KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


KISIR DÖNGÜ

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Kısır döngü deyim olarak aynı olumsuz sonucu veren ve çözüm getirmeyen durumların, sürekli tekrarlanması şeklinde tanımlanmaktadır. Mantıkta da kavram, birinci önermeyi ikinci bir önermeyle ikinci önermeyi de dönüp birincisiyle tanıtlamaya (ispatlamaya) çalışma yolu olarak belirtilmektedir. Bu deyimin diğer bir karşılığı da fasit dairedir. Aynı anlamda kullanılmaktadır.

Konu kavramsal zeminden ziyade günlük yaşamda karşılaşılan olaylar üzerinden, değerlendirilmeye çalışılacaktır.

 

Gerçek Yaşamdaki Kısır Döngü

 

Gerçek yaşamda, sürekli aynı şeyleri tekrarlayarak farklı sonuçlar beklemek de bir nevi kısır döngü olarak tanımlanabilir. Örneğin ders çalışmayan çocuğunu, sürekli çalış diyerek zorlayan ebeveynin durumu da aynı kapsamda değerlendirilebilir. Zira örnekte, çözüm getirmeyen bir davranışın tekrarı söz konusudur. Bu durumda sonuç alınması da pek olanaklı değildir. Einstein’a göre bu davranış, insanoğlunun en akılsız davranışlarından biridir.

Zaman zaman yazılı ve görsel medyayı takip ederek ülkemizin ve diğer gelişmiş ülkelerin sorunları ve çözüm yolları hususundaki konularla da ilgilenmeye çalışıyorum. Bu bağlamda ara sıra ülkemizde geçmiş yıllarda (elli altmış yıl önce) basılan gazetelere de bakıyorum. O yıllardaki yaşamı anlamaya çalışıyorum…

Gazetelerin birinci sayfası genellikle ülkede gelişen siyasi konularla ilgili haberleri kapsıyor. Pek çok gazetede durumun aşağı yukarı aynı olduğu görülüyor. Toplumsal yapımızı veya algımızı yansıtacak haberlere çok rastlanmıyor. Gazetelerde ortaya konulan konular, birçok açıdan bugünkünden farklı olsa da sorunlar öz itibariyle günümüzdekilere benziyor. Boyutları ve nitelikleri farklı olsa da bugünkü duruma benzer yapı sergiliyor. Bunlar; iç siyasi konular, ekonomik sorunlar, devletler arasında çıkan sıkıntılar ve diğerleri…

Bir sözde de ifade edildiği üzere aslında gök kubbe altında değişen fazla bir şey yok. Hâlâ benzer sorunlarla uğraştığımız gerçek gibi. Galiba bu konuda böyle gelmiş böyle gider ilkesi en azından bizim için geçerli gibi. Uzun süre daha benzer sorunlarla uğraşmamız, muhtemel görünmektedir. Bunun anlamı; belli bir süre daha kısır döngü içerisinde olacağız demektir.

 

Sorunlar mı Bakış Açısı mı?

 

Dünyanın her ülkesinde farklı sorunlar var. Gelişmiş olanında da gelişmemiş olanında da. Ancak son elli altmış yıldaki özellikle ekonomik ve yönetim alanındaki, ülkemizin sorunlarının benzerlik gösterdiğini eski gazete sayfalarından anlamak mümkündür. Gelişmiş ülkelerin bizimkine benzer pek çok sorununu, yıllar önce çözdüğü bilinen gerçek olsa gerek. Bizim henüz bu noktada daha çok aşama kaydetmemiz gerekmektedir. Bu da ayrı bir gerçek olsa gerek…

İki binli yılların başında Almanya’ya gitmiştim. Orada ara sıra Türk televizyon kanallarına bakardım. Hiç unutmuyorum, kanallardan birinde, bir devlet yetkilisi heyecanlı şekilde insan haklarından, demokrasinin öneminden vb. konulardan bahsediyordu… Yetkilinin açıklamalarını Almanya’dan dinlemek ilginç ve biraz da garip gelmişti bana. Zira Almanya bu tür sorunlarını belki de yüzyıl öncesinden çözmüştü. Onların uzun yıllar önce çözdüğü konularla bizim hâlâ uğraşmamıza, uzak diyarda üzülmüştüm. Ancak elden gelen fazla bir şey de yoktu. Nihayetinde benim de etkim ve bireysel gücüm sınırlıydı…

 

Her şeye rağmen son yıllarda, ülkemizde her alanda önemli aşamaların kaydedildiğini de ifade etmek gerekir. Fakat henüz belli bir eşiği aşamadığımız görülmektedir. Hâlâ eğitimden çok öğretime önem veriyoruz. Okula gitmeyi, okumayı daha çok meslek edinme olarak algılıyoruz. Okuyup, daha iyi maddi olanaklarla yaşam elde etmek, en başta gelen amaç olarak kabul edilmektedir. Hâlbuki işini iyi yapan, her meslek insanının, maddi olarak ciddi olanaklara kavuşacağını önemsemiyoruz. Ara eleman yetiştirilmesine, gereken önemi vermiyoruz. Her şeyi devletten bekliyoruz. Derin düşünce ve araştırma noktasında henüz yapmamız gereken pek çok şey var. İyi yaptığımız şeyler de var. Bunların da ifadesi gerekmektedir. Genellikle bardağın hep boş tarafını görme gibi bir alışkanlığımızın olduğu da gerçektir.

 

Gelişmiş Olmak ve Sorunları Çözmek

 

İlkokula giderken ülkemiz ne kadar çok sanayileşirse o kadar çok gelişmiş olacağı ve sorunlarının da kendiliğinden çözüleceği söylenirdi. Söylem sık sık tekrarlanırdı. Günümüz Türkiye'sinde bu alanda yani sanayileşme ve gelişmişlik anlamında eskiye nispetle gerçekten büyük hamleler gerçekleştirildi. Ülkemiz özellikle son yıllarda, tarım ülkesinden sanayi ülkesine doğru hızlı geçiş yaptı. Halkının önemli bir kesimi, köylerden şehirlere göç etti. Milli gelirinde ciddi artışlar oldu. Ekonomisi büyüdü ve gelişti. Ancak gelişmişlikle orantılı olarak tüm sorunlarını çözemedi. Hatta başka sorunlar da ortaya çıktı. Sanayide üretim hacmini artırırken tarımda aynı artışı sağlayamadı. Hatta tarım üretimi eskiye nazaran azaldı. Eskiden, dünyada özellikle tarımsal üretim anlamında kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olmakla övünen ülkemiz için bugün aynı şeyi söylemek, olanaklı değildir. Aslında ülkemiz özelindeki sözü edilen durum, tüm dünya ülkeleri için geçerlidir. Küresel sistem tüm ülkeleri birbirine muhtaç hale getirmiştir. Yenidünya düzeninin yapısı zaten söz konusu zemin üzerinde anlam bulmakta ve gelişmektedir.

Yaşamda her bir değişim ve çözüm, beraberinde başka sorunları da ortaya çıkarmaktadır. Nihayetinde dünyanın en gelişmiş ülkelerinin bile pek çok sorunu olduğu bilinmektedir. Dünyada sorunsuz ülke yoktur; sorunsuz insan da yoktur. Yaşamın doğası ve işleyişi bu şekilde gerçekleşmektedir. Bu durum, içinde yaşadığımız dünyanın hatta evrenin gerçeğidir. Evreni yöneten mekanizma bu şekilde çalışmaktadır. Ancak bizim henüz gelişmiş ülkelerin sahip olduğu özellikle bilim, teknoloji ve kurumsal yapıların işleyişi gibi alanlardaki seviyesine ulaşmamız için daha çok adımlar atmamız gerekmektedir.

 

Kısır Döngüden Kurtulmak

 

Son elli altmış yılda, ülkemiz birçok sorununu çözmüştür. Fakat henüz çözememiş olduğu sorunları da mevcuttur. Çözülememiş olanların çözümü için zamana ihtiyaç olduğu düşünülmektedir. Zamanla ve gelişerek pek çok sorun kendiliğinden çözülecektir. Ancak gelişmiş olmak için de önemli adımların atılması gerekmektedir… 

 

Gerek kişisel yaşanmışlıklardan gerekse de geçmiş yıllardaki gazetelerden anlaşıldığı üzere çözülemeyen bazı sorunlar noktasında ülkemizin kısır döngü içerisinde olduğu gözlenmektedir. Kısır döngüden kurtulmak için her şeyden önce onun teşhis edilmesi gerekmektedir. Hangi konularda (sorunlarda) böyle bir yapı içerisinde olunduğu ortaya konmalıdır. Sonrasında bundan nasıl kurtulmamız gerektiği hususunda gelişmiş ülkelerden de ilhamlar alarak çözümler üretilmelidir. Çözüme uygun yapılar kurulmalıdır. Çözümlerin ve yapılanmaların gerekçeleri de toplumun her katmanına çok iyi anlatılmalıdır. Çoğulculuk sağlanmalıdır. Aksi takdirde toplumsal tabana inmeyen hiçbir eylemin başarı elde etme olanağı bulunmamaktadır.

 

Hoşça kalın…

Gürkan Ofis Mobilyaları