KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


DOSTLUKLAR VE BAYRAMLAR?

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, her zaman ifade edilir ya insanoğlu sosyal bir varlıktır. Toplum içerisinde diğer insanlarla iletişim kurmaktadır. Doğası gereği, toplumsal alan içerisinde yaşamak durumundadır. Yapısı böyle tasarlanmıştır. Buna göre programlanmıştır. Zira evrende, insanın belli bir yapı içerisinde tasarlandığı da anlaşılmıştır. O da bu açıdan bir kozmostur. Evren kadar olmasa da evrensel özeliklere sahip bir mekanizma içerisinde, yaşamını sürdürmektedir. Hem etkiler hem de etkilenir. Hep bir döngü içerisinde, Kayserili eski dedelerin dediği gibi yuvarlanır gider. Biri gelir, diğeri gider. Gidenler gelmez. Gelenler ise hep gider. Bu döngü de böyle gelmiş, böyle gider. Rahmetli babacığım da nereye gitsen okka 400 dirhem der. Ölçü belli, değeri belli. İsimleri değişse de ölçü de değeri de geçmişte olduğu gibi gelecekte de değişmeyecek sanki?

Değerli dostlar, kaynaklara göre normal batılı bir insanın, yaşam boyu 1.500 kadar arkadaş edindiği veya tanıdığı olduğu ifade edilmektedir. Toplumumuzda ve benzer toplumlarda sayı biraz daha yüksek olabilir. Çünkü bizim gibi toplumlarda, arkadaş edinme de arkadaştan vazgeçme de kolaydır. Ancak günümüzde bu konuda özellikle de büyük şehirlerde, batı kalıplarına yakın anlayış içerisinde olduğumuzu belirtmek de çok yanlış olmayacaktır. Tam batılılara benzemesek de geçmişle kıyaslandığında, onlara yakın bir anlayışa geldiğimiz de söylenebilir. Günümüzde, toplumumuzun daha bireysel ve daha mesafeli bir yaşam anlayışı içinde olduğu da belirtilebilir.

Kişisel ilişkilerin daha seviyeli ve daha zararsız olması açısından, söz konusu yaşam anlayış kalıbının daha iyi olduğu söylenebilse de toplumsal ilişkilerin minimize edilmesi, toplumsal sorunlara duyarsızlık, sadece kendini düşünme ve yalnızlık gibi sonuçları açısından da daha iyi olduğu söylenememektedir. Her toplumun farklı özellikleri ve dinamikleri vardır. Bir toplum, başka bir topluma benzememektedir. Kaldı ki aynı toplumdaki insanlar bile birbirine benzememektedir. Ancak yine de toplumların ortak karakteristik özelliklerinden söz edilebilir. Değerlendirmelerimi ortak karakteristik değerler üzerinden yaptığım da söylenebilir?

Bizim gibi toplumların, hem samimi hem de birbirine değer veren bir anlayışı vardır. Bu özellik eskiden daha çoktu. Son zamanlarda ise azaldı. Zaman zaman samimi fakat sınır tanımaz olabiliyoruz. Bu da birbirimizin alanına ve duygularına önem vermemek ile ilgili davranışsal bir yapıya dönüşebiliyor. Kişisel ilişkilerin çok çabuk bozulmasına da neden olabiliyor. Dolayısıyla insanların birbirleri ile ilişkilerinde, pek çok sorunlar ortaya çıkabiliyor. Sonuçta bu durum, toplumsal dağınıklığın başlamasına ve yaygınlaşmasına neden olabiliyor. Dağınıklık da bir şekilde yaygınlaşıyor. Orta bir yol bulmak veya birbirimize olan saygı ve değer duygularının yerleşmesi ve gelişmesi için çaba sarf etmek gerekiyor. Ancak bu konuda daha çok yol alınması icap ediyor?

Değerli dostlar, normal bir insan yaşamı boyunca 1.500 kişi tanımış olsa da bunun 50´sinin gerçek arkadaşlar olduğu belirtilmektedir. 50 kişinin de 10´u yakın, 5´i de en yakın arkadaşlar veya dostlar olduğu ifade edilmektedir. Bazılarımızın 5´den daha fazla en yakın yani daha sıkı fıkı arkadaşları olsa da bazılarımızın belki de 5´den de daha az yakın arkadaş ve dostları söz konusudur. Yaşam böyle. Koşullar; kişiden kişiye, mekândan mekâna ve zamandan da zamana değişmektedir. Dilerim; Allah herkese gerçek ve samimi dostlar ve arkadaşlar kısmet eder!

Gençken ve zenginken herkesin pek çok arkadaşı ve dostu oluyor da yaşlanınca hele de fakirleşince, bu sayı birdenbire azalıyor. Belki de kimileri için sıfıra iniyor, kimse kalmıyor, kimse olmuyor. Özellikle yaşlanınca, galiba herkes kendi derdine düşüyor. İnsanın çevresinde çok az insan kalıyor. Belki de sadece ailesi kalıyor. Belki de o da kalmıyor. Fakir olunca zaten etrafta kimse olmuyor. Eskiler; fakirin yüzü soğuk olur diyor. Zengin olunca durum tam tersi oluyor. Zenginin yüzü galiba sıcak görünüyor?

