KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


SAMİ DAYANGAÇ


ÇAĞRI

GÖZLEM - Sami DAYANGAÇ


6. yüzyılda Mekke, İslam tarihçilerinin Cahiliye Devri olarak anmaktan hoşlandıkları dönemdeyiz. Şehrin ileri gelenlerinin Mekke’yi köleliğin ve alkol, uyuşturucu gibi maddelerin pençesinde acımasızca yönettiği rivayet ediliyor. Kız çocukların yeni doğduklarında diri diri gömüldüklerinin anlatıldığı acımasız bir dönem. Böyle karanlık bir çağda, Hz. Cebrail tarafından ziyaret edilen Hz. Muhammed insanları tek bir Tanrı’ya tapmaya davet ediyor ve şehre hükmedenlerin vahşi metotlarına karşı çıkıyor.

Allah’tan inen bir ayet, peygamberin silaha sarılmasını ve Mekke ordularına karşı direnmesini emrediyor. Müslümanların ordusu tecrübesiz olduğu halde Bedir Savaşı’nı kazanıyor. Uhud Savaşı’nın ardındansa 10 yıllık bir barışa evet diyerek arada geçen süreyi İslam’ı yaymak için kullanıyorlar. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğu, Allah’tan başka tanrı olmadığı haberi Arap yarımadasını hızla katediyor.

En iyi müzik dalında Oscar’a aday olan Çağrı, Hz. Hamza rolündeki Anthony Quinn’in benzersiz oyunculuğu kadar, büyük bir prodüksiyon olması ve Hz. Muhammed’i göstermeden İslam’ın doğuş ve yayılışını anlatmadaki başarısıyla da tüm dünyadaki Müslümanların beğenisini toplamış bir yapım.

Mustafa Akkad veya Batı'da bilinen adıyla Moustapha Akkad; Suriye'nin Halep şehrinde, 1934 de doğar. Oğlunu Amerika'ya uğurlamak üzere hava alanına giden babası, Mustafa Akad'ın bir cebine iki yüz dolar, diğerine ise bir Kur'an-ı Kerim koyar... Bu Kur'an Mustafa'nın hayatını değiştiren en önemli etken olur.

Her yıl Ramazan ayında ya da Kurban Bayramı’nda televizyon kanallarının vazgeçilmezi olan bir film vardır: ÇAĞRI.

Anne tarafı Türk olan Mustafa Akkad’ın yönetmenliğini yaptığı ve İslamiyet’in doğuşunu konu eden film, birçok kişinin de Müslüman olmasını sağlamıştır.

Hz. Hamza rolü ile gönüllerde taht kuran Anthony Quinn’in muhteşem oyunu filme şüphesiz büyük katkı sağlamıştır.

Filmin müziğini besteleyen Fransız müzisyen ‘rahmetli’ Maurice Jarre, daha önce ‘Arabistanlı Lawrence’, ‘Doktor Jivago’ ve ‘A Passage to India’ gibi önemli filmlerin müziklerini bestelemiş Oscar, Bafta, Altın Küre ve Grammy ödüllü önemli bir bestecidir. Mustafa Akad kendisine ‘The Message (Çağrı)’ filminin müziklerini bestelemeyi teklif edince, tam iki ay boyunca çölde çadır kurar ve burada tek başına çölü anlamaya çalışır. Bence bu davranışı, işini ne kadar büyük bir ciddiyetle yaptığını göstermesi bakımından önemli. Nitekim bu davranışı, sinema tarihinin belki de en güzel film müziklerinden birini yapmasını, bir peygamberi hiç göstermeden hicaz makamı ezgisiyle anlatmasını sağlamıştır. Bunun, işini ciddiye alan, filmde hiçbir uzvuyla görünmeyecek olan Hz. Muhammed'i müzik diliyle nasıl anlatacağının derdine düşüp çöllerde yatıp kalkan ‘Hıristiyan’ samimî kuluna Allah'ın bir lütfu, bir ilhâmı olduğunu düşünmüşümdür.

Ancak filmin pek de bilinmeyen bir öyküsü vardır. Büyük masraf gerektiren filmin finans sorununu dünyanın en zengin Müslüman ülkelerinden olan Suudi Arabistan üstlenmiş, ancak, daha sonra ‘Vahabi’ mezhebine bir şekilde dokunduğunu ileri sürerek vazgeçmiştir. Film Fas’ ta çekilecekken Suudi Arabistan baskı yapar ve Fas hükümeti film ekibine ülkelerini terk etmeleri için 15 gün süre tanır.

Parasız ve binlerce oyuncu-figüranla ortada kalan yönetmen Mustafa Akkad, son çare olarak Libya Lideri Muammer Kaddafi’ye başvurmuş ve Kaddafi filmin tüm giderlerini karşılamış ve bir de yine başrolünü Anthony Quinn’in oynadığı ve Libya’nın İtalyan emperyalizmine karşı mücadele eden Ömer Muhtar’ın hayatını konu eden ‘Çöl Aslanı’ filminin de finansını sağlayan kişi olmuştur.

Düşünebiliyor musunuz; dünyanın petrol zengini olan, bölgede Amerika’nın en büyük müttefiki konumundaki Suudi Arabistan bu filmlere ekonomik katkı sağlamazken yine emperyalist güçler tarafından hunharca öldürülen Kaddafi, filmin dünyada gösterime girmesine katkı sağlamış. Film, tüm dünyada olay yaratmıştır. Öyle ki, Amerika'da bir sinemada bazı şahıslar tarafından Hz. Muhammed'in filmde gösterildiği zannıyla seyirciler rehin alınmıştır. Daha sonra filme, El-Ezher Üniversitesi tarafından filmin onaylandığı, Hz. Muhammed'in gösterilmediği filme eklenince bu olay son bulmuştur.

Filmde Mekke şehrinin setinin kurulması tam 4,5 ay sürmüştür. Setlerin kurulması için 300 kişi çalışmıştır.

Filmde Bilal rolü için Muhammed Ali Clay'in adı geçmiş, ancak yönetmen Mustafa Akkad bunu reddetmiş, yerine Johnny Sekka rol almıştır.

Film hem Batılı, hem Doğulu oyuncular tarafından iki defa çekilmiştir. Biri arapça, diğeri İngilizce olarak. Film tam 12 dile çevrilmiştir.

Filmin setinde tam 28 farklı milletten insan çalışmıştır. Filmde savaş sahnelerinin çekimi için bütün atlar bile özel olarak eğitilmiştir.

Film çekildikten sonra Hamza'yı canlandıran Anthony Quinn'in müslüman olduğu söylentileri yayılmış, ancak bir röportaj sırasında yönetmen Mustafa Akkad'a sorulan bu soru üzerine "Anthony Quinn bana Müslüman olmadığını ancak hem İslam'a daha çok saygı duyduğunu,hem de kendi dinine daha çok bağlandığını söyledi" deyince bunun asılsız olduğu anlaşılmıştır.

Şimdilerde Türkiye ve dünyanın baş belası olan IŞİD'den önce CİA tarafından kurulduğu belgelenen El-Kaide örgütünü herkes duymuştur. İşte Mustafa Akkad'ı bu örgüt öldürmüştür.

9 Kasım 2005 günü, kızı Rima ile birlikte bir akrabalarının düğününe katılmak üzere Ürdün’ün başkenti Amman’a gelen Akkad, Hyatt Oteli’nin lobisinde beklerken, El Kaide örgütü eylemcilerinin gerçekleştirdiği bir bombalama sonucunda hayatını kaybetti. Akkad’ın 39 yaşındaki kızı Rima Akkad çöken lobinin altında kalıp olay yerinde ölürken, 75 yaşındaki yönetmen ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Ancak, o da iki gün sonra son nefesini verdi.

İşte bu filmi bir kez daha izlerseniz bu notlar da aklınızda bulunsun.

Gürkan Ofis Mobilyaları