KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


BU AÇ GÖZLÜLERİ KİM YETİŞTİRDİ ?

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


 

Sevgili dostlarım;

Koronaviris ( Covid 19) tehlikesi her geçen gün şiddetini artırarak yayılıyor.

Avrupa’da  çöken sağlık sistemlerinin ardından

Süper Güç ABD’de göstergeler hiç iç açıcı görünmüyor

Başkent Newyorksalgının  yeni üssü olarak gösterilirken

Sam Amca’nın çocukları da salgına ciddi kurban vermeye başladı.

Ülkemiz de de salgına yönelik koruyucu önlemler artarak devam ediyor

Hava  yolu taşımacılığında yurt dışı seferler tamamen durdurulurken,

Yurt içi seferler de 14 şehir ile sınırlandırıldı.

Yine aynı kapsamda şehirler arası yolcu taşımacılığı valilik iznine tabi hale getirildi

Pek tabi bütün bu tedbirler vatandaşın sağlığını korumak

Salgının yayılma hızını engellemek

Ve dahi bu sıkıntılı süreci en az zararla atlatabilmek için…

Evet devlet tüm kurum ve kuruluşları ile çaba sarf ederken,

İnsanlarımız,

Özellikle de aç gözlü,

Gözü doymaz fırsatçı hainlerimiz

Bu sıkıntılı süreci fırsata çevirip

Vatandaşın kanını emmek içi türlü yöntemlerle kötülük yapmaya devam ediyorlar.

Özellikle de fahiş fiyat artışları,

Karaborsa mantalitesi ile yaşatılan mağduriyetler…

Bir ay önce 7.25’ten satılan helvayı bir anada 15 liraya çıkartan ahlaksız, utanmaz, aç gözlü yaratıklar…

Oysa bizler hep kanaatkar olmak,

Tok gözlü,

Paylaşımcı,

Fakiri – fukarayı kollayan kişiler olarak yetiştirilmiştik.

Bu ahlaksızlar nasıl yetişti aramızdan da fark etmedik erenler?

Kanaatkarolmak,

Elindeki ile yetinmek demektir…

Her insan rızkını elde etmek,

Yaptığı iş de başarılı olmak için çalışmalı

Bu çalışmaları neticesinde de Yaradan’ın kendisine takdir ettiği ile mutlu olmayı bilmelidir.

Çalışmak,

Kazanmak,

Daha iyisini yapmaya gayret etmek elbette gereklidir.

Ancak daha fazla kazanç için,

Meşru olmayan hiçbir yola tevessül  edilmemelidir  erenler…

Ademoğlu kanaatkar olmazsa;

Nekadar bolluk ve bereket içinde olursa olsun,

Yinede  sürekli bir eksiklik duygusu yaşayacaktır.

Kazandığıyla,

Elde ettiği ile  hiç bir zaman yetinmeyecek,

Mutlu olamayacaktır.

Hiç tükenmeyecek servet,

Hiç sona ermeyecek makam - mevki yoktur yarenlerim

Buna karşın kanaat hiç tükenmeyecek yegane  hazinedir.

Dostlarım;

İzninizle kanaat kavramına kısaca değinmek niyetindeyim…

Modern insanın en büyük yitiklerinden olan;

Ve dahi varlığıyla huzurlu bir hayatı temin ve tesis eden kanaat,

Yokluğunda israfın hayatları sonun başlangıcına sürüklediği bir can damarıdır.

Anlama,

Algılama gücümüzü inşa eden bir çok kavram gibi,

Bu kelimenin kökü de erenler,

İslam Mirası’nınyoğunluklu olarak ortaya konulduğu dil olan Arapca’ya aittir.

Yetinmek,

Emin olmak,

Razı olmak anlamlarına gelir… 

Kavram olarak ise erenler;

 ‘Ademoğlu’nun;

Yaradan’ın  verdiği imkanlara rıza göstermesi,

Başkalarının  elindekine göz dikmemesi,

Ve dahi aç gözlülükten uzak durması olarak değerlendirilebilir…

‘Kanaat’  ben fakire göre 

Mutlak anlamda bir farkındalık halidir dostlarım…

Bu farkındalığın insanın içine bakan yönü;

Rahman’ın ihsan ettiği imkanlaraşukur iken,

Dışarıya  bakan yanıysa,

Yeryüzünün zayıf bırakılmışlarına kol-kanat germesidir zannımca….

Allah cc.’ninimkan verdiklerinin,

İmkan verilmeyenlerden sorumlu olduğunu idrak edip kavramalarıdır…

Dostlarım,

Bir diğer deyişle ‘Kanaat’ israfa kalkandır …

‘Kainat’ta  yalnızyaşamadığının farkına varmak,

Kendi dışındaki ihtiyaç sahiplerini de hatırlamaktır...

Sürekli artan,

Büyüyerek katlanan ,

Bir sure sonra ev dışına atılmak durumunda kalınan eşya yükünden sıyrılıp,

Dünyanın bir çok yerinde,

Evsiz- barksız,

İşsiz – aşsız,

Garip – guraba,

Fakir – fukara

Milyonlarca insanın olduğuna dair bir iç sızısı  taşımaktır...

‘Kanaat’  açgözlülüğün zıddıdır yarenler...

Gözün ve gönlün tok olmasıdır...

Verince eksilmeyeceğinin,

Elde edilen her şey ile de ‘Rıza-i Bari’nin elde edilemeyeceğinin farkına varmaktır…

Çünkü ‘Daha fazla imkandaha fazla imtihan’ demektir erenler…

O nedenle ademoğlu;

Hesabı  verebileceği kadarını talep ve niyaz etmelidir!

Kanaat sahibi olmayan,

Diğer bir deyimle kanaatsiz ve aç gözlü insan,

Sürekli daha fazlasını,

Daha konforlusunu,

Daha pahalısını,

Daha yenisini

Hasılı erenler;

Her bir şeyin “Daha”sınıve ‘En’ini isteyen insandır…

Kendi elindekini her daim az,

Karşısındakinin sahip olduklarını her daim fazla görme illetine tutulan bu zihniyet,

Şükür,

Hamd vb.

Temennilerin yakınından bile  geçemeyen bir  mantaliteyi temsil  eder.

Kanaat sahibi olmayan kişi,

İmkanlarının tamamını bu dünyada kullanmak gibi bir takıntıya sahip olduğundan,

Ebedi alem için yatırım yapma ihtiyacı duymayan,

Her şeyin “En”ini burada solumaya  çalışan hastalıklı bir  ruh halinin pençesinde kıvranır.

Ancak unutulmamalı ki,

Hiçbir Müslümanın  zihni “Hiç ölmeyecek gibi bu dünyaya” çalışamaz…

Müslüman’ın  vazifesi bu dünya  da bu mantalite ile  yaşamak değil,

İlahi huzuru elde etmenin  yolunu

Araştırmak,

Öğrenmek,

Ve dahi uygulamaktır yarenler…

Özellikle  metropol yaşam tarzının zıvanadan çıkarttığı günümüz insanın

Gündelik hayatında nokta  koymayı unuttuğu, 

Günümüzde bu değerleri hatırlamak ve hatırlatmak

Ve dahi yaşamak,

Müslüman’ım diyen her kişinin  Yaradan’a ve onun elçisi olan Efendimiz’e karşı olan en büyük  sorumluluğudur Yarenlerim….

Aslında  ademoğlununkanaatsizliği sadece günümüz insanın sorunu değil  yarenlerim,

Pek tabi dünde bu durum vardı ,

Muhtemeldir yarında olacak…

Ancak  bizler  efendimizin gösterdiği istikamette ilerlemeye çalışırken,

Olabildiğince kanaatkar olarak,

Hem aile efradımıza,

Hem de yaşadığımız çevreye emsal teşkil etmek zorundayız  erenler …

İşte bu bilinçle hayatımızı idame ettirirken,

Bu zorlu yolda başarılı olabilmek adına dostlarım naçizhanebundan yüzlerce yıl önce  kaleme alınan Mesnevi’nin  şu dizelerine bir kez daha göz atıp,

Hayat felsefemizi bu doğrultuda  güncellemeyi  tavsiye  ediyorum.

“İhtiyaçtan fazlasına meyletme ki, sana galebe etmesin, sana bey olmasın!

Kanaatten hiç kimse ölmemiş, hırsla da hiç kimse padişah olmamıştır.

Her aç, nihayet bir yiyecek bulur.

 Devlet güneşi, elbette ona da vurur

Taneyi bırakan kuş, o hilesiz, düzensiz ovanın tanelerini yer, doyar

Ona kâni olduğu için kurtulur; hiçbir tuzağa düşmez; kolu, kanadı bağlanmaz

Kanaatten meydana gelen darlık, takvâdandır.

 Bu, aşağılık kişilerin yokluğundan, darlığından apayrı bir şeydir.

Pinti, bir habbe bulsa başını bile verir.

Halbuki temiz kişi, himmetiyle altın hazinesine bile bakmaz, onu terk edip gider.

Bir lokmaya kanaat, yüzlerce tabak yemekten hayırlıdır

Harislerin göz testisi dolmaz; sedef, kanaâtkar olmadıkça (içi) inci ile dolmaz

Peygamber, kanaate hazine demiştir .

Gizli hazineyi herkes, elde edebilir mi?

“Bu kanaat daimî bir hazineden başka bir şey değildir”

Ey gönle gam ve elem veren, artık beyhude sözlere dalma!

Sen kanaatten ne vakit canını nurlandırdın ki?

Kanaatten ancak bir ad öğrendin

Sirke satmada kanaat yüzünden bal denizine gark olmuş binlerce can gör…    “

En azından bu sıkıntılı günlerde kanaatkar olmayı deneyip,

Hırs ve aç gözlülüğümüze dur diyelim.