KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


SAMİ DAYANGAÇ


BURNUNDAN KIL ALDIRMAMAK

GÖZLEM - Sami DAYANGAÇ


Günlük hayatımızda çok sık rastladığımız bir deyimdir. Aslında burunda bulunan kılların çekilip alınması son derece zararlı ve tehlikelidir. Allahımız hiçbir şeyi boş, işlevsiz yaratmamıştır. Beyini koruyan basit kıllar… Bir de bu söylem, kibirli, kasıntı, kendini bir halt sanan, dediğim dedik kişiler için çok yaygın olarak kullanılır. Size burnundan kıl aldırmamak ile ilgili yaşanmış bir öykü takdim edelim.

Adam o kadar zengindir ki; mal varlığının kaç haneli rakamlarla ifade edildiğini kendisi bile bilmez. Ama insan işte sonuçta! Herkes gibi grip olabilir, burnu akabilir yani! Bir sabah, çıldırtan bir baş ağrısıyla uyanır o çok pahalı yatağından! Hizmetkârları ağrı kesici getirir, içer, ama nafile! Bir gün, iki gün, üç gün... Geçmez bir türlü ağrısı... Hemen doktorlar çağrılır. Muayeneler, tahliller yapılır, fakat hiçbir hastalık teşhisi konulamaz. Adamın baş ağrısı bir türlü geçmez, geçmediği gibi artarak sürer. Artık gözleri de yaşarmaktadır, öyle bir hâl almıştır ki durumu, yataktan çıkamamaktadır. Yardımcıları yurt dışına götürürler, orada da muayeneler, tahliller ve sonuç aynı: Tıbbi anlamda bir sorun yok! Doktorlar, yardımcılarına şunu söyler: “Onu evine götürün. En azından son günlerini evinde geçirsin...”Eve dönerler. Bir zamanlar jilet gibi giyinen o çok bakımlı adam gitmiş; bitmek bilmeyen ağrılar yüzünden yorgun düşmüş, yaşlanmış, saçı sakalı birbirine karışmış bir adam gelmiştir yerine... Yardımcıları, ‘en azından kendisini iyi hissetsin’ düşüncesiyle, eve berber çağırırlar. Berber, yataktan kalkamayan adamı traşa başlar. Meşhur berber-müşteri sohbeti başlar. Adam birkaç hafta içinde hayatının nereden nereye geldiğini anlatır ve artık ölümü beklediğini söyler. Bu arada saç ve sakal traşını bitiren berber, adamın burun kıllarını temizlemek için harekete geçer ve bir bakar ki adamın burnunda kıl dönmesi var! Alır eline cımbızı, çeker ters dönmüş kılı! Adamın çığlığını duyan yardımcıları içeri dalar ve berber bir yandan darp edilirken diğer taraftan kapı önüne konulur. Tüm eşyaları evde kalmıştır ve elbette cımbızı ve cımbızın ucundaki 20 santimlik kıl da! Ağzı burnu kan içindedir adamın, hemen pansuman yapılır ve tekrar yatağına yatırılır. Adam derin bir uykuya dalar. Ertesi sabah, haftalar sonra ilk kez mutlu uyanır yatağında. Ağrı bitmiştir, gözlerinin yaşarması geçmiştir. Dönen kılın sinire değerek uzayıp gitmesidir meğerse o kahreden ağrıların, göz yaşarmasının sebebi... Onca doktorun çözemediği sorunu, bir berber çözmüştür! Adam sözünü tutar ve berbere bir servet bağışlar! ‘Burnundan kıl aldırmamak’ deyiminin hikayesidir bu! İnsanlar bu deyime, bu hikaye yüzünden küçük bir ekleme de yapmışlar: Burnundan kıl aldırmayanların başı çok ağrır! Bugün etrafımızda çok var böyle adamlar... Burnundan kıl aldırmazlar! İsimlerinin önüne Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray ve Trabzonspor gibi büyük markaları koymuşlar; o büyük gücün verdiği zenginlikle ‘dünyayı ben yarattım’ havasındalar! Kimileri başkan, kimileri teknik direktör, kimileri yönetici, kimileri futbolcu! Ama gün olur, devran döner! O büyük gücü veren o büyük markalar, bir gün sizleri de kapı dışına iterler... Zenginliğinizden eser kalmaz, kendinizi çırılçıplak hissedersiniz. Bugün burnunuzdan kıl aldırmazsınız ama... Yarın başınız çok ağrır... Göz yaşlarınız hiç dinmez!

Gürkan Ofis Mobilyaları