KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


H. Ali YILDIRIM


CORONA'NIN SURİYE ETKİSİ

YENİ DÜNYA - H. Ali YILDIRIM


ABD sessiz, Çin Sustu, İran sindi, Rusya korktu ve çark etti, sebebi Corona Virüsü. Daha önce de virüs saldırıları duyduk; SARS, Kuş Gribi, Domuz Gribinden her biri, ABD-İsrail kaynaklı, laboratuvarda üretilmiş, bu ülkelerin çıkarlarına ters hareket eden ülkeleri dize getirmek için kullanılan bir araç. Bu sayede Trilyon Dolarlık askeri operasyonlardan tasarruf edildiği ve askeri çözümlerden daha iyi sonuç verdiği (İnsanlar kitleler halinde ölüyor, varlıklar ayakta duruyor) uluslararası basında yer alan iddialar arasında… Virüse verilen isme (Corona-Taç) bakılırsa bu içlerinde en asil (!) ve en etkili olanı…

https://www.worldometers.info/coronavirus/ adlı sitenin verilerine bakılırsa, bugün (01 Mart) itibariyle, Dünya Corona vaka sayısı 86.992, ölüm 2.979, iyileşen sayısı 42.334’müş. Virüs “Covid-19” (Corona Virüs Decease 2019 - Corona Virüs Salgını 2019) adıyla anıldığına göre başlangıcı 2019 yılıdır. Şu anda 64 ülkeyi etkilemiş, şaşırtıcı olarak Çin liderliğinde yürüyen İpek Yolu Projesi de 65 ülkeyi kapsıyor. Bu bir mucizevi tesadüf olamaz, daha çok Yeni Dünya Düzeninin kapışma araçlarından biri olduğu apaçık ortada. Mesele yine İpek Yolu ve Akdeniz…

Hedefine de ulaşıyor gibi çünkü virüs Çin’i susturdu ve yavaşlattı, şimdi o iç meseleleri ile meşgul, İran’da da vaka görüldü ve İran’ın hızı kesildi, Rusya korktu ve Suriye’de tutum değiştirdi, Türk ordusunun canına kastedilmesine çanak tuttu. Bunu neden yaptı? Birincisi virüs hemen yanı başında Çin’de hortladı, komşuları (aynı zamanda bizim de) İran, Gürcistan’a ve de Yunanistan’a bulaştı, yani Rusya ve Türkiye virüs kuşatması altında. Bu büyük bir tehdit ve Rusya’yı uzun süredir stratejik ortaklık yaptığı, 2015 Uçak krizi ve Diplomat Suikastının bile engelleyemediği Türkiye kozunu gözden çıkarmaya zorlayacak kadar tehditkâr bir durum. Çünkü toprakları neredeyse Asya’nın yarısı kadar büyük ve nüfusu sadece 164 Milyon civarında. Yani Türkiye ve Almanya nüfusunun toplamı kadardır. Toprakları da bir o kadar yeraltı zenginlikleri ile dolu ve küreselciler bu kaynaklara göz dikmiş durumda. Daha önce yazmıştım, Türkiye’nin işgali gerçekleşse idi Rusya artık kâbus dolu uykulara bezenecekti, çünkü sıra onlara gelecekti. Bunu bildikleri için düşmanı (kendilerine göre) sınırlarının dışında (Türkiye’de) durdurmak için açık destek vermiş ve hatta uçak krizini, diplomat suikastını sindirebilmiş, üstüne bir de S-400 vermişti. Bu yaklaşım “1919 Kurtuluş Savaşı yardımı” yaklaşımına çok benziyor…

Rusya, zengin kaynaklarını aç kurtların saldırısından korumak ve yine düşmanını (Emperyal Batı) sınırlarının ötesinde durdurmak için NATO’yu devre dışı bırakacak olan PESCO (Avrupa Ordusu) kurulmasını destekliyor. Bu da ABD’nin hiç hoşuna gitmiyor, çünkü bu gerçekleşirse Avrupa ve Asya’da yani Avrasya’da ABD pabucu dama atılacak. Öyleyse acilen ABD’nin (kendilerine göre) bu Çin ve Rusya belasından kurtulması gerekiyordu, ama dünya savaşı çıkarmadan, işte burada Corona imdada yetişiyor ve iki önemli aktörü dize getiriyor…

Türkiye bu arada sadece yalnız kalmıyor, korkmuş Rusya’dan hançer yiyor ama davasından vazgeçmiyor. Bu da Rusya’nın uydusu olmadığını ispatlıyor, yani o ne derse onu yapmadığını gösteriyor. 33 Şehidin (Allah rahmet eylesin) ardından Suriye rejimine haddini bildirmek için harekete geçiyor ve bu arada Rusya’ya “Ne istiyorsan yap ama aradan çekil” diyor, açılan kapılarla Avrupa yollarına düşen mülteci sayısı 36 binlere ulaşıyor. Gelen haberler arasında F-16’larımız, SIHA’larımız ve Fırtına Obüs Bataryalarımızın Suriye Rejimi ile YPG/PYD üs ve tesislerini vurduğu, bunların arasında varil bombaları ve kimyasal silah yapan tesisin de olduğu, aralarında general ve albay rütbesinde askerler de bulunan rejim ordusuna mensup 2.100 üzerinde kişinin (Bir Alay kadar) etkisiz hale getirildiği, 94 tank ve zırhlı araç dahil, 300 kadar aracın imha edildiği bilgileri var…

Bu kadar kirli oynanan dünya siyasetinin karmaşık bilgileri arasında hatırlamamız ve kaçırmamamız gereken bir şey var, o da Türkiye’nin kendi hikâyesi. Neydi o? Şu; “40 yıldır binlerce insanımızı şehit ederek kan kusturan, ekonomimizin dibine kibrit suyu dökmeye çalışan ve ipleri Batıda olan terör örgütlerini sınır ötesinde etkisiz hale getirmek ve buna destek veren Suriye rejimi için ne gerekiyorsa yapmak.” Olan da bu, bu arada 33 sayısının ezoterik anlamını bilmiyorum ama mutlaka bir anlamı olmalı çünkü 1990’larda da doğuda 33 şehit vermiştik, ne 32 ne 34, bu da bir tesadüf değildir, olsa olsa bir mesajdır. Birlik ve dirlik bizimle olsun….