KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


‘KORUYUCU AİLE’ OLMAK İSTEMEZ MİSİNİZ?

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili DOSTLARIM;

Bugünkü yazımda sizlerle çok kutsal ve ülkemizin geleceği açısında son derece önem arz eden bir konuyu mercek altına almak istiyorum…

Çocuk Hakları Bildirgesi’nde de yer alan

‘Her çocuğun bir aile ortamında büyüme hakkını sahiptir.’

İbaresi ne yazık ki bütün çocukları kapsayamıyor…

Çünkü çeşitli nedenlerden dolayı bir çocuk bir aile ortamında büyüme hakkını kullanamıyor…

İşte bu süreçte devlet çocukların bu haklarını kullanabilmelerini sağlamakla yükümlüdür.

Dostlarım devletimizin bu sorumluluğunu yerine getirirken uyguladığı hizmet modellerinden biri de ‘Koruyucu Ailelik’ tir.

‘Koruyucu Aile’ ise bu çocuklarımızın aile ortamında sevgi ile büyümelerine,

Biyolojik ailesi,

Okulu ve çevresi ile ilişkilerini sağlıklı bir şekilde sürdürmelerine,

Ve dahi bütün bu süreçte onlara destek olmaya uygun ve istekli olan aile veya kişilere deniliyor…

Koruyucu Ailelik bir evlat edinme yöntemi değil erenler…

Yani sıkça karıştırıldığı için yetkilere sordum;

‘Evlat Edinme’ biyolojik aileleri ile yaşama şansını kaybetmiş çocuklar için uzun süreli,

İstikrarlı bakım sağlanmasıdır.

Evlat edinmede aile hukuksal bir süreci tamamlayarak mahkeme kararı ile velayet hakkını alıyor ve çocuk ailenin soyadını taşımaya başlıyor…

‘Koruyucu Ailelik’te ise yarenlerim;

‘Koruyucu Aile’ kısa veya uzun süreli olarak çocuğun bakım, yetiştirme ve eğitim sorumluluğunu devlet ile paylaşmak oluyor…

Çocuğun velayet hakkı biyolojik ailesinde kalmaktadır.

Ailenin herhangi bir nedenle vasi olamaması halinde,

Vasi kurumca belirlenen bir kurum görevlisi oluyor…

Görüldüğü gibi ‘Koruyucu Aile’lik bir evlat edinme yöntemi değil…

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığınca yürütülen ‘Koruyucu Aile’ uygulaması veya bakımı,

Belirli bir sebeple ‘Öz Ailesi tarafından bakılamayan’ ve ‘Evlat edindirilemeyen’ çocukların himaye edilmesini ya da koruma altına alınmasını ifade etmektedir.

‘Koruyucu Aile’ bakımına muhtaç çocuğun sağlıklı gelişimi açısından öz ailesi ile bağının sürmesinin gerekliliği ilkesi uyarınca bu uygulama, geçici süreli bir hizmet olarak öngörülmektedir.

Zihinsel,

Bedensel ya da psikolojik sebeplerden,

Ekonomik imkânsızlıklardan;

Ya da boşanma veya ölüm gibi durumlardan ötürü aile bütünlükleri sona erebilmektedir.

Çocukların doğal yetişme ve gelişme ortamını ortadan kaldıran bu türden durumlarda,

Öz ailenin şartları iyileşinceye kadar başka bir ailenin yanında çocukların bakımlarının sağlanması geçici bir tedbir olarak öngörülmektedir.

5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa göre, “bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuk/lar” bu türden bir korunmaya ihtiyacı olan çocuklar olarak belirlenmiştir.

Sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak ortaya çıkan koruyucu aile uygulaması,

Yalnızca ülkemizde değil,

Bütün dünyada muhtaç çocuklar açısından tercih edilen bir bakım ve himaye hizmeti olarak geliştirilmiştir.

Bu uygulama, içinde bulunduğumuz çağın dönüştürücü sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel dinamikler ile çözülmeye uğrayan aile sosyolojisini muhafaza etmeye dönük stratejik bir hizmettir.

Özellikle kentleşme olgusu üzerinden dönüşüme uğrayan bu yeni sosyolojik evrende bir bütün olarak aile değerini muhafaza etmek suretiyle çocuğun korunması amaçlanmaktadır.

Dostlarım hiç kuşku yok ki,

Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın,

Toplumsal yaşam içinde sağlıklı bireyler olarak yetişip,

Gelişebilmelerinin temel şartı,

Öz aile ortamlarının doğal yapısı ve sıcaklığının muhafaza edilmesidir.

Ancak öz aileleri yanında yetişme ve gelişme imkânını bir şekilde kaybeden çocukların koruyucu aile ortamının sıcaklığına kavuşabilmeleri adına bu uygulama çok büyük önem arz etmektedir...

‘Koruyucu Aile’ uygulaması,

Bu imkânı kaybetmiş olan çocukların topluma yeniden kazandırılması adına önemli bir misyon icra etmektedir.

Bu uygulama erenler;

Çocukların bir birey olarak gelişimi ve kişiliğinin yapılandırılması açısından doğal-zorunlu bağlamı ifade eden aile ortamının ikame edilmesini de ifade ediyor.

‘Koruyucu Ailelik’ öz ailelerinde yetişme imkânını bir şekilde yitiren çocukların onları bu travmatik duruma iten faktörlerin duygusal açıdan yaralayıcı ve örseleyici etkilerini yok edici bir tedbir olarak kurumsallaştırılmıştır.

Çocuğun; bir birey olarak toplumsal bünyeden soyutlanmasını önleyici nitelikteki bu tedbir,

Aile ortamının sıcaklığında güvenli ve öz-güvenli biçimde çocukların bireysel gelişiminin teminatını oluşturacaktır.

Bu uygulama, çocukların yalnızca maddi ihtiyaçlarının giderilmesi açısından değil,

Duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanması ve psiko-sosyal gelişimlerinin sağlıklı biçimde gerçekleşmesi için de çok çok önemlidir.

‘Koruyucu Aile’ bakımı, çocuğun aile ya da koruyucu aile ortamı olmaksızın sosyalleşme sürecinin ortaya çıkarabileceği muhtemel tehlikeleri de bertaraf edecektir.

Bugün bütün dünyanın gözleri önünde,

Doğdukları coğrafyalarda hayata tutunma imkânını tümüyle yitiren yüz binlerce aile ve çocuğun trajik dramlarına tanık oluyoruz.

Özellikle civarında bulunduğumuz coğrafyayı kasıp kavuran kitlesel şiddet,

Savaş,

Ekonomik yoksunluklar ve beraberinde gelen zorunlu göç,

Ailelerin parçalanmasına ve çocukların kimi zaman korumasız biçimde istismar riskine açık hâle gelmesine yol açıyor.

Bölgeyi esir alan yıkıcı kaostan çıkabilme adına her şeyini terk ederek göçe mecbur kalan mülteci aile çocuklarının binlercesinin Avrupa’da kaybolduğu ya da akıbetinin bilinmediği kaydediliyor.

Ayrımsız biçimde dünya çocuklarının hak ve hukukunun gözetilerek himaye edilmeleri,

Uygun bir aile ortamında yetişebilmeleri ile

İnsanlığın kendi geleceğini teminat altına alabileceğinde kuşku yoktur.

Sonuç olarak yarenlerim;

Geleceğimizi teminat altına alabilmek adına

‘Koruyucu Aile’ uygulamasının yalnızca çevremizle değil,

Çok daha geniş ölçekli biçimde risk altındaki bütün dünya çocuklarını da kapsayacak biçimde genişletilmesi adına;

Güçlü bir ulusal farkındalığın oluşturulması çok önemli…

Bunun içinde herkese çok ciddi görevler düşmekte erenler…

25 yaşını geçmiş ve sabit br geliri olan herkesin ‘Koruyucu Aile’ olabileceğini düşünürsek öncelikli görevimiz “Evimizde bir çocuğa yer açma imkanımız nedir?” sorusuna cevap bulmak olmalı…

Sonrasında ise bıkıp usanmadan hayatında bir çocuğa daha yer açabileceğini düşündüğümüz insanlara bu uygulamadan bahsedip; onları ‘Koruyucu Aile’olmaya ikna etmek olmalıdır…

Dostlarım;

Alemlerin efendisi peygamberimiz Muhammed S.A.V’ de ‘Koruyucu Aile’ yanında büyümüş bir insan ve amcası ile eşinin de bire ‘Koruyucu Aile’ olduğunu düşünecek olursak

Bu işin önemini çok daha iyi idrak etmiş oluruz…

Evimizde soframızda bir yetime,bir yoksula yer açmanın

Hanemizi ne derece mucizevi güzelliklerle dolduracağını hiçbir zaman aklımızdan çıkarmayalım…

Ayrıca devletimizi bu çocukların her türlü giderini karşılamak adına ailelere azımsanmayacak bir miktarda maddi destek de sağlıyor…

Ve evin annesi şayet talep ederse asgari ücret üzerinden onun SGK primlerini de yatırarak onun emeklilik hakkı kazanmasına destek veriyor…

Yani bu çocuklar ailemize katıldığında bütçenizden olağan üstü harcamalar yapmamız gerekmiyor….

Tek amaç ailesinin yanında yetişme imkanını kaybetmiş olan bu yavrucaklara aile sıcaklığını hissedecekleri bir ortam sağlamak…

Şimdi hepimiz görev başına yarenlerim…

Gelin hayatımızda bu çocuklara yer açıp cenneti bu dünyada garantileyelim…

Gürkan Ofis Mobilyaları