KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


CEYHUN ÜSTEN


HAYALLERİNİN BOYU ÜÇ ARŞIN ÖTEYİ GEÇEMEYENLER…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Doksanlı yılların sonunda İstanbul’da görev yaparken o günlerde dernek başkanlığını yürüten sevgili Süleyman Çetinsaya’nın davetlisi olarak İstanbul Kayserililer Derneği’nin bir toplantısına katılmıştım.

Daha sonraları türlü vesilelerle yeniden görüştüğüm merhum Kemal Dedeman ile de o toplantıda tanıştım.

Rahmetli hayat dolu, hayata sürekli güzel yönleri ile bakan, çalışmaktan üretmekten keyif olan bir insandı.

Rahmetlinin sürekli olarak tekrarladığı ve bir hayat felsefesini özetleyen bir sözü vardı ; “YAKINMA, YEKİN” .

Dostlarım merhum Kemal Amca bu sözü ile sürekli şikayet eden, hep bahanelerin arkasına sığınan insanlara “Yakınmayın, Yekinin” yani kalkıp harekete geçin, çalışın üretin tavsiyesinde bulunuyordu.

Bakıyorum da etrafımızda hayallerinin boyu üç arşın öteyi geçemeyen bir takım insanlar ki bu insanlar karanlığı ve puslu havayı çok severler, içinde bulunduğumuz bu huzur ve güven ortamından bir türlü hoşnut olamıyorlar ve durmadan sızlanıp, türlü bahanelerle şikayet edip mızmızlanıyorlar…

Ata’dan dededen kalma küf kokan ideolojik yaklaşımları ile sürekli muhalefet etmeyi marifet sayan, her kesin hoşnut olduğu iyiyi, güzeli, doğruyu bile gözü kapalı eleştirip, huzursuzluk çıkaran bu huzursuz güruha şunu sormak istiyorum “Ey saadet perisinden nasiplenmeyen, ruhu hep karanlıklarda gezinen ve söylenmekten ve şikâyet etmekten haz alanlar, sizler on yıl öncesinde neyin bugünden daha iyi olduğunu bana şöyle detaylandırarak anlatır mısınız?”

Her sabah benzine ve dizele yapılan zamlarla güne merhaba dediğiniz zamanları ne çabuk unuttunuz!

Birbirinin kafasına anayasa kitapçığı fırlatıp ekonomiyi alt üst ederek vatandaşı ekonominin enflasyonla daraltılmış karanlık dehlizlerinde bir başına bırakan, üçlü koalisyonlarla ülkeyi bir talan meydanına dönüştüren o siyasetçilerin yalan dolanlarını unutmuş olamazsınız bu kadar kısa zamanda!

Peki ya devlet hastanelerinin birer çöp yığınını andıran koridor ve laboratuarlarını, onları da mı unutuverdiniz ?

Hastalandığınızda sırf o çirkinlikleri görmemek adına devlet hastanelerinden çok, özel hastanelere koşan sizleri ben çok iyi hatırlıyorum oysa!

Onlarca insanın hayatını kaybettiği tek şeritli ve yamalı yılan yollardan hiç geçmediniz mi siz?

İnternet ağlarının belli başlı merkezler dışında olmadığı ve internetten mahrum bölgelere internet hatlarının çekileceği günlerin hayallerini de kurmadınız eminim!

Sonra ülkenin en batısındaki merkezi okullarda odunla, kömürle ve sobayla ısıtılan okullarda öğrenim gören çocukların kömür ve odun dumanından perişan olduğu zamanları da bilmezsiniz öyle değil mi?

Sonra insanların demokratik haklarının nasıl gasp edildiğini, nasıl insan harcandığını da unutmuş olmalısınız!

Cadde ve şehirlerin çöplük yığınlarıyla kokuştuğu, temiz hava almak için çıkıp oturulacak park ve bahçelerin bir takım karanlık insanların, karanlık işleri için mekan olduğu zamanlar da eminim hafızalarınızdan silinmiştir.

Şehirlerimizin üçüncü dünya ülkesi görüntüsü sergilediği zamanları da unutmuşsunuzdur.

İşte dostlarım sadece birkaç hatırlatma ile geriye baktığımız bu üzücü yılların eseri olan bu durum ve olguların hepsi bugün hükümsüzdür!

Artık batılı ülkelerle boy ölçüşen ve birçok alanda da boynuzun kulağa fark attığı, her mekânda sözü hatırı sayılan bir ülkeyiz artık!

Enformasyonda, ulaştırmada, sağlıkta, ekonomide, teknolojide, inşaatta, tekstilde, tarımda dünyanın ileri gelen ülkelerinden birisiyiz ve bu alanlardaki yükselişimiz sürmekte…

Bütün bunları gördüğünüz halde sürekli eleştiren, güzellikleri görmezden gelen, sırf eleştirmek için konuşan ve taşlayan, neredeyse ülke kaosa sürüklensin diye dua edercesine söylem ve tavırlar geliştiren kötümser ve gafiller güruhusunuz siz!

Sizlere sadece hemen yanı başımızda ki Suriye'yi işaret ediyorum!

Bu ülkedeki kaostan hiç mi ders almazsınız gafiller?

Filistin, Lübnan gibi ülkelerin akıbetini düşününüz.

Suriye'de her gün yüzlerce insanın vurulduğu, idam edildiği, insanların sen ben kavgasıyla birbirine düştüğü ve acımazsızca birbirini katlettiği bu fotoğraf size hiç mi bir şey anlatmıyor?

Ayrıştırmaktan, kamplaştırmaktan, ötekileştirmeden çok hoşlanıyorsunuz çok!

Halbuki insanlar fanidir, iktidarlar fanidir, biz faniyiz, ideallerimiz, mevkimiz makamımız fani, bütün maddi varlığımız fani ve düşünceler, gruplar, topluluklar fanidir!

Kısacası dostlarım ömrümüz fani ve hükümsüzdür!

Lakin ülkenin bekası dediğimiz o gelecek ebedi olmak durumundadır!

Bu gemi yarın her birimizi bir rıhtımda bırakacak ama o gemide yarınlarımız olduğunu, çocuklarımız, torunlarımız, soyumuz sopumuz olduğunu asla unutmamamız lazım gelmez mi?

Sabah korkusuzca güne merhaba demek, korkusuzca caddelerde dolaşmak, korkusuzca yaşamak ve korkusuzca uyumak için huzurlu ve güvenli bir ülkeye ihtiyacımız var erenler…

Mahallenizde eli silahında tetikte sizi gözetleyen birileri olduğunda, tepenizde sürekli havan topları patlarken sokakta dolaşmanın, evden çıkmanın ve ihtiyaçları karşılamanın mümkün olmadığı dehşetli bir karmaşanın acımasızlığını, vatansızlığı, garipliği, yoksulluk ve çaresizliği şu an ülkemize sığınan yüz binlerce Suriyeliye sormaya bile gerek yoktur aslında!

Fotoğraf ortadır!

Resimler söylemlerden daha etkilidir.

Bakınız ve görünüz!

Milli birlik ve beraberliğin, idealler ve birlikte yaşama azminin, huzurun ve asayişin önemini sizin gibilere bunları kaybeden ve bir daha bulamayan bir Filistinli, Lübnanlı, Suriyeli, Arakanlı, Bosnalı, Doğu Türkistanlı en iyi anlatabilir!

Fakat sizin gibi dünyaya sürekli aynı pencereden bakan ve atasından, dedesinden kalma at gözlüğünden bir an olsun vazgeçmeyen yığınların duyduklarını algılayabileceğinden çok emin değilim…

Sağduyu, akl-ı selim ve iyi niyet!

Sevgili dostlarım;

Bu üçlü ben fakire göre huzurlu bir yaşam için olmazsa olmaz üç önemli olgu.

Hayat felsefemizi belirlemede, geleceğimizi yönlendirmede, genç nesillere bayrağı teslim ederken hep aklımızda bulundurup kendimize şiar edinmemiz gereken üç temel olgu erenler…

Ve dostlarım bunlara ek olarak çok çalışmak ve dürüstlük.

İşte rahmetli Kemal Dedeman’ın “Yakınma, Yekin” diyerek anlattığı veciz sözün detaylarında bunlar gizli…

Sürekli eleştiren, sürekli bardağın boş kısmına gören; mutsuz, huzursuz, moral değerleri yerle bir olmuş ve hepsinden önemlisi umutsuz bireyler olarak hayatı kendimize ve çevremizdekilere zindan etmek yerine gelin hep birlikte YEKİNİP dünyayı, ülkemizi abad edelim…

Hayata güzel bakıp, güzel görüp, güzel işleyelim…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları