ÇOK HIZLI AKIP GİDEN ZAMAN...
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 18.5.2019 00:00:04 / 726okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, hepinizin bildiği üzere zaman çok hızlı akıp gitmektedir. Zaman nedir? Sorusu apayrı bir soru. Bu soru aynı zamanda felsefi bir soru. Sorunun cevabı üzerine pek çok şey söylenebilir, yazılabilir ve çizilebilir. Zaman, herkes tarafından bilinse de tanımlaması çok da kolay değildir. Ancak ben burada pek felsefi alana girmeyeceğim. Zamanı ve zamana bağlı tecrübelerimi basitçe ortaya koymaya çalışacağım. Zaman, bir olayın başı ile sonu arasında gelişen süre olarak tanımlanabilir. Örneğin, okula gittiğim zaman denildiğinde; okula gidiş eyleminin gerçekleştiği süredir, zaman. Zamanın içinde hareket var. Bir gün, dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesiyle oluşan bir olgudur. Bu olgu aynı zamanda periyodik bir olgudur. Sürekli bir tekrarlanma söz konusudur. Bu süre, 24 parçaya yani saate bölünmüş. Bir günün 24 saate bölünmesi, Antik Mısırlılardan beri bilinen bir gerçek olduğu tahmin edilmektedir. Yani yeni bir gerçek değil. Bu konuda Mısırlıların güneş saati kullandıkları bilinmektedir.

Dünyanın güneş etrafında dönüşünü tamamlaması ise 365 günde gerçekleştirmektedir. Dönüş sırasında mevsimsel değişim de meydana gelmektedir. Zamanın ayrıca alt birimleri de vardır. Çok üst birimleri de. Bütünsellik yapısıyla zaman, aslında hepimizin içinde bulunduğu uzayın en temel ögelerinden biridir. Tanımı yapılsa da yapılmasa da zamanın etkisini herkes bilir. Tıpkı balıklar gibi. Deryayı bilemeseler de deryanın etkilerini mutlaka bilirler. Şöyle ya da böyle.

Değerli dostlar, zaman kavramını çok iyi tanımlayamasak da zamanın nasıl akıp gittiğini az çok anladığımızı düşünüyorum. Hele de belli bir yaşa gelince. Eskiler akıl yaşta değil, başta demişlerse de akıl başa zamanla gelmektedir. Zamanla insan gelişmekte ve ilerleme sağlamaktadır. Tecrübe denilen şey de zamanla oluşmaktadır. Kaldı ki zaman kavramı bile zamanla hissedilmekte veya anlaşılmaktadır. Zaman, bu anlamda uzayı saran, yaşamı kuşatan bir olgudur. Bir varlıktır. Ancak zamanın algı boyutu da vardır. Birisi için hızlı ve kolay geçen zaman, diğeri için çok yavaş ve ıstırap içinde geçebilir. Örneğin gecelerin uzunluğunu, en çok hastalar ve dertliler bilir. Fuzuli; “Şeb-i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir; Müptela-yı gama sor geceler kim kaç saat” demiş. Ona göre en uzun geceyi yıldız bilimiyle uğraşanlar değil, dertliler ve kederliler bilir. Allah herkese şifalar ve edalar versin. Bu açıdan, mutlak zaman yoktur. Zaman izafidir ve değişkendir. Kaldı ki evrende, zamanı ölçen tek bir saat de yoktur. Bunları daha önceki bazı yazılarımda açıklamaya çalışmıştım.

Bugün asıl sizlerle paylaşmak istediğim husus, bir vesile ile bir araya geldiğimiz Kalkınma Bankasından emekli olmuş veya emekli olma durumuna gelmiş arkadaşlarımla ilgilidir. Arkadaşlarımın çoğu emekli olmuş, artık iş yaşamından ayrılmış olanlardır. Bir kısmı da emekli olmak üzere. Zira Kalkınma Bankasında yeni bir yapılanma süreci yaşandığından ve kurum da İstanbul´a taşınacağından, bazı arkadaşlar istemese de emekli olmak durumunda kalmış.

Arkadaşlarımı gördüğümde birden çok eski günlere geri gittim. O günleri tekrar yaşadım. Aradan oldukça uzun zaman geçtiğini de bir kez daha fark ettim. Bu durum hepimizin yüzüne de yansımıştı. Zaman hepimizde izler bırakmış ve etkisini bir şekilde göstermişti. Gerçi ben bu etkiyi zamanın değil de entropinin yaptığını söylüyorum. Ancak önemli değil. Ha zaman yapmış ha entropi yapmış, sonuç değişmiyor. Akıbet de değişmiyor. Allah herkese uzun ömürler versin. Bazı eski arkadaşlarla uzun zaman sonra yapılan görüşmede zamanın (entropinin) etkisini bir kez daha anladım. Çok eskiden, o anki zaman açısından çok önemli olan işlerin ve makamların artık pek çok kişi için önemini kaybettiğini de gördüm. Zaman, her şeyin değerini azaltmıştı. Esas olanın hoş seda olduğunu, bir kez daha hissettim.

Günümüzde, insanlar belli yaşa gelince, emekli olma kaygısı hissediyor artık. Emekli olmak üzere olan bazı arkadaşlarımızda, bu kaygının geliştiği de belliydi. Eskiden, insanlar emekli olmayı çok arzulardı. Emekli olanlar için hatırladığım kadarıyla; tekaüt oldu veya tekaüte ayrıldı, derlerdi. Bu durum, kanuni bazı haklardan yararlanmak anlamına geldiğinden; yaşam koşulları ağır olduğundan ayrıca aileler de geniş aileler olduğundan; emeklilik daha rahat, daha özgür bir yaşam demekti. Ancak günümüzde bu durum özellikle de büyük şehir yaşam anlayışlarında, çok geçerli değil. Aileler büyük değil. Akrabalık ilişkileri de eski seviyede değil. Akrabalar belki de çok uzakta, bu da belli değil. Kişi için iş yaşamı, bu anlamda çok önemli olmaktadır. Bu yaşam anlayışlarında iş yaşamı, kişinin aynı zamanda soysal çevresini de belirlemektedir. İş yaşamı bu noktada hem ekonomik hem de sosyal ihtiyaçları da karşılar duruma gelmiştir. Dolayısıyla emeklilik insanlarda geçmişte olduğu gibi bir duygu oluşturmamaktadır. Tam aksine, sosyal yaşamdan kopuş ve belki de fonksiyonellikten, makamdan ve diğer pozisyonlardan da kopuş anlamına gelmektedir. Bu açıdan günümüz insanlarında, bu tür duyguların gelişimi kaçınılmazdır. Anlayışla karşılamak gerekir. Genç neslin de bu durumu biraz olsun anlaması beklenir. Zira akıbet herkes için kaçınılmazdır. Geçmiş geçse de gelecek gelecektir. Kurtuluş da yoktur. Madem geldik dünyaya, herkes bunları yaşayacak. Bu duyguları yaşamayanlar da belki olacak… Gönlümüz herkesin mutlu ve huzurlu şekilde bu duyguları yaşamasıdır. Bir filozofun ifadesiyle “Bu maç kazanılmayacak; berabere de bitirilemeyecek; maçtan da kimse çekilemeyecek.” Maçın biri, birileri için bitse de diğeri, diğerleri için başlayacak. Bu devran da böyle dönmüş, böyle de dönecektir. Tıpkı o zamanlar, kurumda vezne işlerini yürüten Kazım beyin çalıştığı yerin duvarında, Ömer Hayyam´a ait olan şiirde de ifade edildiği gibi “Niceleri geldi neler istediler; Sonunda dünyayı bırakıp gittiler; Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler.”

Başlıkta da belirttiğim gibi zaman çok hızlı akıp gidiyor ancak arkasında hoş sedadan başka pek bir şey de bırakmıyor. Oda kalırsa…

 

Herkese mutlu ve huzurlu bir yaşam dileklerimle…

 

Hoşça kalın…

 

Anahtar Kelimeler: HIZLI, AKIP, GİDEN, ZAMAN
Yazarın Diğer Yazıları
KAHRAMAN TÜRK KAVMİ: ÖZBEKLER (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
KAYSERİLİ EMİN AMCA (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
KAYSERİ LİSESİ (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
ALINGANLIK ÜZERİNE (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
BASKETBOL ŞAMPİYONASI VE ANIMSATTIKLARI (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
ZAMANDA YAŞAMAK ZAMANLA ANLAMAK (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İNSANLAR, BAYRAMLAR VE ANLAMLAR… (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BU NASIL BİR DAVRANIŞ?.. (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜMER LİSESİ… (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
SADECE BİZ Mİ VARIZ? (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
HANGİ SORUNLARA HANGİ SORULAR… (12 Temmuz 2019 - Cuma)
FİZİK BİLMEK NE ANLAMA GELİR?.. (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
SORUNSUZ BİR YAŞAM OLACAK MI?.. (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
SORUNLARI KİMLER ÇÖZECEK? (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DÜNYA KAÇ MİLYAR İNSANI BESLEYEBİLİR? (22 Haziran 2019 - Cumartesi)
DİLİN ÖNEMİ VE DEĞERİ (20 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR SINAVIN ARDINDAN… (18 Haziran 2019 - Salı)
İNSAN KAYNAĞIMIZ (15 Haziran 2019 - Cumartesi)
GENÇLERE SINAVLARLA İLGİLİ TAVSİYELERİM… (13 Haziran 2019 - Perşembe)
MAL MÜLK SEVDASI… (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
DOSTLUKLAR VE BAYRAMLAR… (04 Haziran 2019 - Salı)
KARAR VERMEK… (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLETİŞİMİN FORMÜLÜ VAR MI? (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
BİLİM SÖYLEŞİLERİ (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
19 MAYIS GÜNÜ KUTLAMALARINDAN BİR ANI (II) (22 Mayıs 2019 - Çarşamba)
TOPLUMSAL GÜVEN SORUNU (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNSAN DA BİR ISI MAKİNASI MI? (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL ENERJİMİZ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
KASABAYA ELEKTRİĞİN GELDİĞİ GECE… (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TUZHİSAR´IN SIHHİYECİSİ (25 Nisan 2019 - Perşembe)
KİME HANGİ BİLGİ GEREKLİ… (23 Nisan 2019 - Salı)
TÜKETEN İNSAN TÜKENEN CİHAN… (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
KARADELİĞİN FOTOĞRAFI (18 Nisan 2019 - Perşembe)
YAPAY ZEKÂDAN DOĞAL ZEKÂYA (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
TV KANALLARINA (AKADEMİK) BAKIŞ (09 Nisan 2019 - Salı)
HATA YAPMANIN YOLLARI (02 Nisan 2019 - Salı)
HAYATIN ÜNİVERSİTESİ OLUR DA… (28 Mart 2019 - Perşembe)
PARANIN KANUNU (26 Mart 2019 - Salı)
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
16 Ekim 2019 Çarşamba
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL