KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


ÇOK KONUŞUYORUZ!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım!

Gerekli, gereksiz, bilip bilmeden, durup dinlenmeden biteviye konuşuyoruz!

Evde, işte, sokakta, otobüste, terende, telefonda durmadan soluk almadan konuşuyoruz…

Zannımca çoğunlukla da telefonda konuşuyoruz!

Yetmiyor sosyal medyada;

WhatsAp,

Twitter'da,

Facebook'ta ve internetteki birçok mecrada konuşmaya devam ediyoruz.

Hep konuşmaktan da çok önemli bir şeyi unutuyoruz galiba erenler!

Bu hengamenin,

Bu kuru gürültünün arasında ‘Tefekkür Etmeyi’unutuyoruz!

Oysa gerek tasavvuf ehli,

Gerekse büyüklerimiz “Söz gümüşse sükût altındır” diye yerli yersiz her söze girmenin,

Bilip bilmeden her meseleye atlamanın, insanı her yerde hakir düşüreceğinin altını bilhassa çizmişlerdir.

Mecliste arif ol kelamı dinle

 El iki söylerse sen birin söyle

 Elinden geldikçe iyilik eyle

 Kötülerle konup göçücü olma!”

 

İnsanın bildiği, en iyi olduğu bir alanda söz söylemesi ne güzel bir haldir öyle değil mi dostlarım?

İnsanın haddini hududunu ve yerini iyi bilmesi, insanı yüceltir kanaatindeyim.

Ancak bunun böyle olduğunu kaç kişi bilir ve buna göre kaç kişi hal ve ahvalini düzeltir ki!

Hemen hemen bütün tasavvuf ehli dil nedeniyle insanların çokça günaha sürüklendiğini ifade ederler.

Mesela İmam Gazali dilin gereksiz yere lafzı yüzünden insanın şu günahlara girdiğini önemle işaret eder

Gıybet, sırları yaymak, yalan söylemek, lüzumsuz tartışmalar yapmak, iftira atmak, laf taşımak, müstehcen şeyler konuşmak gibi hususlar insanı kötülerden kılar.”

İmam Gazali'nin bilhassa altını çizdiği bu kötü haller aynı zamanda insanı sosyo- psikolojik ve ahlaki açından da zor durumlarda bırakır yarenlerim!

 

Sükût mevzuunda erenlerin tasvip ettikleri noktaya gelebilmeleri için insanın bu konuda ciddi egzersizlere ihtiyacı vardır.

Mesela kalabalık ortamlarda fazla bulunmamak,

Göz önünde olmamak,

Bilip bilmeden mevzulara dalmamak,

Öne çıkmak için, görünür olmak için lüzumsuz konuşmalara girmemek vs…

Yine çok konuşmanın sakıncalarının altını çizen büyük mutasavvıf Hacı Bayram-ı Veli Sükût orucu için şunları söyler: “Sükûn ve sükût insanı büyük günahlardan korur. İnsan konuşma şehvetine müptela olduğu zaman, çeşitli günahlara girer. Bunlar halkın gizli yönlerini ortaya koymak, hatalı söz konuşmak, koğuculuk yapmak, iftira atmak vb.”

Bunların hemen hepsi yasaklanmış fiillerdir.

Bunlar kişinin amelini zayi edip, sonuçta imansız ölmeye bile sebep olurlar.

Peygamber Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş büyük devlet adamı, büyük kumandan Fatih Sultan Mehmet'in mürşidi Akşemseddin ise sükût için şunları söyler:

“Sükût ve sükun Allah'ı öğreten bir uygulamadır!”

Evet dostlarım irfani dünyamızın erenleri sükût ve sükûn üzerine böyle düşünürlerken gelelim günümüz insanına.

Ne yazık ki bu günün insanı uyumanın dışında kalan bütün zamanını neredeyse konuşarak ve her şeye yorum yaparak geçiriyor erenler.

Hele kadınlarımız!

Öyle kadınlar var ki yarenlerim emin olunuz bir saniye susmadan, bir salise düşünmeden durup dinlenmeden gerekli gereksiz konuşup duruyorlar.

Bir incir çekirdeğini bile doldurmayan mevzularda hiç sıkılmadan, hiç yorulmadan, bıkmadan çene yorup duruyorlar.

Doğrusu bu durum biz erkekler arasında da farklı değil kanaatindeyim.

Siyasetten, edebiyata, hukuktan sağlığa, sanattan bilime, sosyolojiden psikolojiye, dinden eğitime kadar her alanda birer allame-i cihan olan böyle insanlar bazı anlar gelir ki akademik alanda eğitimini gördüğünüz alan üzerine bile sizinle tartışmaya girer ve bilgilerinizi Molla Kasım gibi sorgulamaya cüret ederler.

Hele televizyon ekranları bu hususta tam bir fecaati anlatır gibi erenler.

Ne kadar konuşma şehveti kabarmış insan varsa ekran başında toplanmış gerekli gereksiz, yalan yanlış “car car car” anlatıyorlar, anlatıyorlar!

Üstelik hepsinin tek bir derdi var.

Reyting toplamak ve tanınmak!

Şöhret olma gayesi söz konusu toplantının amacının çok çok üzerinde emin olunuz...

Diğer yandan saatlerce seyrettiğiniz bir televizyon programının sonunda aklınızda hiçbir şeyin kalmamış olması ise ayrı bir garabet!

Hâlbuki o saatlerde kendi başınıza kalmak, tefekkür etmek, Allah ile hasbıhal etmek bize çok fazla değer katacak iken, zamanınızı niçin israf ettiğimizi düşünmeye bile çoğunlukla vakit bile bulamadığınızdan eminim!

Hâsılı kelam sadece konuşuyoruz artık!

Buna eskiler “gevezelik etmek” diyorlardı.

İşte kalbi tasfiye,

Nefsi tezkiye ve ruhu tesviye için sükûn ve sükûta ihtiyacımız olduğunu bilelim!

Ve dostlarım;

Gönlümüzü,

Ruhumuzu

Yaradan’a açıp, onu düşünüp, onunla sohbet edeli...

Gereksiz sohbetlerle, yapmacık yarenliklerle boşa vakit geçireceğimize, kendi iç dünyamıza dönüp, benliğimizi de yeni keşiflere çıkalım...

Tefekkür ile geçirilen zamanlar temennisi ile...

Allah'a emanet olunuz...

Gürkan Ofis Mobilyaları