KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


FİZİK BİLMEK NE ANLAMA GELİR?..

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, pek çok yazımda; bilimsel bilginin öneminden, hayata kattığı değerden ve sorunların çözümündeki gücünden vs. bahsetmiştim. Bunları defalarca vurgulamıştım. Beni takip edenler, bunu çok iyi bilir. Bu yazımda da özel olarak fizik biliminin benzer özelliklerinden, yaşama kattığı anlamlardan ve değerlerden bahsetmeye çalışacağım. Fizik biliminin ve onu bilmenin gerçek yaşamda toplumlar açısından ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaya çalışacağım.

Öncelikle bilimi tanımlamaya çalışalım. Fizik, eşyanın yani maddenin bir kuvvet etkisiyle uzay-zamandaki hareketini, diğer bir anlamda da davranışını inceleyen bilim dalıdır. Bu biraz dar bir tanımdır. Daha geniş bir tanım olarak, evren ile ilgili nedenlere değil nasıllara dayanan temellerin yanıtlarını, fiziksel eşya üzerinden bulmaya çalışan bilim dalıdır. Eşyayı, hareketi, uzayı, zamanı ve diğer olguları tanımlamaya çalışır. Bu noktada fizik, evrenle ilgili en etkili ve ciddi teorileri olan, en eski disiplinin adıdır. Diğer bir ifadeyle evrenin yapısı ve anlamı üzerinde, en esaslı teorileri olan disiplindir. Teoriden de öte bu hususta kanunları olan bilimdir. Bu kanunlar, evreni de yöneten kanunlardır. Sürekli tekrarladığımız gibi bunlar evrenin anayasalarıdır. Bir yerde büyük yasalar yani anayasalar varsa orada küçük yasalar da vardır. Bu bakımdan evrende yüzlerce belki de binlerce de küçük yasalar vardır. İnsanoğlu için en önemli gayelerden biride bu yasaları anlamaya çalışmak ve buradan fiziksel evrenle ilgili çıkarımlar ortaya koymaktır. Yasaları anlamak; hayatı, doğayı ve evreni anlamak açısından oldukça önemlidir. Hatta Einstein´a göre söz konusu anlam, aynı zamanda Yaratıcıyı anlamak; Yaratıcının bakışının diğer bir anlamda da yaratılışın sırrına ermektir. Bu bakımdan, Einstein fizik biliminin keşfinin manasını, daha da ötelere başka bir açıdan metafizik alana taşımaktadır. Buradan, metafizik evrene açılan kapının, Einstein´a göre fizikten geçtiği anlamı da çıkmaktadır. Ona göre fizik âlem, metafizik âlemin de geçiş yeridir.

Değerli dostlar, bulunduğumuz kültür, daha çok insanın da içinde olduğu, sosyal ilişkileri esas alan bir anlayış zemininde gelişmiştir. Burada dini anlayışın da önemli etkisinin olduğu bir gerçektir. Geleneksel doğu kültürünün temeli de bu olsa gerektir. Bu bakımdan, genel olarak geleneksel sosyal yaşam anlayışlarımız, hep bu tür ilişkilere bağlı olarak gelişmiştir. Anne ve baba ile evlat ilişkisi, komşu ilişkisi, yardımlaşma, mazlumun yanında olma ve diğer pek çok model davranış, bu kapsamda sayılabilir.

Geleneksel bilim anlayışı her ne kadar bizimde içinde bulunduğumuz kültür medeniyetinde gelişmişse de ne yazık ki modern bilim için aynı şeyi söylemek mümkün değildir. Modern bilim anlayışının gelişimi Batı Dünyası´nda gerçekleşmiştir. Söz konusu bilimsel anlayış da bir anlamda dünyayı ve yapısını değiştirmiştir. Anlayış sanayi devrimini yani endüstrileşmeyi, fabrikalaşmayı ve seri üretimi doğurmuş; bunun sonucunda da insanlık için yepyeni bir yaşam biçimi ortaya çıkmıştır. Bu hususta insanlık tarihinde, tarım toplumuna geçişten sonra belki de ondan da öte sosyal yaşamı en fazla etkileyen değişim, sanayi devrimi olmuştur. Bunun temelinde makina vardır. Makinanın temelinde de en esaslı olan şey teknolojidir. Teknoloji de en nihayetinde temel bilimlere dayanmaktadır. Bunların başında da fizik bilimi gelmektedir. Burada kimyanın, biyolojinin ve matematiğin de rolünü unutmamak gerekir. Ancak konumuz fizik olduğu için daha çok onun üzerinde durulmaktadır.

Dolayısıyla dostlar, bugün gelişmiş batı medeniyeti dediğimiz olgunun temelinde teknoloji ve onun da temelinde temel bilim olan fizik gibi bilimler yatmaktadır. Bu bakımdan, medeniyet tahlillerinde de fizik bilimin yerini ayrıca değerlendirmek gerekir.

Değerli dostlar, fizik bilimi; hem eşyanın davranışını, evrenin yapısını, çalışma prensibini ve mekanizması ile fizik ötesi evreni anlamada hem de özellikle gelişmiş medeniyetlerin temellerinin anlaşılmasında, ciddi önem ifade etmektedir. Biz medeniyet olarak sanki bu olgusal gerçeği atlamış gibiyiz. Bu, bence sanayi devrimini atlamaktan da öte bir gerçek. Zira mesele makina yapmak değildi. Nitekim biz de makina yapmışız. Hem de çeşit çeşit. Yeryüzünde belki de ilk otomatik makinaları Türkler yapmış. Tarihsel bulgular, bu konuda oldukça fazla. Biz makina yapmadığımız için sanayi devrimini atlamadık. Sanki temelleri önemsemediğimiz için sanayi devrimini atladık veya kavrayamadık. Örneğin, matbaa gelmediği ya da geç geldiği için kitap okumadık değil, kitap okumadığımız veya az okuduğumuz için matbaa gelmedi ya da geç geldi. Tıpkı taş devrinin taşların tükendiği için değil, zihinlerin değiştiği için sona ermesi gibi. Burada sebep ve sonuç ayrımını iyi yapmak gerekir. Aksi takdirde tahlillerde ve teşhislerde sorunlar olur. Bunlar da tedaviyi önler. Hastalıklara da çare üretilemez. Böylelikle toplumsal ilerleme de sağlanamaz.

Değerli dostlar, pek çok batılı sosyal bilimcinin veya felsefecinin ortaya koyduğu doktrinlerin temelinde fizik yasalarının da esas alınması manidardır. Tesadüfü değildir. Temeller anlaşılmadan, üst yapı veya sosyal yaşam ile doğa anlaşılamaz. Anlaşılsa da eksik anlaşılır. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi değerleri değersizleştirmekle bir yere varılamaz. Bu, yoldan çıkıp da hedefe varmaya çalışmaya benzer. Kaldı ki eski bilgelerden Tapduk Emre´ye göre yoldan çıkıp da varana rastlanılmamıştır. Yola çıkıp da varamayana rastlanılmadığı gibi. Bilim de kültür de medeniyet de sanat da bizim değerlerimizdir. Bunların pek çoğu da gerçek manada, insanlığın ortak değerleridir. İnsanlığa faydalı olan tüm görüş, bilim, sanat vs. değerler de nerede görülürse alınır. Bu noktada bunlar yitik mal gibidir. Nereden de gelirse doğrudur. Faydasız olan şeyler de nereden gelirse gelsin yanlıştır ve alınmamalıdır.

Değerli dostlar, iyinin, güzelin veya faydalının zamanı, mekânı veya bölgesi de yoktur. Yani burada yön yoktur. Bu hususta doğu, batı pek önemli değildir. Hakikatin ve faydanın önemi vardır. Olayları bu açıdan değerlendirmek de gereklidir. Bu bakımdan, son tahlilde bizim de şu âleme bırakacağımız çok fazla değer de bulunmaktadır. Ancak bunun için evrensel bir bakış açısına da sahip olmak da gerekmektedir. Zira insanlığın geldiği şu çağ, birazda normatif değerlerin etkin olduğu çağdır. Bu da unutulmamalıdır?

 

Hoşça kalın?