KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


BU AHLAKSIZLIK VİRÜSÜ YOK OLMAZ

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

50 yıllık hayatımın belki de en enteresan günlerini yaşıyorum ve yaşı 40 aşmış hemen herkesin de benimle aynı kanaatte olduğundan eminim…

Zira bilmediğimiz, tanımadığımız ve kırk yıl düşünsek aklımıza gelmeyecek tuhaf günlerin, hatta bir garabetin içindeyiz diye düşünmekteyim erenler.

TV Haber bültenleri,

Gazete haberleri,

Sosyal Medya paylaşımları,

Ve dahi gündelik konuşmalarımızın neredeyse tamamı;

Korona Virüs salgının ortaya çıkardığı Pandemi üzerine…

Sözün özü  aklımıza gelmeyen başımıza geldi yarenlerim.

“Bir garebetin tam ortasındayız” dedim zira her kafadan çıkan farklı ses zaten içinden çıkılmaz olan durumu iyice güçleştirmekte yarenlerim.

Herkes bildiği konuda da,

Hiçbir fikri olmayan konularda da soluksuz konuşmaya devam ediyor!

Bütün bu sıkıntının içinde en güzel olan hiç şüphesiz içinde bin aydan daha kıymetli Kadir Gecesi’ni barındıran mübarek Ramazan ayının başlamış olması ve Milli Birliğimizin en güzel tezahür ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın yarattığı birlik – beraberlik duygusu oldu.

Gerçi o konularda günlerdir türlü spekülasyonlarla kirletilmedi desek yalan olur da …

Bir gurup kendini bilmezin Ramazan ayı Aralık ayına ertelensin gibi ipe sapa gelmez taleplerini ısrarla dillendirip, illa da 23 Nisan Bayramını hiçbir şey yokmuşçasına tedbirsizce kutlama talepleri ile toplumsal huzuru temelinden dinamitleme gayretleri  boşa çıkmış olsa da, yine de bu sıkıntılı süreçte yaşananlar  ince bir sızı hissettirmiyor değil erenler…

Başta da dedik ya öylesine olağan üstü bir zaman dilimindeyiz ki,

Kime ne söyleyeceksiniz,

Kime ne diyceksiniz?

Ademoğulları her zaman olduğu gibi şimdilerde de fitne ateşini harlamakta pek bir mahirler…

Aslında tarih sayfalarını karıştırdığınızda Necip Türk Milleti’nin hayatında sıkıntılı süreçlerin hiç de eksik olmadığını  gözlemliyoruz.

Tarih yazıyor,

Tarih unutmuyor,

Unutturmuyor!

Yüz yıllık cumhuriyet döneminde bile  bugünlerde adını duymadığımız pek çok bulaşıcı hastalık ile mücadele edildiğini ve bu hastalıklardan çok sayıda insanın çok ciddi bir şekilde etkilendiğini  müşahade ediyoruz.

Ve eminim ki o dönemlerde de ciddi sıkıntılar yaşanmıştır.

Lakin millet olarak ayarımız da yok, orta yolumuz da!

Hep uç noktalardayız!

Ya uçurumun kenarında,

Ya da tam uçurumun dibinde buluyoruz kendimizi.

Sevinçlerimiz,

Heyecanımız,

Kaygımız,

Hüznümüz,

Ve dahi  tesellimiz hep bu kıvamda...

Millet olarak ara renkleri olmayan,

Ak ve kara renklerinin müdavimiyiz adeta erenler...

Bugünlerde  ‘Koronavirüs’ konulu kent efsaneleri de sohbetlerimizin arasına sokulup kendine esaslı bir yer edinecektir diye düşünmekteyim…

Zombileşen hasta hikâyeleri,

Hastanelerde gerçekleşen karantina vukuatları,

Birer büyük korku dağı gibi içimize yerleşip bizi ruhen ‘Korona Virüs’ vücudumuza girmeden,

Korona’ya yakalanacağız erenler…

Az kaldı !

Aslında bu süreçte en çok psikologlar ve toplum bilimciler konuşmalı.

Konuşmalı ve ekranlardaki,

Sosyal medyadaki bazı kimselerin hâletiruhiyeleri hakkında  teşhis koymalıdır.

Kimi insanlar menfi olaylardan maddi ve manevi rant elde etmeye,

Nüfuz ve mevzi kazanmaya çalışırlar,

Her şeyden çok anlarlar!

Böyle kimseler ne denir,

Ne söylenir bilmek lazım...

Zira ademoğlu  ifrat ve tefritte sınır tanımaz oldu yerenlerim...

Ve kanaatim oldur ki başımıza her ne geldiyse bu sebeptendir.

Savaşlar,

Yokluklar,

Yoksulluklar,

Bulaşıcı hastalıklar,

Ölümler...

Bizim çevrede sözü sohbeti dinlenir,

Örflü emekli öğretmen bir teyzemiz var.

Geçtiğimiz günlerde  sokakta  karşılaştık ve ayak üstü hal - hatır sorup  kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

Bu ağzı dualı teyze kısa sohbette bakın okulların tatil edilmesi, alınan tedbirler ve karantina hakkında ne yorum yaptı…

Bakınız toplum olarak şirazeden çıktık. Devlet büyüklerime sesleniyorum. Geliniz hazır okullar tatil edilmişken, herkes iyi kötü eve çekilmişken şu televizyon programlarını durdurup dört ana başlık altında yayın yapalım:

1. Kanal din, ahlak, erdem ve fazilet hakkında yayın yapsın.

2. Kanal tıp, biyoloji, fizik, kimya gibi bilimsel dallarda insanlara bilgi versin.

3. Kanal kültür, sanat, düşünce, müzik ve estetik konuşsun.

4. Kanal da hayata dair, insana dair her ne varsa uzmanlarıyla bilgi versin...

Hasılı ekranları, sosyal medyayı da bir süreliğine 'karantina’ya alsak ve topluca şöyle bir tazelensek, kendimizi yoklasak, kendimize bir yolculuk yapsak hiç fena olmaz!

Buna gerçekten de ihtiyacımız var!”

Ben fakirin  medya mensubu kimliğinden de harekete  böylesine güzel  bir çıkarım, böylesine manidar bir çözümleme  ve öneri ….

Doğrusu  hiç  beklemediğim ölçütte oldu.

Şöyle bir düşününce hiç de haksız olmadığını gördüm erenler.

Tepeden tırnağa haklıydı teyze.

Toplum olarak fikrî manada  çok yorgunuz.

Hâletiruhiyemiz hallaç pamuğu gibi savruk bir görüntü içinde!

 Her geçen dakika da  biraz daha ağırlaşıyoruz erenler.

Ve şöyle derin derin düşününce görmekteyiz ki;

Karantinaya alınması gereken çok fazla şeyimiz var!

Koronavirüs salgını  bile bazı insanları durduramadı.

Dedik ya erenler; süreç zorlu ilerliyor!

Rantiyecilik;  ruhuna işlemiş kimi çevreler salgın döneminde bile dümeni yine paraya kırdılar…

Yahu makarna bu makarna!

Fakir fukaranın, talebenin, açın, açığın bir numaralı yiyeceğinden ne istediniz?

Peyniri, tereyağını, eti zaten bu ahalinin elinden çekip almıştınız, şimdi o kirli ve kesilesi elinizi 'makarna’ya da uzattınız 'bre reziller' diye haykırası geliyor insanın...

Kolonya şişesinden,

Islak mendile,

Temizlik maddelerine kadar hemen her şeye bastıkları bu zamları…

Yarın virüs ortadan kalksa bile geri almamaları ihtimal dâhilinde!

Nitekim doların her yükselmesinde yapılan zamlar, dolar eski fiyatına geri çekilse bile eski fiyatlarına hiçbir zaman geri çekilmedi!

Dolar geri çekilir, petrol geri çekilir, doğalgaz geri çekilir ama bunlar bahane edilerek yapılan zamlar bir daha geri çekilmez ve bu tartışma konusu bile edilmez!

Unutulur gider...

Acıma hissi,

Merhamet,

Vicdan,

Utanma ve arlanma duyularını kaybetmiş bir tayfa…

‘Paraya Tapma’ noktasına gelmiş,

Her şeyi mubah sayıyor…

Zira sayıları da her geçen gün artıyor.

Değerler manzumesinin bunların yanında hiçbir kıymeti harbiyesi yok!

Bu tamahkârları hem ifşa etmek,

Hem de bu rezilleri 'Karantina' ya alıp,

Şöyle 7/24 bunlara kul hakkı ve cehennem azabı konusunda hatırlatmada bulunmak gerek erenler.

Zira Koronavirüs’de geçer,

Bu sıkıntılı süreçte biter…

Lakin bu zihniyetin kılcallarına girmiş bu ‘Ahlaksızlık Virüsü’ zor iyileşir…