KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


GÖNÜL İSTİYOR Kİ…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Gönül istiyor ki her meseleye hoşgörü ile bakalım.

Lakin ahval ve şerait bunu mümkün kılmıyor.

Dün ile bugünü kıyasladığımızda

Siyaset dilinin basitleştiğini,

Kültür ve irfandan nasiplenmediğini teessürle müşahade edip,

Derin derin iç geçiriyoruz…

Hiç kimse kusura bakmasın ama dostlarım

Ne yazık ki gazetelerde- ekranlarda saf tutmuş aydınprofili

Ben fakire göre son drece problemli görüntü sergiliyor…

Zira bir gazeteci siyasetin diliyle konuşmamalıdır erenler.

Gerçek aydın,

Gerçek münevver,

Ortalığı kızıştırıp nemalanmaya çalışan değil;

Yapıcı,

Yol gösterici,

Ufuk belirleyen olmalıdır.

Dahası toplumu iten değil,

Birleştiren,

Kavgacı değil,

Uzlaşmacı bir duruş sergilemelidir!

Fakat günümüzün gazeteci profiline baktığımızda

Bu erdemleri görmek ne hazindir ki mümkün olmuyor erenler…

Ayrıca bu orta karıştırıcı isimlerin nerelerden nemalandığını ve kimler oldukları da herkesin malumudur…

Oysa gerçek entelektüel kişi yalnızdır.

Doğrucudur,

Kendi rütbesinin eridir!

Birilerinin askeri

Hatta emir eri değil…

Dostlarım;

Bütün bu tablo içinde emin olun şu kritik günlerde akl-ı selim sahibi entelektüellere hararetle ihtiyacımız var.

Şimdi nerden çıktı,

Ya da ne gereği vardı bu sıcak yaz günlerinde bu iğneleyici sözlere deyişinizi duyar gibiyim yarenlerim…

Lakin ülkede asayiş berkemal olsa da;

Havadaki buluttan nem kapıp,

Gerilim çıkarmak isteyenler maalesef bir hayli fazla görünüyor erenler…

‘Gemi Azıya Alıp’ gün bugündür kabilinden kendilerine ters gelen,

Hoşlanmadıkları her şeye - herkese

Büyük bir kin ve nefretle saldıran insanlar

Aramızda dolaşan,

Her gün karşılaştığımız ve bir şekilde iletişim halinde olduğumuz insanlardan başkası değil!

Yani başka bir gezegenin,

Başka bir ülkenin,

Başka bir iklimin insanları değiller!

O nedenledir ki aslında manevi nurun ne yazık ki herkesin kalbini ve ruhunu yıkamadığı gün gibi ortaya çıkmakta…

Pek tabii ki fikirler tartışılmak için vardır erenler…

Değişik görüş ve düşünceler aslında insanın ufku zenginleşir…

Zihin âleminde yepyeni pencereler açar

Ve bu durum kendisini geliştirmesine yardım eder.

Ancak memleketim insanı hiçbir fikre ve düşünceye tahammül etmiyor,

Hatta edemiyor son tahlilde!

Mesela laik olduklarını söyleyenlerle,

Anti laikler arasındaki tartışma,

Milliyetçiler ve liberaller arasındaki devasa görüş ayrılıklarından kaynaklanan hararetli çekişmeler,

Daha yüzlerce tartışma konusu

Uzun yıllardır sürüp gitmekte memleketim insanı arasında …

Bütün bu tartışmaların içeriği, tarzı ve üslubu ne yazık ki hiç hoş olmayan boyutlara ulaşmış durumda

Hepsi itici, irrite edici ve çirkin!

Sırası geldi mi kimse mangalda kül bırakmıyor…

Herkes Mevlana’dan,

Yunus Emre’den,

Hacı Bektaş-ı Veli’den dem vurup

Onların söylem ve öğretileri ile edebiyat parçalıyor…

Hatta sosyal medya hesaplarından düzinelerce paylaşım yapıyorlar

Ademoğlu’nun iyiliğine, güzelliğe dair!

Ancak iş gerçek hayata gelince tablo bir anda değişiyor…

Daha amiyane bir tabirle erenler iş ciddiye binince rengi değişiveriyor bir anda yarenlerim…

Oysa bakın bir Bektaşi ezgisi nasıl sesleniliyor insanlığa

Bekle dost kapısın sadık dost isen

Gönüller tamir et ehl-i dil isen

Sevda sahrasında Mecnun değilsen

Ne Leyla’yı çağır, ne çölü incit.”

Öte yandan yüce Kitabımızda yer alan bir Ayet-i Kerimede

“Merhamet ediniz ki merhamet edilesiniz!” diye buyrulduğunu bilmeyenimiz yoktur.

Lakin “Merhamet” kelimesini ne çok incittiğimizi

Yarın HAKK’ın Divanı’nda bize sorduğunda ne cevap vereceğimizi düşünmeyi eminim ki hiç birimiz akıl etmiyoruz...

Ne hazin,

Ne acınası bir durum erenler…

Hiç kimse yarını,

Çocuklarını,

Gelecek nesilleri düşünmüyor…

Kargaşa gerilim karşılıklı tırmandırılıyor!

Ortada psikolojik bir yangın var erenler!

Ama bu yangını söndürmek şöyle dursun,

Daha da alevlendirmek için odun taşımak için insanlar neredeyse kuyruğa girmiş erenler!

Geçtiğimiz gün büyük kızım Saadet bir siyasi lider için ironik bir sözcük kullandı.

Bu lideri destekliyor muyum?

Beğeniyor muyum?

Kesinlikle hayır!

Zaten o da benim bu düşüncelerimden cesaret alarak sarf etti o kelimeyi…

Lakin kızımı konuştuğuna pişman ettim!

Neden mi?

Çünkü ben bir baba olarak onların demokratik düşünebilmeyi,

Hazmetmeyi,

Demokrasiye inanmayı öğretmek zorundayım.

Her fikrini beğenmediği kişiyi aşağılayıp hakaret etmesin, alay etmesin, onun söylediklerini de analiz etsin, çıkarımlarda bulunsun...

Ve dahi her şeyden önemlisi o fikre katılmasa bile saygı göstermesini öğrensin...

Derdimiz demokrasi ise şayet…

Demokrasi hepimizin görmeyi hayal ettiği ‘Zümrüt-ü Anka’ kuşu değil mi yarenlerim...

Bizler o nazlı kuşa sahip çıkmaz isek

Göz aydınlığımız

Geleceğimizin teminatı çocuklarımıza bu erdemleri öğretemez isek

Geleceğin emin ellerde olduğundan nasıl söz edebiliriz ki !

Oysa gönül istiyor ki…

Gürkan Ofis Mobilyaları