KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


KORONA VİRÜSÜ: MUTASYON MU TRANSFORMASYON MU?

BİLİMSEL VE SİSTEMSEL BAKIŞ - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Bilindiği üzere son zamanlarda, dünya korona (covid-19) adı verilen bir virüsle karşı karşıyadır. Bu durum herkeste kaygı oluşturmaktadır. Virüsten ölüm oranı, diğer virüslere nazaran az olmasına rağmen yayılma hızı, diğerlerinden oldukça yüksektir. Belki de insanları en çok kaygılandıran husus da budur.

Virüsün ortaya çıkışı ile ilgili birçok görüş ve düşünce beyan edilmektedir. Kimileri, devletlerarası rekabet sonucu, laboratuvar ortamında üretilen ajan virüs olduğunu iddia etse de konunun uzmanları; iddianın düşük ihtimal olduğunu söylemektedir. Zira onlara göre ajan virüslerin; kimi, ne zaman ve nasıl etkileyeceği belli değildir…

Korona gibi virüsler, hayvanlarda yaygın olan bir virüsün genel adı şeklinde tanımlanmaktadır. Bunlar nadir olarak ve belirli koşularda hayvanlardan insanlara bulaşmaktadır. Virüsler yaşamlarını sürdürmeleri ve çoğalmaları için canlı dokulara ihtiyaç duymaktadır. Onlar uzun süreli hayvan veya insan dokularında yaşamaktadır.

 

Virüsler ve Yaşamdaki Mikroorganizmalar

 

Virüsler; bakteriler, mantarlar ve parazitler gibi mikroorganizmalardır. Canlı hücrelerin enfeksiyona uğramasına neden olan ve kendi kendini kopyalayan yapılardır.

Yeryüzündeki mikroorganizmaların ağırlığının, tüm insanların sıvı kısmı hariç, kuru ağırlığından 3.000 kat daha fazla olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla onlar hayatın her yerindedir. Adeta her yeri sardıkları bilinmektedir. Bunların hepsinin zararlı olmadığı, özellikle insan bağırsaklarında bulunan pek çoğunun, yaşam için gerekli olduğu da yine uzmanlarca ifade edilmektedir.

 

Mutasyon nedir?

 

Mutasyon ya da diğer adıyla değişinim; canlının genetik yapısı içindeki DNA veya RNA adı verilen temel yapıların diziliminin, ani ve kalıcı değişimi olarak tanımlanmaktadır. Bunun bir tür bozunum olduğu da söylenebilir.

Tüm mikroorganizmalar bölünerek çoğalmaktadır. İnsan vücudunda da hücreler bölünmektedir. Bölünürken bir kısmı bozunuma uğramaktadır. Vücutta bozulan hücreyi tamir eden bir mekanizmanın olduğu, tamir edilmezse de yok edildiği açıklanmaktadır. Ancak virüslerin, insan vücudunda olduğu gibi böyle bir tamir ve yok etme mekanizmasının olmadığı, dolayısıyla mutasyona yani bozunuma uğrayan virüsün de insandaki bir hücreye yapışma olasılığının oluştuğu belirtilmektedir. Bunun belli olasılıklarla gerçekleştiği beyan edilmektedir.

Virüslerin mutasyona uğrama olasılıklarının on binde bir olduğu; diğer anlamda bir virüsün on bin kez bölündüğünde, bozunuma uğradığı bilinmektedir. Özellikle hayvanlarda bulunan virüslerin insanlara sıçraması, ancak mutasyona uğradıktan sonra gerçekleşmektedir. Bunun için de hayvanla temas veya hayvanın çiğ yenmesi koşulunun oluşması gerekmektedir.

 

Transformasyon Nedir?

 

Transformasyon; dışarıdan virüs gibi bir DNA parçasının, bir hücrenin içine girerek onun genomuyla bütünleşmesi sonucu, hücrede gerçekleşen genetik değişiklik şeklinde tanımlanmaktadır. Serbest DNA parçalarının ancak bakteri, mantar ve bitki gibi yapıların belli özelliklerdeki hücrelerine girebileceği, hayvanlarda ise bunun bazı koşullarda mümkün olacağı tıbbi yazılarda bildirilmektedir. Hayvan hücrelerinde gerçekleşen transformasyon ise transfeksiyon olarak isimlendirilmektedir. Tüm bunların laboratuvar ortamında oluşturulmasının ihtimal dâhilinde olduğu bilinmektedir.

 

Korona ve Diğer virüsler

 

Bazı uzmanlara göre korona (covid-19) vahşi bir virüstür. Yılan ve yarasa gibi hayvanlarda bulunmaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi genel olarak bir virüsün hayvandan insana geçemeyeceği belirtilmektedir. Ancak virüs mutasyona yani değişime uğrarsa insan hücresine geçebileceği diğer bir ifadeyle sıçrayabileceği vurgulanmaktadır. Özellikle Çin gibi ülkelerde bu tür hayvanlar (yılan ve yarasa) gıda olarak kullanılınca, hayvanda bulunan virüsün mutasyonu sonucu insana geçmiş olabileceği açıklanmaktadır. Ancak bilim insanları; virüslerin pişirilmeye ve kaynatılmaya dayanıklı olmadığını ayrıca ölü virüslerin de hastalık yapmayacağını bildirmektedir. Virüslerin, gıdaların taşınma veya yemek için hazırlanma aşamalarında, temastan dolayı insana bulaşmış olabileceği tahmin edilmektedir.

İnsanoğlu avcı ve toplayıcı yaşamdan sonra yerleşik hayata geçince, bulaşıcı hastalıklarda da artışın gerçekleştiği, değişik kaynaklarda belirtilmektedir. Özellikle hayvanlarla yakın yaşamın, nice hastalıkların nedeni olduğu da ifade edilmektedir. Buna nüfus artışı da eklenince, mikroorganizmaların yaşayacakları ve çoğalacakları alanlar oluşmuş oldu. Bu noktada birçok hastalık da insanda ortaya çıkmış oldu. Örneğin kızamığın sığırlardan ve köpeklerden; sıtmanın da kuş ve maymunlardan geçtiği bulundu.

 

Mutasyon mu Laboratuvarda Transformasyon mu?

 

Yazının başında da ifade edildiği gibi bilim insanları, korona (covid-19) virüsünün laboratuvar ortamında üretiminin küçük de olsa ihtimal dâhilinde olduğunu ancak bununla ilgili yeterli delillerin olmadığını ifade etmektedir. Ayrıca virüsün zaten bilindiği de belirtilmektedir. Yani covid-19’un bilinen korona virüs ailesinin dönüşmüş hali olduğu vurgulanmaktadır. Mutasyon olasılığı ise daha güçlü tez olarak durmaktadır.  Gerçekten de daha önce de birçok defa vurguladığım gibi dönüşüm doğanın en etkin ve kimi zaman da en acımasız yasasıdır. Bundan etkilenmeyen hiçbir şey yoktur. Kimilerine göre yasa maddi dünyanın en üstün yasasıdır. Sadece maddi alanı değil maddi olmayan alanı da etkilemektedir. Çoğu zaman kavramların içi boşaltılmıştır gibi söylemleri sıkça duyarız. Bu da bana göre dönüşümdür. Belki de tıbbi tabirle mutasyondur.

Bu tür virüslerin laboratuvar ortamında üretimine gerek var mıdır? Bunların üretimine olanak sağlayan koşullar zaten insanoğlu tarafından doğada oluşturulmamış mıdır? Zira doğa tüm zamanların en fazla bozunumuna uğramıştır. Bozunum da gittikçe artmaktadır…

Bir taraftan yaşam birileri için kolaylaştırılmaya, ömür uzatılmaya çalışılırken bir taraftan da bazıları türlü yokluklar içerisinde, yaşam mücadelesi vermektedir. Bozunum ise geri dönüşsüz ilerlemektedir. Bununla birlikte kaynaklar tükenmekte, çevre de kirlenmektedir. Beklenen kaos yavaş da olsa gelişmektedir…

Bu kadar kargaşa ve karmaşanın sonucunda daha ne beklenebilirdi ki? Yurtlarından edilmiş milyonlarca insan, güçlünün egemenliğine dayanan anlayışların dünyadaki etkinliği sonucunda artan zulüm ve niceleri, daha nasıl bir sonuç doğurabilir ki? Ne bekleniyordu ki? Bununla birlikte çevre, ister maddi manada isterse de diğer manalarda kirlenince, bunu kirleten insan da nasıl temiz kalabilir ki?

Dünyadaki tüm olumsuzlukların sonucu; kargaşa ve karmaşadır. Ayrıca artan nüfusla birlikte yaşam alanları da daralınca, yaşam da mekân da hatta insan da her açıdan kirlenmektedir. Hastalıklar da pek tabi olarak gelişmektedir. Daha nice benzer sonuçlar da kendiliğinden oluşmakta, üstelik de beklenmektedir. Eski ancak içindekileri eskimeyen kitaplarda buna benzer pek çok sonuçlar bildirilmektedir. Onlara göre çözüm; özü korumak, düşkünü ve doğal dengeyi gözetmektir…

Tüm bu sonuçlar tek bir yasaya dayanmaktadır. Onun sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Buna ister mutasyon; ister transformasyon, ister bozunum, isterse de entropi deyin; hepsi aynı kapıya çıkar. Son tahlilde herkes ektiğini biçer; su bile belli bir süre sonra kendi mecrasında akar…

 

Hoşça kalın…

 

Not: Yazının hazırlanmasında, farklı uzmanların görüş ve düşüncelerinden yararlandım. Hepsine teşekkür ederim…

Gürkan Ofis Mobilyaları