KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


HİÇ KİMSE KUSURSUZ DEĞİLDİR…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlar;

İletişim hem kişisel hem de toplumsal bir süreçtir.

Demokratik bir toplum oluşturabilmek için,

Evvela bireylerin günlük yaşamlarında, yani evinde, iş yerinde, sokakta diğer kişilerin görüşlerine saygılı ve hoşgörülü olmayı öğrenmeleri gerekir.

Ben fakire göre; ilişkilerin birinci kuralı, muhatabı önemsemek ve onu sonuna kadar dinlemekten geçer.

Doğrusu küçük bir öz eleştiri yapacak olursak benim bunu çok becerebildiğim söylenemez.

Özellikle dinleme kısmını.

Ancak doyumlu bir yaşam istiyorsak iletişime değer vermenin zorunluluğunu da idrak etmemiz gerekir.

İletişimde bilgi ve becerilerin arkasında gönül zenginliği, sevgi, anlayış ve hoşgörü olmalıdır.

Bu temel olmadan her türlü iletişim becerisi, yalın ve anlamsız bir egzersizden ileri gidemez.

Bilinçsiz bir temel üzerine kurulmuş zenginlik, bana göre dinamik gücünden yararlanılmayan bir çağlayan gibidir.

İnsan iletişimi;

Hem kafa, hem de gönül zenginliği ister erenler…

Biri olmadan diğerinin etkinliği yoktur.

Ve hayatta hiçbir şey, anne baba olma işinden daha önemli olamaz.

Her anne baba çocuğunu en iyi şekilde yetiştirmek ister…

Onun başarılı ve mutlu olması için her fedakârlığa katlanır.

Çocuğun erişkin hayatında başarılı ve mutlu olması;

Hem bedenen, hem de ruhen sağlıklı olmasıyla mümkündür.

Bu gerçek herkes tarafından kabul edilmekle beraber ne yazık ki çevremdeki gözlemlerime dayanarak söylüyorum çok az anne baba, çocuğun ruh sağlığıyla yakından ilgileniyor.

Ama çocuklarımızın beden sağlığına gösterdiğimiz özeni ve zamanı,

Ruh sağlığı için de ayırmadıkça çocuklarımız için hayal ettiğimiz geleceğe ulaşamayacağımız gerçeğini de aklımızdan çıkarmamalıyız.

Çocuk eğitiminde amaç sağlıklı kişilik oluşturmak olmalı dostlarım.

Uzmanlara göre çocukta kişiliğin temelleri ilk altı yıl içinde atılıyor.

Sonrasında ise kalıtımsal niteliklerle çevrenin etkileşimi sonucu biçimleniyor.

Anne babanın 0-6 yaş döneminde çocuğa yaklaşımları, çocuğun kişiliğinin şekillenmesinde esas kriteri teşkil ediyor.

İnsan yapısında var olan bazı özellikler, eğitimle büyük değişmelere uğrayabiliyor.

Meselâ, korku, her insanın içinde bulunan doğal bir tepkidir.

fakat çocuğun aşırı korkak ya da cesur olmasını eğitim belirliyor.

Bütün bunların yanında şu da unutulmamalıdır ki çocuk, anne babanın istediği gibi şekillendireceği, hamur gibi yoğuracağı bir nesne değildi…

İşte bu nedenle çocuğun hayatında ailenin yeri çok önemli.

Fakat anne - babalar, bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadıkları için,

Okulun çocuğun eğitimi için yeterli olduğunu düşünüp kendilerini biraz geri çekip sorumluluğu tamamen okula bırakmaktalar.

Oysa bu çağdaki çocuğun hareketliliğini, isteklerini, düşüncedeki serbestliğini düşündüğümüz zaman okulun da ailenin de tek başlarına yeterli olamayacağı aşikar.

Çocuk yetiştirirken anne babanın ve okulun iş birliği içinde olması, çocuğa eş mesajlar vermesi uyumun bozulmaması adına son derce ehemniyetlidir.

Eğitimden beklenen faydaya en üst düzeyde ulaşmak için,

Anne babalar eğitim sürecine aktif olarak katılmalılar.

Yapılan araştırmalar ailenin eğitim sürecine katılımı ile çocuğun okula uyumunun ve kendine güveninin geliştiğini,

Derslerde başarı düzeyinin yükseldiğini gösteriyor

Sözün özü yarenlerim;

Yaşadığımız tecrübeler,

Bu konuyla ilgili yazılan çizilenler,

Çocuk yetiştirmenin kolay bir iş olmadığını gösterdi bize…

Anne babanın zaman zaman hatalar yapması, çileden çıkması, sabrının taşması çok doğal.

Hiç kimse kusursuz değildir.

Aileler mükemmel olduklarında çocuklar mükemmel olmuyorlar.

Mükemmel yapmaya çalışıldığında çocuklarımıza da daha çok zarar veriyoruz.

Çocuğun yetişmesine en uygun aile ortamı,

Anne babanın mutlu ve huzurlu olduğu ortamdır kanımca.

Mutlu anne baba,

Ruh sağlığı yerinde ve başarılı çocuklar yetiştiriyor.

Tabi manevi yönden de gerekli hassasiyetin gösterilmiş olması şart.

Peki, nerenden geldik bu konuya diye sorarsanız şayet dostlarım

Sanki pandemi süreci bizleri eğitim hayatından uzaklaştırıp,

Çocuklarımızla olan iletişim ve tutumuzu da sekteye uğrattı.

Ben fakirde gün gün yaklaştığımız yeni eğitim maratonu öncesi kısa bir hatırlatma ile sürece güncelleme yapmak istedim.

Zira çocuklarımız geleceğimizin teminatı.

Her şey onlar için.

Onların donanımı ve geleceğe olan hazır halleri ( ruhsal – bedensel ve manevi manada )

Milletimizin ve Cumhuriyetimizin de geleceği adına son derece mühimdir.

Bu sebepledir ki bu konu her daim gündemimizde üst sırada yer almalıdır.

Gürkan Ofis Mobilyaları