KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 27.12.2018 00:00:01 / 281okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, bir toplumu oluşturan bireylerin özellikleri, toplumun yapısının belirlenmesi noktasında önemlidir. Toplum dediğimiz büyük sistem, yapısı itibariyle bireylerden oluşmaktadır. Bireyler ne ise toplum da odur, bireyler nasılsa toplum da öyledir. Bu da bir gerçektir. Biri mikro sistem iken diğeri de makro sistemdir. Makro sistem, milyonlarca mikro yapılardan oluşmaktadır. Dolayısıyla bireylerin özellikleri çok önem arz etmektedir. Bu noktada, bireylerin özellikleri toplumun özellikleri ile bire bir aynı olmasa da ortalama olarak bir ilişki yapısı ortaya koymaktadır.

Değerli dostlar, termodinamikte kanun olmasa da kanuna çok yakın bir postula var. Postula, ispata lüzum kalmadan, doğru olarak benimsenen önerme olarak tanımlanabilir. Termodinamikteki postulaya göre, basit sistemlerin, birbirinden bağımsız iki özelliği bilinirse, diğer tüm özellikleri de bilinebilir. Sistem tanımlanabilir. Bu yüzden, sistemlerin enerji ve diğer analizleri yapılırken, bu ilkeden oldukça fazla yararlanılır. Gerçek fiziksel sistemler ise basit sistemlerin ötesinde, daha da karmaşık sistemlerdir. Bu tür sistemleri tanımlamak için değil iki, pek çok özelliklerini bilmek gerekir. Bu tür sistemlerle ilgili yapılan analizlerde, sistemlerin pek çok özelliklerinin bilinmesine ihtiyaç vardır.

Sosyal dünya ile ilgili analizlerde, söz konusu olan birey veya toplum ise, bireyi ve toplumu modellemek veya genellemek için pek çok özelliğin ve parametrenin bilinmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bakımdan, sosyal bilimcilerin yaptıkları modellemelerin veya genellemelerin tamamen gerçeği yansıttığının söylenmesi zor olsa gerek. Bunu bir eleştiri şeklinde söylediğim sanılmasın. Yoksa var olan bir model,her zaman var olmayan bir modelden daha evladır. Biz mühendisler için,model ve modelleme çok kıymetli bir uygulamadır. Sosyal dünyada alan itibariyle, modeli yöneten parametrelerin ve belirsizliklerin oldukça fazla olmasından dolayı, böyle bir sonuç ortaya çıkmaktadır. Daha önce de ifade ettiğim gibi, evrensel yasalar eşyayı yönetse de insanları etkilemekte ancak onları eşya gibi yönetememektedir. Dolayısıyla, insan ve toplum davranışlarını modellemek de bu açıdan da zor olsa gerektir. Zira konu insan veya toplum olunca, bir filozofun ifadesiyle, insan bu meçhul.

Sevgili okuyucular, birey ile toplum arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya çalıştıktan sonra, benim asıl üzerinde durmaya çalışacağım konu, kişisel ilişkilerimiz ile toplum düzeni arasındaki yapıyı belirlemeye çalışmak olacaktır. Bu konuda, gözlemlerime dayalı olarakilişki yapımızı ve problemlerimizi her zaman yapmaya çalıştığım gibi tecrübelere dayalı olarak belirlemeye çalışacağım. Belirleme, kuramsal olmaktan daha ziyade gözlemsel olarak yapılacaktır. Zira bildiğiniz gibi ben bir mühendisim.

