KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


VELİ ALTINKAYA


KAYSERİ’NİN ‘SİLAHLI’ ANALARI

GÜNDEM - Veli ALTINKAYA


Mayıs ayının ikinci haftasında ‘Anneler Günü’ kutlanıyor. Bizim inancımızda ‘ana’, bırakın yılda bir günü ‘bir lahza’ dahi duasından mahrum olmamamız gereken övülerek yaratılmış, güzel bir kadın.

Bizim kadınımızın, anamızın bu toprakların ‘vatan’ kılınmasındaki güzelliklerinden bir demet aktarayım size de ibretle okuyun.

Malum Kayseri Kapalı Çarşısı içerisinde bir ‘Kadınlar Çarşısı’ var. O çarşının girişinde Ticaret Odamız anlamlı bir heykel de yaptırdı. İşte o heykelden mülhem bizim analarımızın Milli Mücadele’ye verdiği desteği eminim tüyleriniz diken diken okuyacaksınız.

1907 Ankara Vilayetler Salnamesi´nde Kayseri Kapalı Çarşısı için ‘2 binden fazla dükkan ve mağazayı içine alan muntazam çarşı’ ifadesi yer almaktadır. Kapalı Çarşı içerisinde Bedesten, Vezir Han, Gön Han, Pamuk Han gibi ana binaların yanı sıra Hacı Efendi, Urgancılar, Bezciler, Börekçiler, Gazezler, Katrancılar, Kuyumcular, Terziler, Damgacılar, Kürkçüler, Debbağlar, Eskiciler ve Kadınlar Çarşısı gibi çarşılar da vardı.

Peki, ticaretin erkek egemenliğinde olduğu o yıllarda kadınlarımız niye böyle bir çarşıda faaliyet göstermiş?

Hepinizin bildiği gibi Osmanlı ‘da askere alınan Müslüman erkeklerin, özellikle gerileme ve çöküş dönemi diyebileceğimiz 17. asırdan sonra birçoğu cepheden geri dönemeyerek ya şehit ya da gazi olmuştur.

Bu süreçte İstanbul ve Kayseri gibi ticarette etkin olan şehirlerde ticaret, ağırlıklı olarak Osmanlı´nın ecnebi tebaasının kontrolüne geçmiş. Kayseri´de de Ermeni ve Rum vatandaşlar Müslüman erkeklerin kahır ekseriyetinin cepheden geri dönmemesi veya yaralanarak ‘engelli- özürlü´ kalması nedeniyle ticaret ve zenaatı kontrolüne almışlar.

Bu durumdan rahatsız olan kadınlarımız, geçimlerini sağlamak için işte bu tarihi Kapalı Çarşı içerisinde ‘Kadınlar Çarşısı´ adıyla bir sokakta ticari faaliyetlerini sürdürmüştür. Kimi cepheye gidip geri dönmeyen erkeklerinden kalan dükkanlarını işletirken, kimi de el emeği göz nuru ürünleri veya tarlasından çıkan mahsulleri satarak evinin geçimini sağlamıştır.

Türk kadını dün ‘Hakan - Bey´ olan erinin, eşinin yanında nasıl ki, ‘Hatun´ olarak dimdik durmuşsa, bayrağına, namusuna, bağımsızlığına el uzatıldığı zaman da erinin yanında omuz omuza çarpışmıştır. Tarihimizde, nice Kara Fatma ve Nene Hatun’ların olduğu, Milli Mücadele´de bir kez daha görülmüştür.

‘Şu Çılgın Türkler´in yazarı merhum Turgut Özakman, Türk kadınının Milli Mücadele yıllarında ‘Milli haklarımızı ve namusumuzu koruyacak hükümet ve erkek yoksa biz varız´ şiarı ile hareket ettiğini söylüyor.

İşte Kayserili kadınlar da Milli Mücadele´de böyle davranmıştır. Kadınlar Çarşısı´nda bir yandan ticari faaliyetlerini sürdürerek evinin geçimini sağlamaya çalışan kadınlarımız, diğer yandan da Milli Mücadele´ye katkı vermiş.

KTO tarafından dikilen anıtın kaidesinde isimsiz bir Türk kadının örnek sözleri yer alıyor. O yürekli anamız Mustafa Kemal Paşa´nın komutasında Başkomutanlık Meydan Muhaberesi´nin sürdürüldüğü yıllarda bakın asil duruşunu nasıl ortaya koymuş:

“11 Eylül 1921´de ben şehit anasıyım, diğer askerler de evlatlarımdır. Kızımın çeyizinden şu esvapları onlara çam sakızı, çoban armağanı olarak vereceğim” diyerek Milli Mücadele´de Atatürk ve silah arkadaşlarının yanında olduğunu göstermiştir.

İşte Türk kadını, Kayserili kadın budur. Kadınlar Çarşısı´ndaki anıt da Kayseri Kadını´nın Milli Mücadele´nin yanında nasıl durduğunu resmetmektedir.

Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele yıllarında Kılıç Ali, Mazhar Müfit Kansu gibi isimleri ara ara Kayseri´ye göndererek yapılan çalışmaları yerinde görmelerini emretmiş. Başkomutanlık Meydan Muharebeleri´nin yapıldığı aylarda da Mazhar Müfit, Mustafa Kemal Paşa´nın emri ile Kayseri´ye gelmiş.

Mazhar Müfit Kansu, ‘Ölümüne Kadar Atatürk´le Beraber´ adlı anılarını topladığı kitapta, bu ziyareti esnasında Kayserili kadınların Milli Mücadele´ye verdiği destekle ilgili alkışlanacak ve duygulu bir anekdot anlatıyor.

Mazhar Müfit´in o eserinden yaşadıklarını özetleyerek aktaralım.

Atatürk, dönemin Kayseri Mutasarrıfı Ethem Bey´e gönderdiği bir genelge ile Kayseri´de toplanan silah ve mühimmatların Çukurova bölgesinde Fransızlar’a karşı sürdürülen mücadeleye destek amaçlı en kısa sürede Ulukışla´ya ulaştırılmasını ve buradaki görevlilere teslim edilmesini istiyor. O dönemde Kayseri ve çevresine de maalesef eşkıya hakim olmuş. Mutasarrıflık emrinde, asker veya toplanan silahları Ulukışla´ya kadar götürecek yetişkin erkek yoktur.

Ertesi gün Mazhar Müfit Bey, silahları götürecek insanların bulunup bulunmadığını öğrenmek için Mutasarrıf Ethem Bey´i makamında ziyaret ediyor. Ethem Bey bir gün öncesinin aksine neşelidir ve Mazhar Müfit Bey´e, “Sizi Seyyide Hanım ve Feride Hanımlar’la tanıştırayım. Seyyide Hanım, Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti´nin Başkanı, Feride (Ferruha) Hanım da yardımcısı. Bu iki hanım Cemiyet bünyesinde ‘Silahlı Kadın Kolları´ kurmuşlar. Bu Kadın Kolları´nda görevli hanımlar bugün kağnı ve at arabaları ile silahları Ulukışla´ya götürecekler´ diyor.

Ve o kadınlarımız yer yer eşkıya ile çatışarak silahları Ulukışla´ya götürüyor ve Adana bölgesindeki Milli Mücadele´ye katkı veriyorlar.

O kadınlardan Anadolu Kadınları Müdafa-i Vatan Cemiyeti´nin Başkan Yardımcısı olan Feride (Ferruha) Hanım, kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiği 1934´ den sonra yapılan seçimlerde, Kayseri´nin İlk Kadın Milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi´ne gönderdiğimiz Ferruha Güpgüpoğlu´dur.

Düşman Anadolu´yu işgal ettiği zaman Türk kadını, Kayseri anası ecdadı Fatma Bacı´dan aldığı ilhamla bu mücadeleye katkı vermiştir.

Ahilik Teşkilatı´nı ilk kez Kayseri´de kuran Ahi Evran, Hoca Ahmet Yesevi´nin Anadolu´ya gönderdiği talebelerinden olan Evhaüddin Kirmani’nin kızı Fatma Bacı ile evlenmişti... Fatma Bacı, eşinin Ahilik Teşkilatı´nın yanında ‘Bacıyan-ı Rum´ teşkilatını kurarak, Anadolu kadınlarını Moğol istilalarına karşı örgütlemiş ve erkeklerinin yanında yer almıştır.

Kayserili kadınların Milli Mücadele´de yaptığı da bundan farklı değildir.

Kayserimize gelecek turistlerin, özellikle de yerli kafilelerin yukarıda özetlemeye çalıştığım çerçevede, Kayseri kadınının Milli Mücadele’ye verdiği destek babından KTO tarafından dikilen ve Kadınlar Çarşısı girişinde bulunan Anıtı mutlaka ziyareti sağlanmalıdır.

Sadece Milli Mücadele´de değil, her manada erkeği, şehri, ülkesi, coğrafyası ne zaman zor duruma düşmüşse anamız, eşimiz, bacımız ve kızımız olan kadınlarımız böyle saygıdeğer ve eli öpülesi duruş ortaya koymuştur.

Vefat eden annelerimizi rahmetle anarken, yaşayanların ellerinden de hürmetle öpüyorum.