GELENEKSEL YAŞAM
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 20.12.2018 00:00:01 / 333okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, yaşam denilen şey hep bir dönüşüm ve değişim üzerinden devam etmekte ve sürmektedir. Bunu daha önce de pek çok defa vurguladık. Bizim neslin, geleneksel yaşamdan modern yaşama ve daha sonra da postmodern denilen yeni yaşama geçiş süreçlerini, kısmi de olsa yaşayan nesil olduğunu düşünmekteyim. Bu değişim süreci henüz tamamlanmadı. Hala devam etmektedir.

Toplumbilim ile uğraşanların tanımları belki farklı olabilir. Ancak, benim yaşadığım zaman içerisinde bu üç tür süreç sanki yaşandı ve hala yaşanmaya da devam edilmektedir.

Değişim aslında bir geçiş süreci ile gerçekleşmektedir. Bir toplumda, iki veya üç yaşam biçimi ayna anda yaşanabilir. Toplumlarda aynı zaman diliminde geleneksel, modern ve postmodern yaşam biçimlerini benimsemiş insanlar olsa da egemen olan yaşam biçimi, en son olan yani postmodern biçimdir. Günümüz bu bağlamda, postmodern bir yaşam biçiminin egemen olduğu çağdır. Kaldı ki toplum birden bire, bir biçimden diğerine aniden geçiş yapmıyor. Bu değişimler, tıpkı bir buzu ısıtırken, önce sıvı sonra buhar olması gibi toplumda da geçişler; katı, sıvı ve buhar gibi bir faz farkı ile gerçekleşiyor. Değişim hep gerçekleşiyor. Yavaş veya hızlı. Yavaş da olsa, hızlı da olsa sürekli değişim yaşanıyor. Değişimi yavaşlatmak olanaklı olsa da durdurmak olanaksızdır. Bu da insanoğlunun kaderidir.

Benim çocukluğumdaki yaşam, modern çağ olsa da Kayseri´de daha çok geleneksel yaşam tarzı hâkimdi. Bu yaşam tarzı, binlerce yıldır tecrübelerle kazanılarak, nesilden nesillere aktarılanve toplumu oluşturan insanların ortak bilincinde yer bulmuş, bir değerler bütünüdür. Bunlar; geleneksel bilgiler, inanışlar, sözlü ve yazılı anlatımlar, farklı ritüeller, yemek kültürü, giyim ve el sanatlarını da içine alan değerlerdir. Tüm bu değerlerin oluşumu, binlerce yıl almaktadır. Bu manada, rahmetli anacığımın yaptığı yemekler biçimsel olarak aslında tarihten geliyordu. Zira anacığım geleneksel yaşam çizgisinde olan bir kimseydi. Aynı zamanda bu çizgiyi de iyi taşıyan birisiydi. Çağ olarak o dönemler modern dönemler olmakla birlikte, geleneksel anlayışlar daha etkindi. Modern sözü bile pek çok kimseye yabancıydı. Hatta o dönemler belki de modernizmi vurgulamak adına okullarda okutulan bazı derslerin önünde bile modern kelimesi vardı: Modern matematik, modern fizik ve modern kimya gibi.

Hiç unutmuyorum, bir gün ortaokulda iken hem mahalleden hem de sınıftan arkadaşım olan Kerim´in evinde, matematik hocamızın bize verdiği dönem ödevini, yapmaya çalışıyoruz. Epey de uğraşıyoruz ve de zorlanıyoruz. Bir ara eve Kerim´in babası geldi. Kendisi o zamanlar epeyce yaşlıydı; uzun boylu ve beyaz sakallı dede görünümünde bir amcamızdı. Yanılmıyorsam, tesisat işleriyle uğraşıyordu. Yani teknik işlerle uğraşan birisiydi. Belki de bu işlere yatkındı. Elinde de boru gibi bir şeyler vardı. Bize şöyle bir baktı ve neyle uğraştığımızı sordu. Ben de amca: hocamız matematik ödevi verdi, onu yapmaya çalışıyoruz ancak çok uğraşıyoruz, bir türlü de sonuca ulaşamıyoruz dedim. Bize yardım etmek istercesine, nasıl bir ödev dedi? Zannediyorum ödev, kümelerle yani soyut matematik ile ilgiliydi. Ödevi onun anlayacağı bir dilde anlatmaya çalıştım. Anlattıktan sonra amca, birazda şaşkınlıkla: bu nasıl matematik, böyle matematik mi olur? Demesini hiç unutamadım. Bu sözü, bende öyle bir rahatlık hissi yaratmıştı ki ancak yaşanılınca anlaşılan bir histi.  Amca için matematik, daha çok sayılara ve somut kavramlara dayanan ayrıca pratik hayatta da bire bir kullanılan bir araçtı. Soyut matematik ona hiçbir şey ifade etmemişti. Bu amcamın yaklaşımı, aslında geleneksel yaşam tarzını benimsemiş bir insanın modern yaklaşıma olan tepkisinden başka bir şey değildi bence. Zira yaşam değişmişti, bakış açıları da hatta bilim de değişmişti. Ancak onlar değişen yaşam anlayışlarının, yani modern çağın değil, bir önceki yaşam anlayışlarının yani geleneksel çağın insanlarıydılar. Yeni gelişen düşünce ve tarzlar onlara çok yabancı geliyordu. Geçmişten gelen değerleri taşıyan insanlardı. Onlar için hayatın değerleri ve kriterleri çok farklıydı. Sadece değişen matematiği anlamsız bulmuyorlardı. Pek çok şey anlamsızdı. Teknolojik değişimlere sıcak baksalar da sosyal değişimlere karşı soğuktular. Onlar için adetler vazgeçilmez ilkelerdi. Adetlerden çok ödün vermezlerdi. Bu durum bizim de dikkatimizi çeker, zaman zaman nesil çatışması da yaşardık. Ancak bu değerlerin çok uzaklardan geldiğini nereden bilebilirdik? Geçmişin değerlerini, kültürünü, tarzını yansıttığını nasıl anlayabilirdik? Kaldı ki bunların tarihsel bir değer olduğunu yeni anlıyoruz. Tıpkı dünyaya trilyonlarca, milyarlarca kilometre uzaklardan gelen bir ışığın, aynı zamanda kaynağının tarihini taşımasını ve göstermesini anladığımız gibi.

Değerli dostlar, burada bize düşen görev geçmişi, günümüzü ve geleceği anlamaya çalışmaktır. Salt ret veya salt kabul yerine, bence anlamaya çalışmak, değerlerimizin korunması ve evrensel alana taşınması noktasında oldukça önemlidir. Bunlar sadece ritüel olarak tekrarlanan kalıpsal bir davranış modeli olarak kalırsa; bunların altında yatan anlam ve elde edilecek olan kazanımlar olmayacak, geleceğe taşınmayacak belki de yok olacaklardır. Hatta onlarla birlikte aslında bir geçmiş, bir tarih de yok olacaktır.

Bu noktada, bir nesil gitse de o neslin taşıdığı değerlerin de gitmesini biraz olsun engellemek gerekmez mi?

 

Bugün de hepinize geçmişten gelen bir veda ile ayrılmak isterdim…

 

Yine de hoşça kalın derim…

Anahtar Kelimeler: GELENEKSEL, YAŞAM
Yazarın Diğer Yazıları
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
15 Şubat 2019 Cuma
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL