KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


KAOTİK HENGAMEDE HAYATTA KALMA MÜCADELESİ…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili DOSTLARIM;

Güzel olan ne kaldı ki hayatımızda?

Metropol yaşam denilen kaotik hengame kıymet verdiğimiz her şeyi erezyona uğratıyor.

Her şey yarım,

Her şey eksik,

Her şey hileli…

En başta da Ademoğulları erenler!

Oysa hayat çok kısa!

Aldığımız her nefesin kıymetini bilmek gerek.

Ademoğlu elindekilerin kıymetini,

Ancak kaybedince anlıyor…

Aldığımız her nefesin,

Uyandığımız her sabahın,

Kokladığımız her çiçeğin,

Tattığımız her lezzetin,

Huzur ve güvenle yürüdüğümüz her yolun,

Başımızı dayadığımız her omuzun

Kıymetini bilmek gerek…

Dostlarım üzerinize afiyet,

Geçtiğimiz gün hastaneye gittim.

Bir yığın insan kuyruklarda,

Bekleme salonlarında,

Laboratuvarda

Radyoloji’de

Sıra bekliyordu.

Herkesin suratında,

Bıkkınlık,

Endişe,

Acı okunuyordu…

Kimi kendisi için gelmişti hastaneye,

Kimisi bir yakını için.

Henüz yaşını doldurmamış bebekten,

70 yaşındaki teyzeye kadar herkes şifa arıyordu…

Öylesine iç burkucu,

Öylesine yaralayıcı,

Öylesine hazin bir tablo ki yarenlerim;

Anlatmakta,

Anlatmak çok zor erenler…

Küçük bir kız çocuğu vardı annesinin kucağında

Durmadan ağlıyordu eve gidelim diye.

Annesi türlü bahanelerle oyalamaya çalışıyordu ama nafile.

Gözü hiçbir şey görmüyordu minik kızın.

Ne şekerleme,

Ne de gazoz vaadi ikna edebilmişti.

İlla da “Gidelim de, gidelim” diye veryansın ediyordu.

Bir ara sordu yan koltukta oturan şalvarlı teyze

“Rahatsızlığının nedir?” diye…

Ve aldığı cevapla suratı bem beyaz oldu.

Adeta sorduğuna pişman oldu deseniz yeridir.

Annenin Lösemi cevabı hastane koridorunda yankılanırken,

Küçük masum sadece eve dönmek istiyordu.

Daha hayatının baharında bile denilemeyecek yaşta bu küçücük masum…

Göz tansiyonu sebebiyle görme yetisini kaybeden bu ‘Palabıyık Amca’;

Kaderine isyan edip bela okurken,

Acaba sağlıklı olduğu günlerde neler yapardı,

Nasıl bir hayat tarzı vardı? diye düşünmeden edemedim.

Ya bu ‘Full aksesuarlı’ havalı hanım,

Sedef hastalığının oluşturduğu lekeleri saklamak adına

Bunca takıp takıştırırken;

Hastalık öncesi güzelliği,

Gençliği için hiç şükür etmiş miydi acaba?

Hayatı hiçe sayar havası ile dünyayı cep telefonuna kilitleyen bu delikanlı;

Hastaneleri arşınlamadan önce,

Sağlıklı olmanın kazanımlarını düşünmüş olabilir mi?

Yaaa…

Bu teyze?

Bu teyzemde 80 yaşında hala gelinlerinden şikayet edip,

Hastalıklarını sıralamaktan fırsat bulup,

Sahip olduklarını gözden geçirip,

Yaradan’a şükretmiş midir?

Sanırım hayır erenler!!!

Dostlarım…

“Sanırım hayır” dedim…

Çünkü biz ancak musubetlerle hayatı algılayabilen,

Çok değişik yaradılışta ve karakterlerde bir milletiz…

Hayata hep menfaat penceresinden bakmaya öylesine alışmışız,

Öylesine ben merkezli olmuşuz ki,

Hastanelere gelmek zorunda kalmasak,

Sanırım hayatta ölüm olduğunu dahi hatırlamayacağız.

Hasılı sevgili dostlarım;

Ancak kaybedince kıymet bilir,

Nankör,

Ve dahi bencil bir toplumun fertleri olarak,

Hayatımızı idame ettirmeye devam ederken,

Kanaatim odur ki

Şükretmek için hep ‘Musubetler’ beklemeye devam edeceğiz…

Hele de her geçen dakika yok olan

Bu metropollerde

İnsan nesli tükenip,

Menfaatperest,

Bencil,

Merhamet yoksunu

Androitler her şeye hükmedecek…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları