KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


İDEALLERİMİZ VE GEÇEN ZAMAN…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Yorgun yüreğim kaldıramıyor artık bu hengameyi

Hayat denen yanılgılar sarmalına tahammülüm kalmadı

Tükendi bu iki yüzlüklere tahammülüm;

Bu gidişlere,

Vedalara,

Buruk ayrılıklara,

Sonu gelmeyen özlem ve hasretlere...

Ve dahi bencilliklere,

Hırs ve gözü dönmüşlüğe...

Oysa biz farklı olacaktık,

Bizler büyüklerimizin hatalarını yinelemeyecektik...

Hiç kimse biz olamazdı,

Hiç kimse sen olamazdı,

Hiç kimse ben olamazdı...

Hiç kimse bizi koparamazdı;

Aramıza kimse giremezdi.

Öyle süslü vaatlerimiz yoktu bir birimize

Büyük beklentiler içinde değildik geleceğe dair

Süslü kelimelerimiz,

Hayata maskelerin gerisinden bakan suratlarımız,

Sinsice ötekileştiren kahpe yüreklerimiz yoktu...

Aynen olduğumuz gibiydik

Duru bir su gibi…

Olduğu gibi yaşardık bizler her şeyi.

Yalansız,

Riyasız,

Abartısız,

Samimiyetsiz...

En olmadık anlarda bile küçük bir bakış,

Bir tatlı tebessüm,

Ya da ani bir kaş çatış,

Birçok dile gelmemiş sözcüğü anlatırdı bize.

Anlardık birbirimizi.

Anlardık hepimizi...

Kucaklardık,

Sarıp sarmalardık,

Omuz verir,

Sırt sırta karşılardık tüm güçlükleri...

Kimse

Beni,

Seni,

Onu,

Bizi

Üzemezdi...

Çünkü bizler kocaman yüreklerimizle bakıyorduk geleceğe...

Gelecek güzellikler getirecek,

O güzellikler bizlerin emeği olacak diye kavilleşiyorduk.

'Biz' hep 'Biz' kaldığımız müddetçe

Ben her şeyin karşısında dimdik durabilirdim…

Kimse yıkamazdı beni.

Kimse yıkamazdı bizi...

Böyle bir dostluk,

Kardeşlik,

Arkadaşlık,

Kısmet olmazdı herkese...

Herkes yaşayamazdı,

Herkes yakalayamazdı böylesine bağlığı.

Bizler yakaladık yaşadık.

Birileri görseydi,

Birileri duysaydı…

Herkesin kıskanacağı,

Herkesin yaşamak isteyeceği türden bir şeyler yaşadık bizler.

Yaşadık,

Lakin o güzellikleri çok çabuk öldürdük.

Sonra bir gün baktık ki her şey bu kadar güzelken,

Ya da güzel olduğunu düşünürken,

En çok zararı bizler vermişiz birbirimize.

Belki küçük kıskançlıklarımızdan,

Belki paylaşımlarımızı menfaate dayandırdığımızı fark etmediğimizden...

Belki de gerçekten kaybetme korkusundan.

Belki gitme vaktinin geldiğini fark edip kabul edememekten.

Derken apansız gelen karşılıklı suçlamalar,

Doyumsuzluklarımız,

Önüne geçemediğimiz hırslarımız ve 'Biz' i unutup 'Ben' in haykırışlarına kulak kabartışımız…

Bizleri kopartıp fırlattı uzak diyarlara...

Kanaatimce bizler hak etmemiştik bütün bu parçalanmışlığı...

Geçmiş,

Geçmiş,

Geçmiş…

Sürekli bunda takılıp kaldık.

Doğru!

Çok temiz değildik belki,

Fakat yüreğimiz temizdi,

İdeallerimiz temizdi.

Şimdi düşünüyorum da ne çok hayalimiz vardı geleceğe dair.

Birçok söylenmemiş sözümüz.

Yüreğimizde kaldı düğüm düğüm...

Ve şimdi yokuz işte yürekler ayrı.

İdealler parçalamış,

Yaşam darma duman...

Savrulmuşuz farklı coğrafyalara

Küskün,

Kırgın,

Bedbaht...

Yarım kalmış hayallerimiz,

Bölünmüş geleceğe dair umutlarımız...

Hep eleştirdiğimiz büyüklerimizin izinden giden,

Hatta onların yedi ceddine rahmet okutan eylem ve söylemlerimizle birer 'Mankurt' a dönüşmüşüz...

İplerimiz birilerinin elinde,

Bizlere sadece komutları yerine getirme kalıyor…

“Geleceği değiştireceğiz” hayalleri kurarken çarka dişli oluvermişiz haberimiz yok...

Bakamıyoruz bir birimizin suratlarına es kaza karşılaştığımızda...

Ruhlarımız kirlenmiş,

Bedenlerimiz suçlu!

Alınlarımızda koca koca lekeler,

Boyunlarımızda bu utancı perçinleyen yaftalar...

İdeallerini satan,

Yarınları ipotek altına alınmış,

Yaşamı banka cüzdanlarının ardından göğüsleyen yüreksiz mahluklar oluvermişiz...

Korkularımıza esir etmişiz benliğimizi

Umut pınarlarımız kurumuş,

Sularımız kirli ve kokmuş...

Oysa nasıl düşlerimiz vardı!

Çocuktuk,

Masal tadındaydı her şey...

Elma şekerinden ibaret şimdi anılarımız,

Büyüdük;

Önce Elma şekerimiz düştü elimizden

Geriye sapı kaldı...

Sonra heyecanımızı kaybettik…

Kirlendik,

Kirlettik,

Ruhlarımızı sattık…

Şimdi çok konforlu yaşamlarımız var artık

Ancak ruhlarımız dünde kaldı…

 

 

 

Gürkan Ofis Mobilyaları