Değerli dostlar, hayvanların pek çoğu yalnız yakın akrabalarıyla iletişim kurarken, insanoğlu için durum farklı olabiliyor. İnsanoğlu yakın akrabası olmasa da arkadaşlarını seçebiliyor. Doğada pek çok canlıda, hele hele karmaşık hiyerarşi içerisindeki sosyal gruplar halinde yaşayanlarda, bu anlayışın egemen olduğu belirtiliyor. Demek ki bu davranış sadece bize mahsus bir davranış olmuyor. Ancak insanoğlu bu noktada, daha gelişmiş yapısıyla seçimlerini, daha farklı kıstaslara göre yapabiliyor. Çok farklı bir algoritma anlayışı içerisinde, seçim gerçekleştirebiliyor. Eskilerin konuyla ilgili çok değişik gözlemleri, tecrübeleri ve ifadeleri söz konusudur. Arkadaş seçiminin önemini çok vurgulamışlardır. Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim; arkadaş arkadaşın aynasıdır ve daha nice yaklaşımlar ortaya koymuşlardır?

Değerli dostlar, dostluklar, arkadaşlıklar, akrabalar sosyal yaşam alanımızın birer parçalarıdır. Bunların varlığı kadar, kimler olduğu da bizim için önemlidir. Zira insanlar, çevreleri kadar vardır. Çevrenin önemi konusunda pek çok olay ve yaşanmış hikâyeler örnek olarak verilebilir. Bu konuda, gerek batı toplumlarından ve gerekse de bizim toplumdan yaşanmış öykülerden bahsedilebilir. Dolayısıyla çevreye de dikkat etmek gerekir. Çevre önemlidir. Bir Alman filozofun ifadesiyle; akrabalarımızı biz seçmesek de dostlarımızı ve arkadaşlarımızı biz seçeriz. Akrabalarda olmasa da dostlar ve arkadaşlar noktasında sorumluluk bize düşmektedir. Dilerim! Herkesin iyi ve samimi dostları ve arkadaşları olsun. Kötü ve riyakâr olanlardan uzak dursun...

Arkadaş edinmek ile edindikten sonra arkadaş kalmak, aynı şey değildir. Bunlar farklı şeylerdir. Zira arkadaşlığın sürdürülmesi, her zaman mümkün olmuyor. İlişki olmadığı sürece arkadaşlıklar da yok olma eğilimine giriyor. Burada, korunum yasasının geçerli olmadığı görülüyor. Bir arkadaşı bir yıl görmemenin, arkadaşlık niteliğinin üçte bir oranında azaldığı ve arkadaşın yakınlık hiyerarşisinden de düştüğü kaynaklarda belirtiliyor. Akrabalık ilişkilerinin daha etkin olduğu sosyal çevrede, ailenin yeri hemen hemen sabit kalırken, söz konusu çevrenin arkadaşlık bileşeninde, büyük dalgalanmalar oluşarak birkaç yılda yaklaşık %20 fire vermesi ile ilgili kaynaklarda verilen bilgi de bana ilginç geliyor. Yaş artınca, galiba fire daha çok artıyor. Bu bakımdan, aile bireylerinin ve iyi olan akrabaların da kıymetini bilmek gerekiyor...

Değerli dostlar, bayramlar; bir anlamda sosyal ilişkilerin korunmasına ve gelişimine katkı vermesi açısından da bir fonksiyonu yerine getiriyor. Postmodern yaşam anlayışında, bayramların önemi ve katkısı daha farklı bir anlam kazanıyor. Pek çok kimse, toplumsal bütünleşmenin sağlanması açısından, bayramlara ihtiyacın, eskiye nazaran daha çok arttığını söylüyor. Geçmişte, bayramdan ziyade bayramlıklar beklenirken, günümüzde ise daha çok eski bayramlara özlem duyuluyor. Eski toplumsal ilişkiler aranıyor. İnsan; bayramlarda keşke nineler, dedeler, anneler, babalar, dayılar ve amcalar da olsa diyor;  onların yerlerinin doldurulamaz olduğunu görüyor; ölüm Allah´ın emri de şu ayrılık olmasaydı sözünün ne anlama geldiğini yaşayarak hissediyor...

Sosyal çevrenin korunması hususunda, tanıdıklarla yılda en az bir kez de olsa görüşmenin gerekliliği, bilimsel olarak ortaya kanarken, bayramların ne kadar da anlamlı olduğunu, insan benim gibi belli bir yaşa gelince hele de sevdiklerini kaybedince, daha iyi anlıyor...  

 

Hepinizin şeker tadındaki Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, sevdiklerinizle birlikte sağlık, huzur ve mutluluklar diliyorum?

 

 Hoşça kalın diyorum?