KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


İNSAN KAYNAĞIMIZ

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, bilindiği üzere ülkemizin en önemli kaynaklarından biri de nüfusudur.  Ülkemiz ortalama olarak genç bir nüfusa sahip olduğundan, bu açıdan avantajlı bir konumdadır. Zira genç bir nüfusa sahip olmak, yüksek bir beşeri enerji potansiyeline sahip olmak demektir. Ülkeler, en genel manada enerji kullanan ve bunu dönüştüren büyük devasa makinalardır. Makinanın faklı enerji kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bunlardan biri de insan emeğine ve gücüne dayalı olandır. Bu kaynak fiziksel ve zihinsel olarak iki kısma ayrılabilir. Sisteme fiziksel katkı; ülkede işçi, usta, teknik eleman olarak çalışan insanların daha çok beden gücüne dayalı olarak, üretime veya genel manada sisteme verdikleri emektir. Diğer kaynak ise öğretmen, doktor, mühendis, araştırmacı gibi meslek sahiplerinin sisteme yaptıkları hizmet olarak tanımlanan zihinsel katkıdır.

Bir ülkede gerek emek ve gerekse de zihne dayalı hizmet olarak ortaya çıkan, insana dayalı beşeri kaynak oldukça önemlidir. Bu kaynak, bir ülkenin en önemli zenginliklerinden biridir. Hatta en önemlisidir. Dünyada en güçlü ülkeler, en çok doğal kaynağa sahip olan ülkeler değildir. En güçlü ülkeler, insan kaynağına dayalı olarak en çok uzmanı, bilim insanı, sanayicisi, mühendisi, ustası, teknik elemanı, işçisi vd. insan kaynağı olanlardır. Burada nicelik kadar elbette nitelik de önemlidir. Sayısal üstünlük gerekli ancak yeterli değildir. Bu husus da önemlidir. Burada niceliğin egemenliği söz konusu değildir. Niteliğin egemenliği söz konusudur. Nitelikli insan da eğitimle yetiştirilmektedir. Dolayısıyla güçlü ülkeler, eğitime önem veren ülkelerdir.

Değerli dostlar, geçmiş yüzyıllarda ülkelerin tarımsal üretimlerinin büyüklüğü zenginliğin en önemli ölçüsü olurken, sonraki yıllarda altın, gümüş gibi değişik madenlere sahip olmak zenginlik ölçüsü olarak belirlenmiştir. Her ne kadar enerji kaynakları veya değişik ürünlerin üretiminde kullanılan ham maddeler de zenginlik kaynağı olsa da günümüzde bu hususta en önemli ölçü, teknolojiye sahip olmak şeklinde ifade edilmektedir. Teknolojiye sahip olmak onu üretmekle gerçekleşen bir olgudur. Teknolojiyi nihayetinde üreten de insandır. İnsan da yetişmiş insandır. İnsan yetiştirmek eğitimle gerçekleşir, yetişmiş insan eğitimin sonucu olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla, günümüz dünyasında en önemli husus; eğitim olarak karşımıza çıkmaktadır.

Eğitim konusu çok boyutlu ve uzun bir süreçtir. Çinli bir filozofun yüz yıl sonrasını düşünüyorsanız, insan yetiştirin dediği gibi. Eğitim uzun yıllara dayalı olarak gerçekleşen bir faaliyettir. Süreci uzun olsa da sonucu köklü ve etkili bir eylemdir. Bir ülkenin ne kadar doğal kaynağı olursa olsun, bunu değerlendirecek yani onu ürüne ve teknolojiye çevirecek olan yine insan kaynağıdır yani yetişmiş insanıdır. Yetişmiş insan gücü olmayan ülkelerin, doğal kaynakları olsa da güçlü bir yapı ortaya koyamamaktadırlar. Hâlbuki Japonya örneğinde olduğu gibi, doğal kaynakları ve madenleri pek olmasa da yetişmiş insanları olan ülkeler güçlü ülkeler olmaktadır. Atalarımız her şeyin başı eğitim diye boşuna dememiş. Eğitim gerek bireysel açıdan, gerekse de ülke açısından hatta dünya açısından en önemli faaliyetlerden biridir. Bu konuda çok şey söylenebilir.

Değerli dostlar, ülkemiz bazı doğal kaynaklara sahip olsa da genel anlamda enerji kaynakları açısından doğal kaynakları çok fazla olan ülkelerden biri değildir. Ancak yukarıda da ifade ettiğim gibi ülkemizin en önemli kaynağı genç beyinleri olan insan kaynağıdır. Bu konuda şanslıyız da diyebiliriz. Bu kaynağımızı yetiştirerek değerlendirirsek çok avantajlar elde edebiliriz. Nüfus, bu açıdan bizim en önemli potansiyelimizdir. Aksi takdirde, nüfus, avantaj olmaktan çıkarak dezavantaja dönüşür. Güç yerine sorun olur. İşsizlik artar, insanlara götürülen hizmetin kalitesi düşer, kaynaklar verimli kullanılmaz ve diğer pek çok problemler de ortaya çıkar. Bu bakımdan nüfus değerlendirildiğinde, güç olurken değerlendirilmediğinde ise sorun olur. Yetişmiş insan sorun çözerken, yetişmemiş olan da sorun üretir. Sorunun ortaya çıkması da hem insan kaynağının heba olması hem de sorunun çözümü için kaynakların israf edilmesi demektir. Bu bakımdan insan kaynağımızın iyi yetiştirilmesi ve değerlendirilmesi, ülkemizin geleceği açısından önemlidir. Zira en önemli kaynağımızın heba edilmemesi gerekmektedir. Değerlendirilmesi gerekmektir. Bu konuda farklı ve faydalı eğitim politikaları geliştirmemiz önemlidir. Daha çok şeyler yapmamız gerekmektedir. Ülkemize has, çağın değerleri ile uyumlu eğitim metotları geliştirmemiz, ülkemizin geleceği açısından hayatidir.

Değerli dostlar, Perşembe günü hangi alanlarda ne kadar insan yetiştirmemiz gerektiği ile ilgili olarak, üniversitemiz öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mete Gündoğan´ın oturum başkanlığında yine üniversitemiz öğretim üyelerinden Prof. Dr. Remzi Yıldırım tarafından gerçekleştirilen bir sunum, çok ilginç bilgiler içermekteydi. Bilgileri kısmet olursa gelecek yazılarda sizinle paylaşacağım?

Cuma günü ilk ve ortaöğretim kurumlarında okuyan öğrencilerimiz, eğitim yılı sonu kapsamında, yaz tatiline girdiler. Liseyi bitirenlerde hafta sonu üniversiteye geçiş sınavlarına girerek, mesleklerini ve geleceklerini belirlemeye çalışacaklardır. Bu bakımdan sınava gireceklere, tekrar başarılar diliyorum. Tüm öğrencilerimize de verimli bir yaz tatili geçirmelerini temenni ediyorum. Bunun potansiyellerimizin değerlendirilmesi açısından hayati önem taşıdığı kanaatindeyim. Zira herkesin de bildiği gibi bilgi güçtür diyorum. En sağlıklı gücün de bilgiden kaynaklı olduğunu düşünüyorum?

 

Hoşça kalın?