KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


CAMDAN KAFESLER İÇİNE HAPSOLDUK!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili DOSTLARIM;

Güzel yaz günleri hızla bitiyor!

Ve ‘GÜZ’ daha şimdiden ayak seslerini hissettirmeye başladı bile…

Gündüzün sıcaklığı gece özellikle de sabaha karşı ayaza dönüşüp adeta kış yakın mesajı veriyor.

Ama en önemlisi ademoğlunun hale ruhiyesin deki seyirde

Hangi tarafa kafanızı çevirseniz samimiyetsiz bakışlar

Hangi yöne dönseniz adamoğulları bir menfaat kovalamacasında.

Sanki ülkemin her bir köşesinde ayrı bir yalnızlık var…

Bir suskunluk…

Bir boynu büküklük…

Bir mahzunluk…

Bir mazlumluk…

Sanki kafası karışmış insanımın ayrı ayrı…

Mutluluk terk etmiş toprağımı…

Kimsecikler mutlu değilmiş gibi…

İnsanlarımız sürekli ardı arkası kesilmeyen şikayet manzumeleri dizmekte pek bir mahir olmuşlar erenler…

Bu karmaşada;

Ya tamamen kendinizi izole edip,

Camdan kafesler içine hapsedeceğiz!!!

Ya da görünmeyen sınırlar içinde yaşayacağız…

Aslında iki durumunda sonucu bu ülkede aynı kapıya çıkıyor yarenlerim…

Bütün bu kör dövüşünün de

Bizi düşüncesizliğe ittiği düşüncesindeyim yarenlerim.

Bu ulusal suskunun nedeni

Birbirimizin sorununa hep uzaktan üzülmek olabilir mi erenler?

Omuz vermemek birbirimize sorunların çözümünde…

Her şeye uzaktan bakıp,

Uzaktan sevinip

Uzaktan üzülmeyi alışkanlık haline getirdik adeta…

Apansız gelen bir depremle her şeyin kaybedip sokakta kalan insanlarımızı görmezden gelip,

Hiçbir şey olmamış gibi gülüp eğlenmeye devam etmek insanlıkla bağdaşır mı?

Yada çoluk çocuğunun bir yıllık nafakasını çıkartacağı bütün ekili alanını sel basan bir köylünün haykırışlarına kulak tıkayıp görmezden gelmek?

Henüz 13 yaşındaki yetim bir kıza tecavüz eden

Onlarca arsız –uğursuz- sefil erkeğin kanun karşısında aklanmasına seyirci kalmak…

Ömrünü verdiği 9 evladı tarafından sokağa terk edilen

Çilenin son vagonundaki 90’lık ninenin çaresizliğine kayıtsız kalmak…

Ölmeden oğlumu bulun diye yalvaran bir diğer annenin evlat hasretini faili meçhul başlığı ile dosyalarda saklamak yıllar yılı…

Bunlar sadece kendi içimizde yaşadığımız olaylar…

Bunlara birde uluslar arası arenada yaşadığımız ve sustuğumuz mağduriyetleri ekleyecek olursak,

Emin olun zincir önü alınamayacak şekilde uzayacaktır…

Acaba bütün bu gerçekler midir bizleri bunca boynu bükük bırakan erenler…

Bizlere yapılan,

Milletimize,

Ümmetimize,

Kutsal değerlerimize yapılan her saldırıda

Susmak!

Görmezden gelmek…

Biz şahlanamıyoruz.

Sonra oturup dünya ülkelerini eleştiriyoruz ki;

Türklere neden ikinci sınıf insan muamelesi yapıyorlar diye!

Saygıyı biz kendimiz oluşturacağız!

Bu mazlumluk edebiyatından sıyrılıp şahlanacağız!

Biz “Çin Seddi”ni yaptırmış bir ecdadın torunlarıyız...

Şimdi şahlanmayacaksak,

Ne zaman şahlanacağız erenler?

Bir birimize şimdi destek olup omuz vermeyeceksek,

Sorarım size ne zaman omuzlayacağız sorunları?

Bu bananecilik daha ne kadar hüküm sürecek ülkemde?

Bu mutsuz,

Umutsuz bakışlar

Daha ne kadar yerleşik kalacak gözlerimizde?

‘Bana dokunmayan Yılan Bin Yaşasın’ mantıksızlığını

Daha ne kadar mantıklı bulacağız…

Biri bin yapmadan,

Birbirimize ve sorunlarımıza uzaktan bakarak

Bir yerlere varmamız mümkün değil yarenlerim…

Bu ölü toprağı serpilmiş donuk ve umutsuz bakışları;

Ancak ‘Birlik- Dirlik olarak ‘ aşabiliriz…

Tek Yürek,

Tek Yumruk,

Tek ses olarak

Yok edebiliriz yılgınlıklarımızı…

Bizler siyasetçilerin riyakar söylemlerini dillendirmeye

Hayatımızı onların öngörüleri ile şekillendirmeye devam ettikçe

Eş- dost,

Akraba,

Komşu

Sırasında bacı – kardeş akraba

Herkese şaşı bakmaya devam edeceğiz

Ve yıpranıp

Yıpratacağız erenler…

İşte tamda bu noktada sevginin ve merhametin dilini kullanıp

Hayatlarımızı güzelleştirmekten daha kolay ve uygun ne olabilir ki…

Gelin geride bıraktığımız Kurban Bayramı’nı da vesile, bir milat bilip

Hayatlarımızda beyaz sayfalar açıp

Kendimizi siyasetin ve siyasetçilerin kirleten dilinden arındırıp huzur bulalım…

Gürkan Ofis Mobilyaları