HANGİ GERÇEKLER? HANGİ GEREKÇELER?
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 8.1.2019 00:00:02 / 535okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, günlük yaşamda çoğumuza çok alışılmış, çok sıradan gelen pek çok doğal olgununve olayın aslında pek de öyle olmadığı; onların adeta olağanüstü şeyler olduğu gerçeğini, günlük yaşamın getirdiği meşakkat içerisinde, pek çoğumuz pek fark etmemektedir. Bu da başka gerçek olsa gerek. Güneşin her gün doğması, rüzgârın esmesi, dünyadaki derelerin Ordu´nun dereleri gibi hep yukarıdan aşağılara doğru akması gibi pek çok olay, bu olayları yöneten yasalar açısından olmasa bile olgular açısından, şu evren için belki de muazzamolaylardır. Dünyadaki ve tüm evrendeki bu ve benzer olaylar, bir makinanın çalışması gibi sürekli gerçekleşmektedir. Tüm makinalarda olduğu gibi bunların arka planında da hep bir mekanizma ve bir yasa vardır. Bunları yöneten yasalar, fizik yasalarıdır. Fiziksel evren, bu yasalara göre çalışır. Ona göre yönetilir. Evreni bir saate benzetirsek, saati çalıştıran yasalar fizik yasalarıdır, kimya yasalarıdır. Ya da kimyanın içindeki fizik yasalarıdır denilebilir. Canlılar dünyasının da biyoloji, psikoloji ve diğer pek çok bilimin ortaya koyduğu ilkeler ve yasalar çerçevesinde, bir yaşam mekanizması vardır. Bunlarda unutulmamalıdır.

Maddi dünyanın çalışma prensiplerini ortaya koyan bilim fiziktir. Bu değişmez gerçektir. Bu evren böyle olduğu sürece, durum böyledir. Bazıları bu yasaların değişeceğini savunsa da bunun için evrenin de değişmesi gerekecektir. Ne zaman ki Ordu´nun dereleri aşağıdan yukarı akacak, o zaman evren değişecektir. Evreni yöneten yasalar da. Kaldı ki yasaların, salt değişebilir olduğunu söylemek de bilimsel olarak karşılığı pek olmayan bir yaklaşım olsa gerek. Zira bir bilginin, bilimsel olmasının, yöntem ve metotları vardır. Deney olacak, gözlem olacak, model olacak ve bunların doğruluk ve yanlışlık ilkeleri ortaya konacaktır. Kim demiş ki her bilgi bilimsel diye? Bir bilginin, bilimsel bilgi aşamasına gelmesi için, bazı merhaleleri geçmesi ve kabul görmesi gerekmektedir. Bunlar, şimdiye kadar pek çok bilim insanı ve araştırmacı tarafından ortaya konmuş ayrıcagenel kabul görmüş yöntem ve metotlardır. Aynı zamanda da evrenseldir. Bu yöntem ve metotlar dünyanın her yerinde aynıdır. Zira bilimsel bilgiler her yerde aynıdır. Dolayısıyla bilimsel yaklaşımlarda aynıdır. Bilimin evrenselliği ilkesi vardır. Türkiye´de ortaya konan bilimsel bilgi, başka bir ülkede de geçerlidir. Bunlar ülkelerin hukuk yasaları ile karşılaştırılmamalıdır. Hukuki yasalar her ülkede farklılıklar gösterebilir. Bir ülkedeki yasalar, başka bir ülkedeki yasalara benzemeyebilir. Zira her ülke toplumunun geçmişi, kültürel değerleri, yaşam tarzı, hayata bakış açısı farklıdır. Bu da gayet normaldir. Kaldı ki hukuki sistemlerde bile pek çok ortak yasalar vardır. İnsan hakları noktasında, evrensel olan yani hemen hemen tüm ülke toplumlarında geçerli yasaların varlığı da bir gerçektir.

Değerli arkadaşlar, durum böyleyken postmodern anlayışın bir sonucu olarak, evrensel değerlerin olamayacağını, bunun yerine tüm değerlerin farklı da olsa aynı seviyede olacağını savunan bu görüş, bana göre fizik yasalarından değil de daha çok sosyal gerçekliklerden beslenmektedir. Sosyal değerler açısından bu noktada, tüm değerlerin eşit olarak kabul edilmesi eşitlik prensibine uygun olabilir. İnsani değerler açısından da kabul edilebilir de. Ancak bilimsel yasalar açısından, böyle bir kabul bilimsel anlayışa pek uygun olmasa gerekir. Bilim Newton´un ifadesiyle keyfiyetlerin, kemiyetlere dönüştürülmesi çabasıdır. Yani yasaların sayısal olarak ortaya konmasıdır.  Matematik olarak formülleştirilmesidir. Örneğin çekim yasası vardır. Tüm elmalar ağaçtan aşağıya düşer, yukarı gitmez. Bunu herkes bilir. Bu bir keyfiyettir. Bu yasanın matematik denklemi şeklinde ifade edilmesi ise kemiyettir. Bu işin adı da bilimdir. Bunları kabul ettim, etmedim gibi bir takım kişisel tavır ya da yaklaşımlar söz konusu değildir. Olsa bile anlamlı da değildir. Çoğunluğun kabulü veya reddi diye de bir şey de söz konusu değildir. Bilim bu noktada objektif ve tarafsızdır. Yada öyle olmalıdır. Salt gerçekle ilgilenir. Bu bakımdan,bilimin ortaya koyduğu bilgilerde gerçekliliğinin ötesinde, başka bir şeyde aranmamalıdır. Bilim ancak böyle gelişir. Aksi takdirde,bilimsel faaliyetlerin objektiflikten, sübjektifliğe doğru kaymasında gerçekleştirilen eylemler sonucu elde edilen bulgular, bilimsel olmaktan uzak faaliyet ve bulgular olacaktır. Bunlar kim ne derse desin başka şeyler olacaktır. Bu bakımdan, bilimin bu yüzü, biraz soğuktur. Belki de zaman zaman hoşumuza gitmeyecek bilgiler olacaktır. Ama bilimsel olacaktır. Hakikat olacaktır. Hani derler ya gerçekler acıdır diye. Bunun gibi bir şeydir. Hani adama sormuşlar; gerçek mi dost mu,hangisini seversin? Bu seçimi size bırakıyorum. Hayatın kendisi de seçim değil mi?

Bilimsel bilgide de bazen estetik de aranmayabilir. Estetik de iyi bir şeydir elbette. Ancak bilimde estetik kaygısı da bulunmayabilir pek çok zaman. Estetik kaygısı,bir bilim insanın ifadesiyle; daha çok terzilerde ve ayakkabıcılarda ortaya çıkan bir kaygıdır. Bu hususta, bilimsel bilgiler salt gerçeğin ortaya konması ve bundan yararlanması kaygısı ile meydana gelen faaliyetler bütünüdür. Yoksa kim istemez estetik gibi, zariflik gibi olguların yaşamda hep egemen olmasını; insanların kardeş, hayatın bayram olmasını. Ancak bunları, daha çok insan ruhuna hitap eden, edebi ve sanatsal faaliyetlerde görmekteyiz. Bu faaliyetler insan ruhunun sanki bir arayışı ancak pek de bulamadığı bir çabasıdır, sanki. Bulamasa bile, bunlar insanoğlunun yaşama kattığı duygusal ve ruhsal zenginliklerdir. Doğa yasalarında bu manada böyle boyutlar pek olmayabilir. Ancak bu mutlak yoktur anlamında da değildir. Doğa yasalarında da simetri vardır, eşleme vardır, evrensellik vardır. Onlarda da başka ahenk ve bir harmoni vardır. Kimine göre de şiirseldir. Ancak henüz bunlar, matematiğin dışında başka bir dile de çevrilememiştir. Ancak gelecek dönemler, belki de bu çalışmaların ve hamlelerin yapılacağı bir dönem olacaktır. Özellikle kuantum dünyasının sırları çözüldükçe ve o dünya anlaşıldıkça… Belki de fizik âlemden, metafizik âleme kapılarında açılacağı bir bilimsel anlayışın egemen olacağı, bir zaman dilimi de gelecektir. Şimdilik bunlar hayal olsa da; hayalcilik olsa da… Bunların gerçekleşmesi ise fizik yasalarının evrenselliği ilkesinin daha net anlaşılması ve farklı anlam yüklemeleri ile mümkün olacaktır. Kim bilir… Değersizleştirilerek, bu kapıların açılmayacağı bellidir. Bunu da herkes bilir...

Değerli arkadaşlar, zaman zaman bazı teknik bilim insanlarının, fizik yasalarına pek de teknik olmayan yaklaşımlar getirdiklerine, şahit oluyorum. Onlar fizik yasalarını, bir Alman filozofun ifade ettiği gibi insan aklının doğaya benimsetilmesi olarak görüyorlar, sanki. Hâlbuki durum pek de öyle değil, inanınki…

Mesela, havasız bir ortamda, belli bir yükseklikten aynı anda serbest bırakılan, bir çelik bilye ile bir kuş tüyü, aynı anda yere düşer. Çelik bilyenin ve kuş tüyünün aynı anda yere düşmesi, akli görünmese de fiziki bir gerçektir. Fizik yasaları, salt düşünce ürünü değildir. Onlar daha çok deney,gözlemve matematik ürünüdürler. Gözleme ve deneysel bulgulara dayalı olarak ortaya konan keşiftirler. Matematik formüllerlede adeta görünür olmuşlardır. Bu formüller, evrensel ve ebedi gerçeklerin ifadesidir. Bunlar;aklın doğaya benimsetilmesinden daha ziyade doğanın akla benimsetilme faaliyetidir. Bu yasalar, akıl olmadan anlaşılamaz. Bu bir gerçektir. Ancak bu yasalar, aklın hükmünden ziyade evrenin hükmünün farkındalığıdır. Ondan da öte bir gerçeğin farkındalığıdır;bir gerçeğin anlaşılmasıdır. Acı da olsa. Kalıcıdır da. Sonsuza kadar olmasa da…

 

Bu günlük de bu kadar.  Kalın sağlıcakla…

Anahtar Kelimeler: HANGİ, GERÇEKLER, HANGİ, GEREKÇELER
Yazarın Diğer Yazıları
KİME HANGİ BİLGİ GEREKLİ… (23 Nisan 2019 - Salı)
TÜKETEN İNSAN TÜKENEN CİHAN… (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
KARADELİĞİN FOTOĞRAFI (18 Nisan 2019 - Perşembe)
YAPAY ZEKÂDAN DOĞAL ZEKÂYA (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
TV KANALLARINA (AKADEMİK) BAKIŞ (09 Nisan 2019 - Salı)
HATA YAPMANIN YOLLARI (02 Nisan 2019 - Salı)
HAYATIN ÜNİVERSİTESİ OLUR DA… (28 Mart 2019 - Perşembe)
PARANIN KANUNU (26 Mart 2019 - Salı)
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
23 Nisan 2019 Salı
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL