KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


ASIM CENGİZ GÜR


HER ZAMAN YANINDAYIM!

NOTLAR – Asım Cengiz GÜR


Kur'ân-ı Kerîm’de Rûm Sûresi’nde: “Kaynaş(ıp huzura kavuş)manız için size kendi (cinsi)nizden zevceler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun (kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz ki bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır.” buyurulmaktadır.

Âyet-i kerime, erkek ve kadının bu dünyadaki yalnızlığının karşı cins ile giderildiğini belirtmekte olmasının yanı sıra, anlamca eşlerin birbirlerine maddi ve manevi destek olarak, hayat arkadaşlığı kurmasına da işaret etmektedir.

Anonim bir hikâye okumuştum:

Genç adam uzun yıllardır aynı şirkette çalışıyordu. Patronundan artık iyi bir zam istemeye karar vermişti. Bu kararını eşi ile paylaştı.

Evden ayrıldıktan sonra kendini çok gergin ve geleceği için endişeli hissettiğini fark etti. Ya patron istediği zammı kabul etmez ise? Ya bu zam teklif patron ile arasındaki ilişkileri bozarsa? Ya neticede patron “Madem öyle, siz bir iş bakın ve uygun bir iş bulduğunuzda ayrılabilirsiniz” derse. Halbuki işinden, iş arkadaşlarından ve patronundan çok memnundu.

Sonunda, öğle paydosu bitişinde patronun yanına gitti ve durumu patronuna arz etti. Patron bir müddet düşündükten sonra “Haklısınız, bu zammı zaten hak etmiştiniz” dedi. Bu sözü duymak tüm gerginliğini giderdi ve mutlu olarak masasına döndü.

Eşine bu güzel haberi bildirmek için akşamı sabırsızlıkla bekledi. Eve geldiğinde nadir olarak kullanmakta oldukları yemek masasında muhteşem bir sofranın hazırlanmış ve iki kişilik yemek takımının açılmış olduğunu gördü. Acaba, işyerindeki arkadaşlarından birisi eşini aramış ve müjdeyi vermiş olabilir miydi? Bu arada eşi mutfakta son hazırlıklarını yapıyordu. Eşinin ellerini tuttu ve olan bitenleri bir çırpıda anlattı. Eşiyle sevinçle sarıldılar.

Yemek için masaya oturduklarında, genç adam tabağının yanında, el yazısı ile ve özenle hazırlanmış bir not buldu.

“Tebrikler, hayatım! Bu zammı alacağını biliyordum! Bu özel yemeği, seni ne kadar sevdiğimi ve her zaman yanında olduğumu göstermek için hazırladım.”

Notu okuyunca ayrı bir mutluluk hissetti. Eşine sevgiyle baktı. Daha sonra tatlı servisine yardımcı olmak için karısının arkasından mutfağa gittiğinde rafta bir başka kart gördü. Ters çevrilmiş kartı çevirdi ve okudu:

“Zammı alamadığın için üzülme! O zam senin hakkındı ama belki bir dahaki sefere. Bu özel yemeği seni ne kadar sevdiğimi ve her zaman yanında olduğumu göstermek için hazırladım.”

Bu olay gerçekten yaşanmış mı, bilemiyorum. Ama evlilik eşlerin güven içinde olmalarını ve dayanışmalarını gerektirir. Evlilik, iyi günde-kötü günde, sağlıkta-hastalıkta, zenginlikte-fakirlikte, başa zor bir şeyler geldiğinde birbirlerinin destekçisi olmayı gerektirir.

Eğer insanın evi eşler için huzur bulabileceği, doğal davranabileceği bir yer olmaz ise, evlilik çetin geçebilir. “Evlilik, cennet bahçelerinden bir bahçedir” demişler. Bunu sağlayabilmek için, evlilik kararından itibaren hayata, olaylara, sorunlara benzer açılardan bakabilmeyi becerebilmek gerekir. Tabii ki bu, genellikle yaşanarak öğrenilir. Belli bir yaşa kadar ayrı ailelerde ve farklı kültürle yetişmiş iki insanın, evlilik kararı ile birlikte aynı çatı altında bir ömür birlikte olabilmesi için eşlerin birbirini anlayabilmek için gayret göstermesi ve bazen fedakârlıklarda bulunması gerekir. Eşler, ne yaparsam eşime karşı ve eşimin bana karşı sevgisini arttırabilirim diye düşünmeli, birbirlerinin ilgi alanlarını evdeki dengeleri gözeterek davranmalıdır.

Günümüzde artık hanımlar da iş hayatına atıldığı için, üzerlerindeki yükler daha da artmıştır. Hem evdeki sorumluluk, hem işyerindeki bazı olumsuzluklar onları, erkeklerden daha fazla ilgiye, anlaşılmaya ve sevgiye ihtiyaç duymalarına yol açmaktadır.

80’li yaşlarda bir büyüğe “Bu kadar uzun süreli ve mutlu evliliği nasıl temin edebildiniz?” diye sorduklarında diyor ki: “Bizim evde deli-veli rolü oynanır”. Merakla “Nasıl?” diye sorunca da; “Eve geldiğimde eşimle bakıştığımızda işten stresli geldiğimizi anlayınca veli rolüne bürünür ve benim deliliğimin azmasını önler. Ben onun stresli olduğunu anladığımda bu sefer veli rolünü ben üstlenirim ve eşimin deliliğinin azmasını önlerim” demiş.

Sevgili Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in bir hadis-i şerifleri ile bitirelim:

"Mümin bir kimse, eşine karşı nefret beslemesin. Çünkü onun bazı huylarından hoşlanmasa da hoşlandığı başka huyları mutlaka vardır."

Gürkan Ofis Mobilyaları