalmış adeta…

Ben fakire göre merhameti herkese ve her şeye sel sebil etmeliyiz erenler.

Yaşlıya - gence,

Kadına - çocuğa,

Yoksula,

Dula,

İhtiyaç sahibine,

Hayvana,

Bitkiye,

İnanana - inanmayana,

Sevdiğimiz - sevmediğimiz bütün insanlara merhamet etmek mecburiyetindeyiz.

Çünkü dostlarım iki cihan güneşi sevgili peygamberimiz buyururlar ki:

 “Merhamet ediniz ki merhamet edilesiniz!”

Bu sözlerde ne büyük hikmetler gizlidir erenler.

Zira çağdaş denilen kıyamet alameti hayat

Bizi en küçük zerrelerimize kadar değiştirdi,

Bozdu!

Kirletti!

Zalim taraflarımız öne çıktı,

Hayvani taraflarımız pekişti,

Bencilliğimiz bilendi,

Dünyadan yana taraf oluverdik erenler…

Bu hengamede merhametimizi kaybettik,

Acımasızlaştık…

Gönül gözlerimiz kapandı,

Şükür dualarımız noktalandı,

Egolarımız şişti semirdi

Ve bizler helaka doğru hızla yol alamaya başladık…

Yüce yaradan bu kötü gidişe dur deyip, bizi doğruyu görüp uygulayanlardan eylesin…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları