EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


CEYHUN ÜSTEN


‘KANAAT’ HAYATIN ŞAH DAMARIDIR!

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili dostlarım;

Kanaatkar olmak,

Elindeki ile yetinmek demektir…

Her insan rızkını elde etmek,

Yaptığı iş de başarılı olmak için çalışmalı

Bu çalışmaları neticesinde de Yaradan’ın kendisine takdir ettiği ile mutlu olmayı bilmelidir.

Çalışmak,

Kazanmak,

Daha iyisini yapmaya gayret etmek elbette gereklidir.

Ancak daha fazla kazanç için,

Meşru olmayan hiçbir yola tevessül edilmemelidir erenler…

Ademoğlu kanaatkar olmazsa;

Nekadar bolluk ve bereket içinde olursa olsun,

Yine de sürekli bir eksiklik duygusu yaşayacaktır.

Kazandığıyla,

Elde ettiği ile hiç bir zaman yetinmeyecek,

Mutlu olamayacaktır.

Hiç tükenmeyecek servet,

Hiç sona ermeyecek makam - mevki yoktur yarenlerim

Buna karşın kanaat hiç tükenmeyecek yegane hazinedir.

Dostlarım;

İzninizle kanaat kavramına kısaca değinmek niyetindeyim…

Modern insanın en büyük yitiklerinden olan;

Ve dahi varlığıyla huzurlu bir hayatı temin ve tesis eden kanaat,

Yokluğunda israfın hayatları sonun başlangıcına sürüklediği bir can damarıdır.

Anlama,

Algılama gücümüzü inşa eden bir çok kavram gibi,

Bu kelimenin kökü de erenler,

İslam Mirası’nın yoğunluklu olarak ortaya konulduğu dil olan Arapca’ya aittir.

Yetinmek,

Emin olmak,

Razı olmak anlamlarına gelir…

Kavram olarak ise erenler;

 ‘Ademoğlu’nun;

 Yaradan’ın verdiği imkanlara rıza göstermesi,

Başkalarının elindekine göz dikmemesi,

Ve dahi aç gözlülükten uzak durması olarak değerlendirilebilir…

‘Kanaat’ ben fakire göre

Mutlak anlamda bir farkındalık halidir dostlarım…

Bu farkındalığın insanın içine bakan yönü;

Rahman’ın ihsan ettiği imkanlara şukur iken,

Dışarıya bakan yanıysa,

Yeryüzünün zayıf bırakılmışlarına kol-kanat germesidir zannımca….

Allah cc.’nin imkan verdiklerinin,

İmkan verilmeyenlerden sorumlu olduğunu idrak edip kavramalarıdır…

Dostlarım,

Bir diğer deyişle ‘Kanaat’ israfa kalkandır …

‘Kainat’ ta yalnız yaşamadığının farkına varmak,

Kendi dışındaki ihtiyaç sahiplerini de hatırlamaktır...

Sürekli artan,

Büyüyerek katlanan ,

Bir sure sonra ev dışına atılmak durumunda kalınan eşya yükünden sıyrılıp,

Dünyanın bir çok yerinde,

Evsiz- barksız,

İşsiz – aşsız,

Garip – guraba,

Fakir – fukara

Milyonlarca insanın olduğuna dair bir iç sızısı taşımaktır...

‘Kanaat’ açgözlülüğün zıddıdır yarenler...

Gözün ve gönlün tok olmasıdır...

Verince eksilmeyeceğinin,

Elde edilen her şey ile de ‘Rıza-i Bari’nin elde edilemeyeceğinin farkına varmaktır…

Çünkü ‘Daha fazla imkan daha fazla imtihan’ demektir erenler…

O nedenle ademoğlu;

Hesabı verebileceği kadarını talep ve niyaz etmelidir!

Kanaat sahibi olmayan,

Diğer bir deyimle kanaatsiz ve aç gözlü insan,

Sürekli daha fazlasını,

Daha konforlusunu,

Daha pahalısını,

Daha yenisini

Hasılı erenler;

Her bir şeyin “Daha”sını ve ‘En’ini isteyen insandır…

Kendi elindekini her daim az,

Karşısındakinin sahip olduklarını her daim fazla görme illetine tutulan bu zihniyet,

Şükür,

Hamd vb.

Temennilerin yakınından bile geçemeyen bir mantaliteyi temsil eder.

Kanaat sahibi olmayan kişi,

İmkanlarının tamamını bu dünyada kullanmak gibi bir takıntıya sahip olduğundan,

Ebedi alem için yatırım yapma ihtiyacı duymayan,

Her şeyin “En”ini burada solumaya çalışan hastalıklı bir ruh halinin pençesinde kıvranır.

Ancak unutulmamalı ki,

Hiçbir Müslümanın zihni “Hiç ölmeyecek gibi bu dünyaya” çalışamaz…

Müslüman’ın vazifesi bu dünya da bu mantalite ile yaşamak değil,

İlahi huzuru elde etmenin yolunu

Araştırmak,

Öğrenmek,

Ve dahi uygulamaktır yarenler…

Özellikle metropol yaşam tarzının zıvanadan çıkarttığı günümüz insanın

Gündelik hayatında nokta koymayı unuttuğu,

Günümüzde bu değerleri hatırlamak ve hatırlatmak

Ve dahi yaşamak,

Müslüman’ım diyen her kişinin Yaradan’a ve onun elçisi olan Efendimiz’e karşı olan en büyük sorumluluğudur Yarenlerim….

Aslında ademoğlunun kanaatsizliği sadece günümüz insanın sorunu değil yarenlerim,

Pek tabi dünde bu durum vardı ,

Muhtemeldir yarında olacak…

Ancak bizler efendimizin gösterdiği istikamette ilerlemeye çalışırken,

Olabildiğince kanaatkar olarak,

Hem aile efradımıza,

Hem de yaşadığımız çevreye emsal teşkil etmek zorundayız erenler …

İşte bu bilinçle hayatımızı idame ettirirken,

Bu zorlu yolda başarılı olabilmek adına dostlarım naçizhane bundan yüzlerce yıl önce kaleme alınan Mesnevi’nin şu dizelerine bir kez daha göz atıp,

Hayat felsefemizi bu doğrultuda güncellemeyi tavsiye ediyorum.

“İhtiyaçtan fazlasına meyletme ki, sana galebe etmesin, sana bey olmasın!

Kanaatten hiç kimse ölmemiş, hırsla da hiç kimse padişah olmamıştır.

Her aç, nihayet bir yiyecek bulur.

 Devlet güneşi, elbette ona da vurur

Taneyi bırakan kuş, o hilesiz, düzensiz ovanın tanelerini yer, doyar

Ona kâni olduğu için kurtulur; hiçbir tuzağa düşmez; kolu, kanadı bağlanmaz

Kanaatten meydana gelen darlık, takvâdandır.

 Bu, aşağılık kişilerin yokluğundan, darlığından apayrı bir şeydir.

Pinti, bir habbe bulsa başını bile verir.

Halbuki temiz kişi, himmetiyle altın hazinesine bile bakmaz, onu terk edip gider.

Bir lokmaya kanaat, yüzlerce tabak yemekten hayırlıdır

Harislerin göz testisi dolmaz; sedef, kanaâtkar olmadıkça (içi) inci ile dolmaz

Peygamber, kanaate hazine demiştir .

Gizli hazineyi herkes, elde edebilir mi?

“Bu kanaat daimî bir hazineden başka bir şey değildir”

Ey gönle gam ve elem veren, artık beyhude sözlere dalma!

Sen kanaatten ne vakit canını nurlandırdın ki?

Kanaatten ancak bir ad öğrendin

Sirke satmada kanaat yüzünden bal denizine gark olmuş binlerce can gör… “