KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


DİLİN ÖNEMİ VE DEĞERİ

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, dil; duygu ve düşünceleri diğer insanlarla paylaşmak için kullanılan en doğal ve en önemli araçlardan biridir. Dilin temelinde sözcükler veya işaretler vardır. İfade edilmek istenen duygu ve düşünceler, sözcüklerle veya işaretlerle gerçekleştirilir.

Dil bir iletişim aracıdır. İnsanoğlu dil aracılığıyla diğer insanlarla iletişime geçer, iletişim kurar. Dillerin nasıl oluştuğu ile ilgili sorunun yanıtı pek kolay değildir. Dillerin temelinin, tarihin çok eski dönemlerinde atıldığı ve kurallarının da gizli toplumsal anlaşmalar zemininde oluştuğu belirtilmektedir. Bu noktada diller, bir düzen olarak tanımlanmaktadır.Onlar aynı zamanda seslerle örülmüş, sosyal veya toplumsal yapılardır.

Dil olmasaydı pek tabi olarak iletişim de sınırlı kalırdı. Gelişim de olmazdı. Gelişimin iletişimle oluştuğu bilinmektedir. Değişik rahatsızlıklara bağlı olarak, iletişimde sıkıntı yaşayan bireylerin gelişimleri de sınırlı kalmaktadır. Doğada pek çok canlının da aralarında farklı şekillerde iletişim sağladığı bilinmektedir. Ancak bugüne kadar hiçbir canlının iletişim dilinin insanoğlu kadar gelişmiş olmadığı da bilinmektedir. Bu hususta dil, insan gibi yaşayan bir varlıktır. İnsanla yaşamaktadır. Tarihte var olan pek çok millet tarih sahnesinden çekildiğinden dolayı dilleri de ortadan kalkmıştır. Bu durum tarihsel gerçektir.

Değerli dostlar, bugün yeryüzünde binlerce farklı dilin olduğu bilinmektedir. Değişik kaynaklarda değişik rakamlar verilmektedir. Rakamlar 6.000 ila 8.000 arasında değişmektedir. Ancak sayının hızlı bir şekilde azaldığı da belirtilmektedir. Bu gün dünyada en çok konuşulan dillerin sıralamasına bakıldığında: Çince (1,3 milyar), İngilizce (427 milyon),  İspanyolca (266 milyon), Hintçe (260 milyon), Türkçe (220 milyon), Arapça (181 milyon), Portekizce (165 milyon),  Bengalce (162 milyon), Rusça (158 milyon), Japonca (124 milyon), Almanca (121 milyon), Fransızca (116 milyon). Ayrıca 1999 yılında yayınlanan bir rapora göre dünyada sadece tek bir konuşanı olan 50 civarında dilin varlığı ifade edilmektedir. Bunların 28´nin Avustralya´da olduğu belirtilmektedir. Ayrıca dünyada 500 kadar dili konuşan insan sayısının sadece 100 civarında, 1.500 kadar dili konuşanın 1.000 civarında, 3.000 kadar dili konuşanın 10.000 civarında ve 5.000 kadar dilin de 100.0000 civarında konuşanı olduğu belirtilmektedir. Dünya dillerinin %96´sının dünya nüfusunun yalnızca %4´ü tarafından konuşulduğu da ifade edilmektedir. Bu bakımdan gelecekte, pek çok dilin yok olacağı tahmin edilmektedir.

Değerli dostlar, yukarıdaki rakamlardan da anlaşıldığına göre dilimiz Türkçe, yeryüzünde en çok konuşulan diller sıralamasında 5. sırada yer almaktadır. Bunu maalesef pek az kimse bilmektedir. Ben bunu zaman zaman farklı ortamlarda söylediğimde, pek çok kimse şaşırmaktadır. Hatta Ramazan Bayramı dolayısıyla Kayseri´de tanıştığım, Almanya´da yaşayan genç bir arkadaşa bu durumu söylediğimde hayli şaşırdığını gördüm. Ülkemizde yaşayan pek çok kimse de bunu maalesef bilmemektedir.

Türk Dili ve Edebiyatı dersinin öğretmenlerinin, dilin gramer ve diğer özelliklerini öğretmeden önce Türkçenin etkili olduğu bölgeleri, ülkeleri aynı zamanda lehçeleri ile ilgili bilgileri vermeleri önemlidir. Bu tür bilgiler, mutlaka okullardaki ders programlarında yer almalıdır. Türkçe, hem konuşan sayısı açısından hem de dünyanın en eski dillerinden biri olması açısından önemli bir dildir. Bugün yeryüzünde pek çok ülkede özellikle de batı ülkelerinde Türk Dili uzmanlarının olması tesadüfi değildir. Hatta Almanya´da Türk Dili alanında doktora çalışması yapan arkadaşları da bizatihi tanıdım. Bu bakımdan, dilimiz tüm dünya milletlerinin ilgisini çekmektedir. Bu ilginin dilin özgün yapısı ile birlikte Türklerin Tarihinden de kaynaklandığı bir gerçektir. Ancak dil ile o dili kullanan millet arasında yakın bir ilişki vardır. Dilin yapısı ile milletin yapısı birbirine benzemektedir. Milletlerin varlıklarını sürdürmede dil en önemli unsurlardan biridir. Nitekim dillerini kaybeden milletlerin, varlıklarını da kaybettikleri bilinen bir gerçektir.

Değerli dostlar, gerek özgün yapısı ve gerekse de derin tarihi geçmişiyle yeryüzünün en kadim dillerinden olan Türkçe, bugün pek çok yabancı dillerin özelikle de İngilizcenin etkisi altındadır. Bu konuda yazılmış çok sayıda esere rastlamak mümkündür. Gerek yabancı dillerden gelen kelimelerin dilimize yaptığı baskı ve gerekse de Türkçeyi yabancı dillerin yapısına benzetme çabaları, zaman zaman ticari kaygılarla olsa da dilin ve milletin geleceği açısından tasvip edilecek bir durum değildir.

Diller arasında etkileşim gayet doğaldır. Milletler gibi diller de birbiri ile etkileşim halindedir. Her dil diğer bir dilden kelime alır ve verir. Bunda bir sorun yoktur. Ancak bir dilin başka bir dilin egemenliği altına girmesi sıkıntılıdır. Bu açıdan, Türkçenin günümüzde maruz kaldığı sorunlar dikkatli incelenmeli ve bu konuda gerekli önlemler ivedilikle alınmalıdır. Türkçenin günümüzde karşı karşıya kaldığı sorunları da kısmet olursa, bir başka yazımda belirteceğim.

 

Hoşça kalın?