Anadolu´da insan ilişkileri batıya göre daha sıcak, daha samimi ve daha gelişmiştir. Bunda hiç şüphe yok. Özellikle geleneksel yaşam biçimini benimsemiş bireylerde bu ilişkiler daha da baskındır. Bu da tartışma götürmezde bir gerçektir. Ancak günümüzde, değişen toplumsal yapı ile birlikte geleneksel anlayış ile diğer modern ve postmodern anlayışlar arasında sıkışan ilişkiler noktasında, bireyler arasında pek çok problemlerin ortaya çıktığı da gözlenmektedir. Anadolu´da pek çok aile bireylerinin kendi aralarındaki ilişkilerde pek çok sorunların varlığına ya şahit oluyor ya da duyuyoruz. Bakıyorsunuz, kardeş kardeş ile küsmüş. Ebeveyn ile çocuklar arasında farklı sorunlar yaşanıyor. Kuşak çatışması yaşanıyor. Çıkar çatışması yaşanıyor. Geleneksel, modern çatışması yaşanıyor. Daha pek çok sorunlar yaşanıyor.Bu hususta toplumsal bir dağınıklık yaşandığı hissi ister istemez bizde uyanıyor.Bu durum,toplumsal yapımızın daha sağlam bir zemin üzerinde durması hususunda zafiyetler oluşturmakta ve bu sonuç da tüm toplum bireylerini ve bizleri üzmektedir...

Dostlarım, bence bu konuda özellikle ve öncelikle sosyal bilimcilere, sosyologlara, ilahiyatçılara ve sonrada tüm toplum bireylerine görevler düşmektedir. Sosyal problemlerimizin çözümü noktasında, geçmişe dayalı oldukça fazla bilgi, tecrübe ve kaynaklarımızın olduğu da bilinen bir gerçektir. Bunlardan da yararlanmamız gerekir. Ancak geçmişte yaşanan bir soruna bulanan bir çareyi, direkt olarak bugüne aktararak çözüm aramak da tam doğru bir yaklaşım olmasa gerektir. Sorun aynı olsa da sorunu doğuran koşullar değişmiş, zaman değişmiş, mekân değişmiş kısaca her şey değişmiştir. Bire bir çözüm aramak her şeyin sabit kaldığı ilkesinin esas alınmasına göre bir yaklaşım olur ki bu yaklaşıma göre ortaya konan çare de derde deva olmasa gerektir. Ayrıca bu deva, toplumda da yankı bulmayabilir. Bu konuda bir hata yapıyoruz sanki.

Değerli okuyucular, yaşamın sorunu, herkesin sorunudur. Bu sorunların çözümü ile uğraşmak, sosyal bilimcilerin veya benzer alanlarda çalışanlar ile sınırlı kalırsa, çözüm de sınırlı kalır. Bu hususta disiplinler arası işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır diye düşünüyorum.

Bence bu konuda şunlar yapılabilir:

Çağımız nasıl bir çağdır? Burada bizim yerimiz neredir?  Bunlar tanımlanmalıdır. Bu hususta objektiflik esas alınmalıdır. Tarafsız olunmalıdır.

Çağın sorunları nelerdir? Bunlar belirlenmelidir.

Sorunların çareleri nelerdir? Bunları kimler bulacak? Bunların yanıtları bulunmalıdır.

Hangi kurumlara ihtiyaç vardır? Bu kurumlar hangi çalışmaları yapacaktır? Bunlar da tespit edilmelidir.

Bu ve buna benzer diğer çalışmalar bilimsel yapıda ortaya konmalıdır. Bu hususta bir sistem yaklaşımı da geliştirilebilir. Yoksa toptancı yaklaşımlar yani toptan ret veya kabuller, derde deva olmayacaktır. Bazen sosyal bilimcilere, sosyal meselelerin çözümü hususunda sistemsel yaklaşım önerdiğimde; sosyal bilimlerin fizik veya matematik olmadığını ifade ederekonların bu yaklaşıma sıcak bakmadıklarını gördüm. Pek tabi olarak, sosyal bilimlerin alanı, fizik ve matematik gibi bilimlerin alanlarındanfarklı olsa da fizik ve matematiğin de salt fizik ve matematik olmadığı; bunların tüm evren için olduğu, evreninde bir bütün olduğu ve onunla ilgili mekanizmaları, önermeleri ortaya koyan biliminde fizik olduğu; fiziğin dolayısıyla da evrenin dilinin de matematik olduğu gerçekleri de unutulmamalıdır.

Bugünlük de bu kadar. Hepinize en derin sevgilerimle… 

Anahtar Kelimeler: KİŞİSEL, İLİŞKİLER, TOPLUMSAL, YAPI
Yazarın Diğer Yazıları
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
22 Ocak 2019 Salı
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL