EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


GELECEĞE NE KADAR YAKINIZ? : GELECEKTE OLABİLECEKLER

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Geçmiş ile Gelecek İlişkisi ve Bir Prensip

Daha önceki bir yazımda, geçmiş ve günümüz arasındaki ilişkinin, değişim üzerinden kurulmasına çalışmıştım. En son yazımda ise gelecek ile ilgili bilimsel ve teknolojik öngörüde bulunan insanların, özellikleri ile ilgili Piri Reis ve Jules Verne özelinde bilgi vermeye gayret ettim. Bugün de sizlere, gelecekte hayata geçme ihtimali olan, önemli bilimsel ve özellikle de teknolojik gelişmelerden bahsedeceğim.

Burada bu tür gelişmeleri, konuyla ilgili yazılan eserlerden yararlanarak yazacağımı belirtmeliyim. Konuyu öngörüden ziyade yazılmış eserlere dayandırdığımı da ifade etmeliyim. Özellikle Japon asıllı ABD’li Fizikçi Michio Kaku tarafından yazılmış kitaplardan yararlandığımı söylemeliyim. Ancak yorumlarımı katacağımı da şimdiden diyebilirim. Bunların ne gibi sosyal sonuçlarının olabileceği hususunda kendi yorumlarıma dayalı ayrı bir yazı yazabileceğimi de ifade edebilirim.

Gelecekte teknolojik olarak, ne gibi değişimlerin olabileceği ile ilgili gelişmelere girmeden önce bir yasadan bahsetmek istiyorum. Yasa Moore Yasası olarak tanımlanmaktadır. Bilgisayar devreleri ve parçaları üreten bir şirketin kurucusu Gordon Moore’nin gözlemine dayalı olarak ortaya koyduğu yaklaşımın, daha sonra bilim insanları tarafından Moore Yasası olarak adlandırılmasıdır. İlk ifadesi; her 18 ayda, bir tümleşik devre (mikroçip) üzerine yerleştirilebilecek bileşen sayısının, iki katına çıkarılacağı ve bunun da bilgisayar kapasitelerinde büyük artışlara neden olacağı ancak üretim maliyetinin ise sabit kalacağı hatta düşme eğilimi bile göstereceği şeklindedir. İfade daha sonraları, mikro işlemciler içindeki transistor sayısı, her iki yılda iki katına çıkacaktır şeklinde yine Moore tarafından düzeltilmiştir.

Söz konusu ilkenin, bizim anladığımız anlamda bir yasa olduğu söylenemese de gözlem ve yaklaşım olarak, 1965 yılından beri geçerli olduğu belirtilmektedir. Mikro işlemciler, bilgisayar gibi bulundukları elektronik yapıların beynidir. Bağlı oldukları mekanizmaları kontrol ederler. Transistorlar ise elektrik sinyallerini denetleme veya anahtarlama amacıyla kullanılan yarı iletken devre elemanlarıdır.

Yasanın basitçe anlamı; bilgisayar gibi cihazların gücünün her iki yılda iki katına çıkacağı şeklindedir. Aynı paraya, iki sene sonra iki kat daha hızlı bilgisayar alabilirsiniz demektir. Bundan bahsetmemin sebebi; yasanın ortaya koyduğu prensip doğrultusunda bilgisayarların hangi aşamaya kadar gelişebileceği ile ilgili olmasıdır. Zira bilgisayarların gelişimi, teknolojinin gelişiminde ve buna bağlı olarak da insan yaşamının şekillenmesinde, önemli yer tutmaktadır.

 

Bilgisayarların Gelişiminin Etkileri

Bilgisayarların gelişimine bağlı olarak mikroçiplerin süper duyarlı alıcılarla birleşerek hastalıkları, kazaları ve diğer acil durumları önceden tespite olanak sağlayan yapıların kurulacağı belirtilmektedir. Bu bağlamda, insan sesini ve yüzünü tanıyarak konuşacaklardır. Özellikle yakın gelecekte bu alanda daha fazla bir gelişim yaşanacağı ve maliyetlerde de önemli düşüşlerin gerçekleşeceği tahmin edilmektedir. Çevreye dağılan milyonlarca mikroçipin, insanoğlunun isteklerini yerine getireceği belirtilmektedir. Hatta bilgisayar sözcüğünün bile ortadan kalkacağı öngörülmektedir.

Gelecekte internetin; duvar ekranlarında, mobilyalarda, reklam panolarında hatta gözlüklerde ve lenslerde de olacağı kaydedilmektedir. Camlarına bakıldığında bir film perdesindeki gibi interneti görmeye imkân veren gözlüklerin kullanımı yaygınlaşacaktır. Ayrıca bir bilgisayar mikroçipi, kontak lensin içine yerleştirilerek tıpkı gözlükler gibi internet özelliğine sahip lenslerin de yaygınlaşması beklenmektedir.

Konuyla ilgili diğer bir gelişme de sürücüsüz arabaların hayata girmesidir. Sürücüsüz araba günümüzde üretilmesine rağmen test aşamasında olduğu belirtilmektedir. Yakın gelecekte sürücüsü olmayan, bir bilgisayar tarafından kontrol edilen arabalar daha çok görülecektir. Ayrıca bu arabaların trafik sıkışıklığı gibi durumlarda kontrolüne olanak sağlayan bir yapıyla donanımı da mümkün olacaktır. Diğer tehlikeleri de algılayacaktır. Özellikle uzun süren ve gece yapılan seyahatlerde, şoförün uyuma durumunda kontrolü ele alacaktır. Bu tür arabaların yaygınlaşması beklenmektedir.

Yakın gelecekte teknoloji sayesinde bir arada bulunmayan kimselerin iletişimine olanak sağlayan duvar ekranların, gözlüklerin ve yine lenslerin kullanımının da yaygınlaşacağı belirtilmektedir. Evlerin dört duvarında bu tür ekranlar olacaktır. Örneğin aile fertlerinin bir arada olmamasına rağmen onlarla evin içinde, bir aradaymış gibi ekranlardan konuşma yapılacaktır. Telekonferans yerine bir masa etrafındaki koltuklar boş olmasına rağmen bir gözlük veya lens yardımıyla orada insanlar varmışçasına, onlarla toplantı olanağı doğacaktır. Böyle bir toplantı yapan kişiyi, dışarıdan izleyen birisi, onu sanki boş odaya konuşuyor sanacaktır.

Bununla birlikte katlanıp cebe konulabilen dizüstü bilgisayarlar ile ekranı istenildiği kadar büyütülüp, küçültülebilen cep telefonlarının da yakın gelecekte kullanılacağı belirtilmektedir. Dizüstü bilgisayarları taşımanın gereği olmayacağı, pek çok yerde bunların görevini yapacak donanımların olacağı, şimdiden haber verilmektedir.

Bunun dışında, sanal gerçekliğin yani bilgisayarları insan yaşamına değil, insanları bilgisayar dünyasının içine koyacak teknolojik gelişmelerin daha da yaygın olarak kullanılması beklenmektedir. Dolaysıyla örneğin pilot eğitimi bu teknoloji sayesinde belki de uçağa hiç binilmeden mümkün olacaktır. Söz konusu teknoloji hâlihazırda kullanılmakla birlikte daha da yaygınlaşması kaçınılmazdır. Cerrahların yetiştirilmesinde de benzer teknoloji daha çok kullanılacaktır.

Bilgisayar teknolojisinin sağlık alanında da pek çok gelişmeyi ve yeniliği beraberinde getirmesi beklenmektedir. Bir yazılım programı yardımıyla bir doktorun muayenehanesine gitmek yerine evde duvar ekranına yansıyan bir robotun, hastalıkları büyük oranda tespit edebileceği belirtilmektedir. Bunun için basit bir çubuğu, vücutta gezdirmek yeterli olacaktır. Bu çubuk sayesinde, vücudun içini görmek de mümkün olacaktır. Allah korusun! Bir kaza anında, elbise ve arabanız harekete geçerek otomatik olarak ambulans çağıracaktır. İçinde kamera ve radyo olan aspirin büyüklüğünde bir hap içildiğinde, doktorlar hastanın bağırsaklarının fotoğrafını çekecektir. Tıpta bu tür gelişmelerle gen tedavisi, canlı kopyalama ve insan ömrünün uzatılması konularında ciddi değişimlerin beklendiği de vurgulanmaktadır.

Tüm bu değişimler daha çok bilgisayar teknolojisinin gelişimine ve değişimine bağlı olarak yakın gelecekteki yaşamda karşılaşabilecek şeylerdir. Bunlar bu konuda çalışan çağımızın Jules Verne’leri veya Piri Reis’leri tarafından haber verilmektedir.

 

Gelişimin ve Yasanın Sonu

Yakın gelecekte bilgisayar teknolojisinin dışındaki teknolojilerin de gelişimi ile yaşamın pek çok alanında ciddi değişimlerin ve dönüşümlerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Gelişmeler, yaşamı bilim insanlarının ifadesiyle bir peri masalına mı dönüştürecektir? Bu gelişmelerden sonra insanoğlunu peri masallarındaki gibi bir hayat mı beklemektedir? Bunların cevabı için pek çok kişi keşke demekten öte başka bir şey diyememektedir. Hatta bir hikâyede bununla ilgili bir olay da söylenebilir. Hikâyeye göre 2070 yılında bir kimyacı, bir buluş gerçekleştirir. Tüm dünyanın enerji ihtiyacını çözen elektron pompası icat eder. Pompa bedava enerji üretir. Buluş sayesinde dünyadaki petrol, kömür ve nükleer enerjiye dayalı sektörlerin hepsi kapanır. Tüm dünya, bu enerjinin etkisiyle başka bir yapıya bürünür. Ancak fizikçi veya mühendis birisi, olaydan kuşku duyar. Bedava enerji nereden geliyor, diye düşünür. Zira bilir ki enerjinin korunumu yasasına göre enerji yoktan var edilemez. Biraz araştırmadan sonra olayın sırrını çözer. Söz konusu enerji, evrenimizi başka bir paralel evrene bağlayan bir delikten gelmektedir. Yaşadığımız evrene gelen bu enerji akışı, sonunda yıldızları ve galaksileri yok edecektir. Bu durum Dünya’nın da yok olmasına sebep olacaktır… Dolayısıyla hikâyede de ortaya konulduğu gibi her şeyin bir bedeli vardır. Teknoloji denen olguda bir taraftan bir sorunu çözerken diğer taraftan da bazen birden fazla sorunu üretmektedir. Zira bir çözüm, başka sorunların doğmasına neden olmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen geleceği şekillendirecekler yine de bilim insanlarıdır. ABD’li fizikçi Kaku’nun ifadesiyle “Bilim insanları olmasa bir gelecek de olmaz. Yakışıklı beyler ve güzel hanımlar, toplumun hayranlığını kazanabilirler. Ancak geleceğin tüm harika buluşları, değeri anlaşılmamış, adı ve sanı duyulmamış bilim insanlarının ürünü olacaktır”.

Her şeyin sonunun olduğu gibi Moore Yasasının da bir sonu olacaktır. Nihayetinde evreni ve eşyayı yöneten hatta sınırlayan yasalar vardır. Yasalar evrene ve yaşama adeta limitler getirmiştir. Işığın hızı bellidir. Bilginin en nihayetinde bir aktarım hızı vardır. Transistorların da en küçük boyut olan atom boyutlarına kadar küçülmesi ancak mümkündür. Daha da ötesi mümkün müdür?..

 

Hoşça kalın…