KASABAYA ELEKTRİĞİN GELDİĞİ GECE…
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 4.5.2019 00:00:01 / 951okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, uzun yıllar önce küçük bir çocukken, bizim kasabada elektrik diye bir şey yoktu. Geceleri evlerde, gaz lambası kullanılırdı. Bunlar da iki çeşitti. Birincisi daha küçük yakıt haznesi olan, daha az ışık veren ve adına da gaz lambası denilen lamba ile ikincisi daha büyük boyutlarda, daha gelişmiş ve daha şiddetli ışık saçan lüks denilen lambaydı. Lüks biraz daha pahalı idi ve her evde de bulunmazdı.

Tarihsel bilgilere bakıldığında, gaz lambasının 18. yüzyılın ilk dönemlerinden itibaren kullanılmaya başlandığı ifade edilmekle birlikte; ham petrol yakılarak kullanılan ilk gaz lambasını, 9. yüzyılda döneminin önemli filozoflarından Er-Razi´nin geliştirdiği belirtilmektedir.

Gaz lambasının bir yakıt haznesi vardı. Yakıt olarak da gaz yağı veya diğer adı kerosen olan bir çeşit petrol türevi sıvı bir yakıt kullanılırdı. Gaz yağı, genellikle bakkallarda satılırdı. Bazen para karşılığı, bazen de buğday karşılığı. Haznenin hemen üzerinde, gaz ayarı için kullanılan bir de çark bulunurdu. Fitilin bir ucu yakıt haznesinin içine daldırılır, diğer ucu da çarktan geçirilerek dışarıya verilirdi. Fitil, yakıtın hazneden taşınmasını ve yanmasını sağlardı. Yanan alevi rüzgârdan korumak için de camı vardı. Ayrıca lambanın bir tarafında yansıtma levhası da olurdu. Lüks diye tanımlanan lamba ise daha farklı ve aydınlatma şiddeti ise daha fazlaydı.

Değerli arkadaşlar, bu lambalar gece evlerin aydınlatmasında kullanılmaktaydı. Hatırladığım kadarıyla, gece kasabanın sokakları aydınlatılmıyordu ve sokaklar karanlıktı. Gece evlerden gelen pek de parlak olmayan, sönük ışıklar görülebilirdi. İnsanların bazen ellerinde gaz lambaları veya ender de olsa lüks ile bir yerden başka bir yere gittiklerini görürdük. Yukarıda ifade ettiğim gibi lüks denilen lamba daha pahalı olduğundan, evlerden ziyade bakkallarda veya kahvehanelerde olurdu. Daha çok aydınlatsın diye. Bunları birkaç bakkalda gördüğümü hatırlıyorum. Benim çocukluğumda bakkal adı yoktu galiba. Dükkândı adı.

Bir gün, kasabaya demir direklerin dikildiğini gördük. Toprak belli bir derinliğe kadar kazılıyor, direkler de bunların içlerine yerleştirilip betonla sabitleniyordu. Bunlar nedir diye sorduğumuzda; elektriğin geleceği, artık kasabanın sokaklarının ve evlerinin elektrikle aydınlatılacağı söylendi. Bu elektrik nasıl bir şeydi? Bunu bilmemize imkân yoktu. Belki büyükler biliyordu fakat ben böyle bir olgunun nasıl bir şey olduğu ile ilgili en ufak bir bilgiye dahi sahip olmadığımı hatırlıyorum. Zaten çok da küçüğüm. Henüz okula bile gitmiyorum. Belki okula gidenlere öğretmenler anlatıyordu. Ancak o zamanlar bu konuda en ufak bir bilgimin veya fikrimin olduğunu zannetmiyorum.

Direkler dikildikten sonra, belli bir müddet elektriğin gelmediğini hatırlıyorum. Direkler belli bir süre öylece kala kaldılar. Kasabada direkler vardı lakin elektrik yoktu. Günlerce, adeta biz onlara baktık, onlar da bize... Kasabanın etrafı direklerle sarılmıştı. Sadece direkler vardı. Başka bir şey de yoktu. Ne gelen ne de giden. Belki de ödenek yoktu; elektrik kablolarının döşenmesi ve ampullerin takılması için. Hatta zaman zaman, onlar bizler için bir oyun aracı haline gelmişti. Bazı arkadaşların ara sıra direklere tırmandıklarını hatırlıyorum. Büyükler elektriğe çarpılmayalım diye de hep uyarırdı... Elektriğin geleceğinden tam ümidimizi kesmiştik ki tekrar faaliyet başladı. Kablolar döşendi, ampuller takıldı. Beni en çok etkileyen de ampuller olmuştu. Çok farklı bir şeydi onlar benim için. O zamana kadar hiç görmediğim bir yapısı vardı. Hatırladığım kadarıyla, benim o zamana kadar radyodan sonra gördüğüm ikinci teknolojik alet ampuldü galiba. Belki diğerlerini de görmüşümdür ancak şu an hatırlamıyorum…

Kasabada bir haber duyduk. En kısa zamanda elektrik gelecek dendi. Haberi yanılmıyorsam büyüklerimizden duyduk. Belki de rahmetli anacığım söyledi. Şimdi tam hatırlamıyorum. Çok heyecanlandık. Elektriğin geleceğini merakla bekliyorduk. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra, bir kış veya sonbahar günüydü galiba, zira havanın soğuk olduğunu hatırlıyorum; bu gece, kasabaya elektrik gelecek ve sokaklar da elektrikle aydınlatılacak dendi. İnanın, bu nasıl bir şey diye merakla bekliyoruz. Ağabeylerim ve o günkü arkadaşlarımla…  Neyse, gece oldu. Lambaların yanmasını dört gözle bekliyoruz. Birden bire kasabanın sokaklarında bir ışık belirdi. Bu inanılmaz bir şeydi! Benim için. Ne kadar da mutlu olduğumuzu hatırlıyorum. Şuan bile inanın o günü tekrar yaşıyorum. Elektrik bizim için müthiş bir olaydı. Her yer sanki nurani bir yapıya bürünmüştü. Bu bir mucizeydi adeta. Artık bizim için, gece karanlığının korkusu bitmişti. Gece olmasına rağmen, kasabanın her tarafına artık aydınlık içerisinde korkusuzca gidebilecektik. Lambalardan gelen ışığa bakmaya doyamadığımızı hatırlıyorum. O soğuk gecede, havanın lamba etrafındaki hareketini seyretmek, inanılmaz bir şeydi. Işığın inanılmaz bir etkisi vardı. O gece, çok geç saatlere kadar arkadaşlarla beraber kasabanın dört bir yanını dolaştığımızı hatırlıyorum. O gece başka bir gece, kasaba da başka bir kasabaydı, bizim için. Hayatımda hiç unutamadığım bir gece olmuştu. Zihnimde, artık başka bir kasaba algısı oluşmuştu. Teknolojinin ne kadar büyük bir nimet olduğunu, bizzat o gece yaşayarak anlamıştım. Karanlık, bir anda aydınlığa çevrilmişti. Sanki eski bir çağdan, yeni bir çağa geçmiştik. O gece, sadece kasaba değil sanki tüm zihinler de aydınlanmıştı. Artık yaşamda değişecekti. Daha aydınlık yeni bir yaşam da bizi bekliyordu sanki. Aslında o gece, bir dönüm noktasıymış. Bunu ben de dâhil belki de herkes daha sonra, daha iyi anlayacakmış…

Kasabada maddi durumu biraz iyi olanlar, hemen evlerine kablo hattı çektirip, elektrikle aydınlanmaya başladılar. Evleri elektrikle aydınlananların, sanki zihinleri de aydınlanıyordu. Bu aydınlık; hem maddi hem de kültürel zenginliğin belirtisi gibiydi. Gece öğrenciler rahatlıkla derslerini yapacak, yaşlılar da geçmiş hikâyelerini daha rahatlıkla anlatacaklardı. Zira benim çocukluğumda, yaşlılar daha çok geçmiş tecrübelerini ve yaşamla ilişki kuran değişik hikâyeler anlatırlardı. Öğretici ve öğüt verici...

Bizim daha evimizde elektriğimiz yokken, rahmetli dayım evine elektrik hattı çektirdiğini ve elektrikle aydınlandığını hatırlıyorum. Evinden çıkan aydınlığı da hala unutamıyorum. Floresan lamba kullanıyordu sanki. Bu lamba, diğer ampullere göre de daha pahalıydı. Ancak şiddetli bir ışığı da vardı…

Sonra pek tabi olarak, elektrik kullanımı kasabada yaygınlaştı. Artık hemen hemen her yer elektrikle aydınlatılıyordu. Daha önce, kasabanın minaresine çıkılarak okunan ve ancak belli yerlerde duyulan ezanın sesinin bile her yerden duyulduğunu hatırlıyorum. Artık kasaba, eski kasaba değildi. Adeta değişmişti. Bana göre, elektriğin gelişinin başlangıcı, kasaba için geleneksel yaşamdan modern yaşama geçişin dönüm noktasıydı. Sadece kasabamı? Belki de ülkemiz için de durum aynıydı.

Değerli dostlar, bugün de teknolojinin anlamını ifade eden eski bir anımı sizlerle paylaşmış oldum. Eski yaşamın hangi zorluklar içerdiğini, bir nebze de olsa ortaya koyduysam kendimi bahtiyar hissederim. Bugün çok sıradan olan elektriğin kullanımının, ne kadar büyük bir nimet olduğunu bizatihi yaşayarak gördüm. Ancak şunu da ifade etmek de faydalı olabilir diye düşünüyorum. Elektriğin yokluğunun kaderden öte bir şey olduğunu da şimdi daha iyi anlıyorum. Bu durum resmen fakirlikti. Ağabeyim yıllar sonra Almanya´ya gidip orayı görünce; fakirliğin bir kader olmadığını Almanya´yı görünce anladım dediği gibi. İstenirse, çalışılırsa, irade ortaya konunca olabilirmiş. Allah da yardım edermiş. Fakirliğin kader boyutu belki de insanlar içindir; belki de devletler için değildir, kim bilir?

Elektriğin kasabaya gelmesine vesile olan; zamanın Belediye Başkanını, kasabanın iyiliğine olan her konuda aktif rol oynayan, aynı zamanda eski komşumuz da olan Hafız Dedeyi, diğer destek veren tüm dedeleri ve nineleri; hayır ile yâd eder, mekânlarının cennet olmasını dilerim. Bu arada ampul buluşuyla, tüm insanlığı aydınlatan Edison´u da anmadan geçemeyeceğim. Bana göre ampul, insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biri diyeceğim. Onun da toprağının bol olması; ışıklar içinde uyuması, dileğim…

Dostlar ve hemşerilerim, nerelerden geldiğimizin anlaşılmasına katkı vermek amacıyla yazdığım bu yazının; ülkemizin geçmişinin bir elektrik ampulü kadar olmasa da bir gaz lambası kadar hatta bir mum kadar da olsa aydınlanmasına ve o günlerin unutulmayarak, genç nesillere aktarılmasına vesile olmasını temenni ederim.  Bu temenninin gerçekleşmesi beni mutlu edecektir; bunu da belirtirim…

 

Hoşça kalın…

Anahtar Kelimeler: KASABAYA, ELEKTRİĞİN, GELDİĞİ, GECE
Yazarın Diğer Yazıları
KAHRAMAN TÜRK KAVMİ: ÖZBEKLER (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
KAYSERİLİ EMİN AMCA (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
KAYSERİ LİSESİ (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
ALINGANLIK ÜZERİNE (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
BASKETBOL ŞAMPİYONASI VE ANIMSATTIKLARI (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
ZAMANDA YAŞAMAK ZAMANLA ANLAMAK (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İNSANLAR, BAYRAMLAR VE ANLAMLAR… (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BU NASIL BİR DAVRANIŞ?.. (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜMER LİSESİ… (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
SADECE BİZ Mİ VARIZ? (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
HANGİ SORUNLARA HANGİ SORULAR… (12 Temmuz 2019 - Cuma)
FİZİK BİLMEK NE ANLAMA GELİR?.. (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
SORUNSUZ BİR YAŞAM OLACAK MI?.. (29 Haziran 2019 - Cumartesi)
SORUNLARI KİMLER ÇÖZECEK? (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DÜNYA KAÇ MİLYAR İNSANI BESLEYEBİLİR? (22 Haziran 2019 - Cumartesi)
DİLİN ÖNEMİ VE DEĞERİ (20 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR SINAVIN ARDINDAN… (18 Haziran 2019 - Salı)
İNSAN KAYNAĞIMIZ (15 Haziran 2019 - Cumartesi)
GENÇLERE SINAVLARLA İLGİLİ TAVSİYELERİM… (13 Haziran 2019 - Perşembe)
MAL MÜLK SEVDASI… (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
DOSTLUKLAR VE BAYRAMLAR… (04 Haziran 2019 - Salı)
KARAR VERMEK… (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLETİŞİMİN FORMÜLÜ VAR MI? (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
BİLİM SÖYLEŞİLERİ (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
19 MAYIS GÜNÜ KUTLAMALARINDAN BİR ANI (II) (22 Mayıs 2019 - Çarşamba)
ÇOK HIZLI AKIP GİDEN ZAMAN... (18 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL GÜVEN SORUNU (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNSAN DA BİR ISI MAKİNASI MI? (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL ENERJİMİZ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
TUZHİSAR´IN SIHHİYECİSİ (25 Nisan 2019 - Perşembe)
KİME HANGİ BİLGİ GEREKLİ… (23 Nisan 2019 - Salı)
TÜKETEN İNSAN TÜKENEN CİHAN… (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
KARADELİĞİN FOTOĞRAFI (18 Nisan 2019 - Perşembe)
YAPAY ZEKÂDAN DOĞAL ZEKÂYA (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
TV KANALLARINA (AKADEMİK) BAKIŞ (09 Nisan 2019 - Salı)
HATA YAPMANIN YOLLARI (02 Nisan 2019 - Salı)
HAYATIN ÜNİVERSİTESİ OLUR DA… (28 Mart 2019 - Perşembe)
PARANIN KANUNU (26 Mart 2019 - Salı)
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
16 Ekim 2019 Çarşamba
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL