KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


GEÇ OLMADAN BİR ŞEYLER YAPALIM

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Ben bir babayım hem de kız babası ve endişeliyim…

Nedir seni bu kadar endişeye sevk eden diye soracak olursanız erenler,

Aslında sebepte, düşmanda çok tanıdık…

Türlü vesilelerle defalarca sizlerle paylaştım bu sütundan.

Lakin düşman her geçen gün güçlenmekte dostlarım…

Her geçen gün hayatımızdan, değerlerimizden çalıp aşama aşama yok etmekte bizleri…

Sanırım tahmin etmişsinizdir.

Evet yine aptal kutusu televizyon ve hepimizi bağımlı noktasına getirerek hayatlarımızdan çalan dizler ile teknolojinin ortaya çıkardığı olumsuzluklarına dikkat çekmek istiyorum…

Dostlarım;

Yediden yetmişe herkesin özellikle takip ettiği, sıkı seyircisi olduğu ve gününü iple çektiği bir dizisi var.

Bu nedenle gidiş gelişler, akşam oturmaları, sohbet ve muhabbet demleri neredeyse yok olmaya yüz tutma noktasında, adeta can çekişiyor erenler.

Her geçen gün birbirimize biraz daha yabancılaşıyoruz.

Dizilerdeki hayatlara,

Dizlerdeki kahramanlara sarılmış gidiyoruz.

Eeee… Normaldir artık insani ilişkilerimizi de facebook ve twetter üzerinde gideriyoruz.

Resim derseniz resim, sohbet derseniz sohbet hepimizin birbirimizden haberi var.

Kim o gün ne yapmış, ne yapacak, hangi maceraya kahraman olacak biliyoruz.

Bundan güzel muhabbet olur mu?

Latife bir yana dostlarım bu tablo elbette hiç hoş değil, sağlıklı değil, ümit verici değil.

Biz bu tür televizyon ve bilgisayar muhabbetlerine girdiğimizden beridir toplum olarak yüzümüz gülmüyor, huzurlu değiliz, yetişen nesiller sağlıklı değil.

Dostlarım; yukarıdaki satırları yaklaşık birkaç yıl önce kaleme almış ve kimilerinin ‘Sihirli Kutu’, kimilerinin ‘Aptal Kutusu’ olarak nitelendirdiği televizyonun aile hayatımızda ve toplumsal yaşamımızda açtığı derin yaralar dikkat çekmeye çalışmıştım…

Ahhh…

Ahhh…

Ne yazık ki bu yazıyı kaleme aldıktan bu yana geçen zaman içinde endişelerim artarak devam etmekte erenler…

Dayanamayıp bir örnekle bu endişemi bir kez daha sizlerle paylaşmak niyetindeyim…

Malum kış aylarındayız, okullar yüz yüze eğitime devam ediyor.

Hali ile yatış, kalkış saatleri esnek değil.

Yani “Hadi artık yatın, sabah kalkamayacaksınız” gibi bir gerekçe ile çocukları odalarına göndermek gerekiyor.

İşte böyle anlardan birinde artık kendim için yatma vaktidir diyerek yatak odasının yolunu tuttuğumda birde ne göreyim bizim çocuklar yayılmışlar kanepelere soluksuz televizyon izliyorlar…

Ben de merak edip ne izliyorlar diye oturma odasına uğrayı verdim…

Ekranda bir kış dizisi…

Nikah masasından kaçıp bir birini bulmuş bir gurup genç kız, bir dizi macera yaşıyorlar…

Yani resmen ekran başındaki genç kızlara “Sakın anne babanıza boyun eğmeyin, kaçın evinizden bir şekilde hayatta kalırsınız.” mesajı veren bizim aile yapımızla, inançlarımızla, değer yargılarımızla uzaktan yakından ilgisi olmayan bir dizi olaylar örgüsü ile gençler zehirleniyor…

En acısı da dostlarım erdemli, iyi aile kızını anlatırken kullandıkları niteleme argümanı…

Gerçekten içim acıdı…

Erdemli kız ‘Yoga’ yapıyor…

Bu özelliği ile ne kadar iyi, dürüst, duygusal bir insan olduğu betimleniyor…

Birden kan beynime sıçradı yarenlerim!

Yıllar yılı ramazanı, bayramı, kandili anlatıp kendi öz değerlerimizi öğretmeye çalıştığımız çocuklarımız ekran başında “İyi genç kız yoga yapandır” mesajı ile keyifle vakit geçirdiğini zannederek zehirleniyor…

Hele kız erkek ilişkileri, yaşanan saçma salak diyaloglar…

Bir birini hiç tanımayan genç kız ve erkeklerin rahat diyalogları…

Yok böyle bir şey erenler…

Bizim aile yaşamımızda, anne babasının sözüm ona baskısından kaçıp böyle hayat yaşayan gençler olamaz…

Size bir şey söyleyeyim mi; bu kadar rahatlık emin olun Avrupa ülkelerinde de yoktur…

Benim çocuğumun henüz genç kızlığını keşfettiği bu tehlikeli zamanlarında böylesine çarpık yaşam tarzları ile beynini bulandırmaya kimsenin hakkı yok…

Evet ben kız babasıyım ve endişeliyim…

Sadece kızım için değil, oğlumun geleceği içinde endişeliyim…

Bütün bunları yazarken kimse beni dostluktan – arkadaşlık anlamayan hödük bir bağnaz olarak algılamasın lütfen.

Ben de eşimle tanışıp arkadaşlık ederek evlendim…

Ancak hiçbir zaman davranışlarımız bu derece bayağı olmadı…

Sen kalk “Evden kaçın, çok daha iyi şartlarda hayatınız olur” mesajı ver, sonra da o gençlikten sağlıklı nesiller bekle…

Yahu bu ne aymazlık!

Bu ne canavarlık!

Sen kalk kim bilir hangi ülkenin dizisinin çakmasını benim çocuğumun zihnine kazı ve ben bir baba olarak rahat uyuyayım…

Allah rızası için bu kötü gidişe dur diyecek çözümler arayalım erenler…

Biz bu kötü gidişi durduramazsak, gün gelecek o gençlik bizim kolumuzdan tutup kapıya koyacak…

O kara günleri yaşamadan, çocuklarımız bizleri geri kafalı birer bunak olarak tanımlamadan bir çare arayalım…

Unutmayalım zaman çok çabuk geçmekte,

Hiç gelmezmiş gibi görünen o günler bir bakmışsınız kapımızı çalıverir…

Geç olmadan bir şeyler yapalım…

Ataların dediği gibi “Korkulu rüya görmektense, uyanık kalmak yeğdir”

Gürkan Ofis Mobilyaları