KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


‘CAN DOSTUM’ DEDİĞİNİZ KAÇ KİŞİ VAR HAYATINIZDA?

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Geçtiğimiz hafa içinde bir sabah işe gelmeden bir banka şubesine uğradım.

Malum kamu bankalarında kredi faiz oranları düştü.

Belki bizim palanlarımıza da bir katkısı olur düşüncesi ile bireysel bankacılık servisi çalışanlarından bilgi almak arzusu ile numara alıp beklemeye başladım.

İşte bu bekleyiş sürecinde kulak misafiri olduğum sohbet sonrası çok farklı duygu geçişleri yaşadım…

Orta yaş diyebileceğimiz iki hanım kardeşimiz çok derin bir sohbete dalmış,

Ses tonlarındaki ayarsızlık nedeni ile sohbetlerine çevrelerindeki onlarca insanın ortak olduğundan habersiz bekleyişlerini sürdürürken…

Biraz daha gür sesli olan ilkokuldan beri arkadaşı olan, hatta artık arkadaştan da öte olduğu,

Bir gün görüp konuşmasa çok özlediği bir dostundan,

Hatta kendi deyimi ile ‘Can Arkadaşı’ ile olan diyaloglarını anlatıyordu ballandıra ballandıra…

Konuşmalara istemden de olsa tanık olurken bir an durup düşündüm…

Çok güzel bir şey olmalı bir insana böylesine güvenmek

Ve dahi bağlanmak…

Onu canından öte can bilmek…

Hem de her şeyin

“Kullan at “ niteliğe büründüğü günümüzde diye iç geçirdim!

Peki sizlerin hayatını da var mı böylesine can dostlarınız?

Ben düşünüyorum da doğrusu gözü kapalı her şeyimi güvenecek nitelikte kimse yok çevremde…

Merak ediyorum erenler!

Kaç kişiye gözü kapalı her şeyinizi emanet edebilirsiniz?

Kaç kişinin evine,

İş yerine haber vermeden teklifsizce girip çıkabiliyorsunuz?

Hiç düşünüp kafa yordunuz mu?

Doğrusu yormak lazım…

Zira onlarca insana “Dostum, arkadaşım “ diye hitap ediyoruz…

Fakat ben eminim ki bu insanların % 10’u bile bu tanımları layığı ile taşımıyor…

Her şeyin yenisi fakat dostun eskisi” diyen ataların bir bildiği vardır elbette der geçerdim önceleri.

Lakin şimdilerde kadim dostluklar,

Candan muhabbetler,

Gönülden yarenliklerin ne denli önemli olduğunu yüreğimin en derinliklerinde hisseder oldum erenler…

Zira artık böylesine önemli değerlerin yerinde dünyevi rüzgârlar esmekte acı acı…

Bir zincirin halkaları gibi,

Caddeleri birbirine bağlayan lüks arabalar,

Göğü delercesine yükselen lüks binalar,

En hiperinden marketler,

Dünya ölçeğinde markalar,

Cüzdanlardan taşan paralar,

Bünyeye fazlaca gelen kilolar,

Sanırım hiç kimseyi mutlu etmeye yetmez oldu…

Sanırım bütün bunlar gönlümüzün şehrine yabancı gelen misafirlerdi ...

Üstünde elbisesi olmayan gerçek adamların yerine,

İçinde adam olmayan elbiselere yaslandı yürekler…

Görgüsüz,

Arsız,

Yalancı,

Hırsız,

Yüzsüz,

Güvenilmez,

Dayanılmaz,

Menfaatperest insanlarla çevremiz sarıldı adeta erenler.

Biz mi kurduk bu çevreyi,

Yoksa çevre mi bizi çekti içine bu mesnetsiz çekişmelerin…

Doğrusu ya ayrımına varmak çok zor dostlarım…

Ancak bütün bu teraneler arasında tartışılmaz bir gerçek var ki,

O da gönlümüzün şehrinde ayakta kalabilen dostlarımız hızla azalıyor!

Üç günde kurulup,

İlk engel de yıkılan sözde dostluklar faslındayız erenler!

Sadakatin semtine uğramadığı,

Yalandan kulelerin her geçen dakika biraz daha boy verdiği,

Sadece şekli algılayıp değer veren “iç mimarların” revaçta olduğu bir dünyanın kapıkulları gibi savrulup duruyoruz kendi coğrafyamızda.

Ne hazin!

Bu cilalı, bu sahte fildişi kulelerin içinde,

Sadece birer obje gibiyiz aslında erenler.

Ve her geçen gün bir moloz yığınına dönüşüyoruz.

Bir yüreğimiz olduğunu bile unutur hale geldik yarenlerim.

En hatırlı olanımızın bile modası öyle çabuk geçiyor ki,

Hemen yerine daha yenisi konuveriyor!

Öylesine meşgul,

Öylesine kendimizi sahte ve geçici dünyanın meşgalesine kaptırmışız ki,

Bütün bunların farkında bile olamayacak kadar kendimizden uzağız...

Nasıl değiştiğimizi,

İçimizin nasıl çürüdüğünü bilmiyoruz!

Bilmiyoruz ne kadar yoksul,

Ne kadar düşkün olduğumuzu…

Ve gönlümüzün şehrini,

Çöp yığınları ile boğduğumuzun da farkında değiliz erenler…

Sanki farkındalığımızı yitirdik ansızın…

Karıştık kalabalıklara…

Daha da kötüsü dostlarım,

Ne olduğumuzun bile farkında değiliz!

Benliğimizi çok çok gerilerde bırakmış,

Unutmuşuz kendimizi.

Eski bir yarenden bir Kızılderili hikâyesi dinlemiştim yıllar evvel…

Şöyle bir olay anlatılıyordu hikayede :

Bir Kızılderili kabilesi, başkanlarıyla birlikte atlarına binmiş hızla gitmektedirler.

Ve hiç beklenmedik bir anda kabile reisi duruverir aniden.

Sebebini soranlara:

-Çok hızlı geldik, ruhlarımız arkada kaldı, onları bekleyelim, der!”

Dinlediğim günden beri bu hikaye çok şeyi anlatır bana dostlarım,

Ve çok şey anlatabilmelidir anlayabilene…

Dostlarım;

Hayatın çarkları arasında öyle çok dönüyor ve öyle hızlı tur atıyoruz ki,

Ne sevdiklerimize,

Ne dostlarımıza,

Ne arkadaşlarımıza zaman ayırabiliyoruz…

Gittikçe herkesten uzaklaşıp yalnızlaşıyoruz.

Birer birer eski dostlarımızı yakınlarımızı kaybediyoruz…

Bir göz aşinalığı var aramızda

Sanki seninle kırk yıllık dost gibiyiz ikimiz”

Göz aşinalığı olmayan insanların,

Sanal ortamda, sanal dostluklar kurduğu bu kıyamet alameti devirde

Dostluğun tanımını yeni baştan hatırlatan bu şarkının yanında,

Şu unutulmayası şarkıyı bile unuttuk!

“Unutulmuş birer birer

 Eski dostlar eski dostlar

 Ne bir selam, ne bir haber

 Eski dostlar eski dostlar.”

Bu şarkıyı bir on beş – yirmi sene evvel daha çok söyler,

Daha çok dinlerdik sizce de öyle değimli canlar?

Zira dostluk, sevgi, arkadaşlık, aşk, sadakat, vefa gibi kavramlar henüz tedavülden kalkmamıştı.

Bütün bu kavramların hayatımızda çok saygın ve dokunulmaz yerleri vardı.

Ve her birimizin düzinelerce dostu,

Gerçek arkadaşlarımız vardı sırtımızı dayadığımız.

Peki ya şimdi?

Şimdi hem sanal,

Bir o kadar da banal,

Ve de umarsız bir hayat felsefemiz var artık utanılası.

Böyle bir toplumu bizler inşa ettik.

Gönül kentlerinde eskiye dair ne kadar abide varsa,

Yakıp - yıkıp tarumar ettik.

Ve iyiye güzele dair bütün kavramları tedavülden kaldırdık…

Artık tamir için,

Telafi için sanırım çok geç!

Lakin tamamen imkansız da değil erenler…

Öncelikle kendimize huzurlu hayat imkanı,

Hem de toplumsal barışa katkı verebiliriz…

Her şey bizim elimizde erenler…

Gürkan Ofis Mobilyaları