KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


KONU EVLİLİK OLUNCA TEHLİKE KÜÇÜLÜYOR

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili dostlarım;

Katı tedbirlerin alındığı Pandemi sürecinin normalleşme sürecine dönüşmesi ile gündelik hayatın bir çok aşamasında hayat kaldığı yerden devam etmeye başladı.

Malum yaz aylarının  yüzünü göstermesi düğün sezonunun da startını verdi.

Normalleşme ile birlikte ülke genelinde hız kazanan nişan, düğün ve evlilik olayları korna virüs salgını ile mücadele kapsamında büyük risk oluştursa da vatandaşlar her türlü tehlikeyi göğüsleyip; bu isteklerinden vazgeçmiyorlar.

Bütün yurtta yaz aylarını kaçırmadan düğün yapalım telaşı yaşanırken, 

Pek tabi ilimizde de durum farklı değil.

Ancak geçtiğimiz yıllara göre bir fark var ki,

Özellikle esnaf ve ilimizin ticari hayatı için önemli bir unsur bu.

Gurbetçiler bu yaz evlilik heyecanında fazla rol oynayamayacak.

Pandemi sürecinde kaybedilen zaman ve yeni bir dalga ile yeniden kısıtlama tedbirleri alınır endişesini işin içine katınca  gerçek anlamada bir zamanla  yarış var evlilik hazırlığı yapan genç çiftlerin ve aileleri için.

Öyle bir telaş ki;

Dar solukta bırakıyor herkesi…

Oysa istatistiklere göre evlenme oranları düşmüş…

Artık gençlerimiz evlilik olayını iyiden iyiye ötelese de;

Sahip olduğumuz genç nüfusun yoğunluğu şükürler olsun ki evliliklerin hızını kesemiyor erenler…

Ve ben fakir dostlarım evlilik ve aile hayatıyla ilgili mümkün olduğunca çok yazı yazmaya çalışıyor

nacizhane  küçük de olsa bu konularda  yönlendirici olmaya gayret sarf ediyorum.

Ama sadece  tavsiye niteliğinde. 

Evliliğin hangi yanıyla ilgili yazı yazarsam yazayım,

Her defasında farklı yanlarıyla ilgili eksikler  keşfedip  yeniden aynı konuyu işlemekten kendimi alıkoyamıyorum.

Alı koyamıyorum zira evlenen sayısı hızla azalırken;

Boşanan çiftlerin sayısında da  anormal bir artış  gözlenmekte…

Artık insanımız birbirine tahammül edip,

Bir birini idare etme sanatı olan evliliklerde;

Eski sabrı ve istikrarı göstermemekteler ne yazık ki…

İnsanlar öylesine gözü kara,

Öylesine pervasız kararlar alıyorlar ki,

Hayretler içinde kalıyoruz çoğu zaman!

-“Katlanamıyorsan vur tekmeyi yoluna git”

-“Nerde trak orada bırak”

-“Tak sepeti koluna herkes kendi yoluna”

- “ Dünyaya bir daha mı geleceksin, ne katalnıyorsun bu herife” gibi tehlike saçan söylemleri kendilerine hayat felsefesi yapıp o an noktayı koyu veriyorlar…

Ne çoluk çocuk,

Ne geride kalan  uzun yıllar,

Ne eş - dost müşterekler…

Onları bu tehlikeli kararı almaktan geri tutmuyor…

Dehşet !

Kıyamet alameti bir durum dostlarım..

Evet dünyaya bir daha gelmeyeceğiz!

Lakin diğer  yanda da Yüce Allah’ın  emirleri var…

Yüce yaradan kitabında ( Kur’an-Kerim) bir çiftin arasında boşanma kelimesi geçtiğinde ‘Arşı Ala’nın titrediğini belirtiyor…

Ama bizim kendini bilmezler;

Dünya zevklerinden yeterince faydalanamıyoruz diye  çoluğu - çocuğu, evi - barkı bir yana itip zevk peşinde koşmak için  boşanıveriyorlar…

Bakın utanmazlığa…

Bakın şu arsızlığa…

Yahu hayat sadece zevk almaktan mı müteşekkil bire gafiller…

Bu nasıl çarpık bir hayata bakıştır…

Hele birde yaşına başına bakmadan gençleşmeye çalışıp evladı yaşındakilerle düşüp kalkan  zavallılar var ya dostlarım…

İşte onlara söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum…

Aslında atalar çok iyi şeyler söylemiş bu hilkat garibelerine:

 “Kırkından sonra azanı teneşir paklar” diye ama anlayacak adam nerde…

Dostlarım;

Yine TÜİK verilerine göre bu boşanmaların büyük çoğunluğu evliliklerin ilk beş yılında gerçekleşiyormuş..

Bu da gösteriyor ki gençlerimiz son derece tahammülsüz yetişiyorlar…

A’dan Z’ye kurulu evlere oturuyorlar,

Hiçbir eksikleri olmuyor..

Taksit ödemiyorlar,

Açlık – yokluk görüp kahır çekmiyorlar…

Ama ne hikmetse daha birkaç  yılda  enerjileri tükeniveriyor…

Her şeyi tüketiveriyorlar üç günde.

Günlerce tartışmanın,

Kavga gürültünün sonunda  karar verilerek alınan eşyalar  sağa sola dağıtılmaya başlanıyor…

Karşılıklı öylesine çirkin ithamlarda  bulunuluyor ki,

Duyduğunuzda insanlığınızdan utanıyorsunuz.

Böylesine sağlıksız bir ruh hali ile eğer çiftlerin  çoçukları da varsa yandı gülüm keten helva…

İşte  asıl  arada  kalıp yıpranan bu çocuklar oluyor…

Allah rızası için,

Allah korkusu için,

Kuldan utanmak için  bir şeyler tahammül etme bitti artık..

Toplumun omurgası kaydı erenler !

İnsanları gözü döndü…

Bu hazin tablo içinde geleceğe aydınlık bakmak,

Düğün telaşı  içinde koşuşturan gençler için mutlu olmak ne yazık ki mümkün olmuyor…

Baharın ruhumuzu aydınlatıp yaşama sevinci verdiği bu güzel günlerde evlilik kelimesi artık kuşku ile bakılıp, temkinli yaklaşılan bir korkutucu olgu olarak insanlara türlü duygular yaşatıyor…

Oysa eskiden evlik  denilince herkes heyecanlanır,

Sokaktan geçen gelin arabasının korna sesi  ile bile mutlu olurdu…

İnsanlar “Nikahta keramet vardır” sözü ile rahatlar,

Endişelerini görmezden gelir tam bir teslimiyetle evliliğe adım atardı….

Yarenlerim;

Değerlerin alt üst olduğu,

Güvensiz  metropol yaşamların kaypak bireyleri olarak bizler  artık nostaljik birer  hikaye halini alan o günlerin  yeniden  yaşamımıza hakim olmasını…

Gözümüzün kökü,

Göz aydınlığımız çocuklarımızın  mutluluğu yakalaması  temennisi bir kez daha  şapkamızı önümüze koyup  düşünmeyi tavsiye ederek  satırlarımı noktalarken…

Korna Virüs tehlikesini bile hiçe sayıp,

Koşar – adım gerçekleştirdiğimiz evliliklerimizin uzun soluklu olması için lütfen azami gayret gösterelim.