KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 16.3.2019 00:00:02 / 1356okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli arkadaşlar, literatüre göre küreselleşme; ilk defa 1833 yıllında W. Foster adındaki İngiliz iktisatçı tarafından yazılan bir makalede kullanılmıştır. Günümüzdeki anlamında kullanılması ise daha yakın bir zamanda gerçekleşmiştir. İlk zamanlar, salt ekonomik anlamda kullanılması dolayısıyla, kavram üzerinde daha çok ekonomistler görüş ve düşünce beyan ederken; günümüzde pek çok bilim insanı, yazar ve düşünür de konuyla ilgili görüş ve düşüncelerini ortaya koymaktadır. Kavram hakkında yazılmış, bir çok makale ve kitaplar da mevcuttur. Hala da pek çok uzman, bu konuda bilimsel ve düşünsel faaliyetlere devam etmektedir. İnternette de konuyla alakalı, oldukça fazla yayınlara ve yazılara rastlamak mümkündür.

Küreselleşme; tüm dünyadaki mal, hizmet ve sermeye hareketliliğinin artmasına bağlı olarak; ulusal ekonomilerin dünya piyasalarına dâhil olmasıyla sonuçlanan, ekonomik bütünleşme hareketi olarak tanımlanmaktadır. Ekonomik bütünleşmeyle birlikte son zamanlardaki iletişim olanaklarının da artmasıyla, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan milletlerin ve devletlerin aralarındaki etkileşim de artmıştır. Bu etkileşim, milletleri ve devletleri karşılıklı olarak bağımlı hale getirmiştir. Dolayısıyla ekonomik bir faaliyet olarak ortaya atılan bu kavrama bağlı olarak gelişen küreselleşme hareketi, ekonomik alanın sınırlarını da aşarak tüm dünyayı sosyal, kültürel ve siyasi açıdan etkileyen bir süreç haline dönüşmüştür. Bu açıdan küreselleşme, sadece ekonomik alanı etkileyen bir hareket olmanın dışında; günümüzde milletlerin sosyal, kültürel ve diğer birçok özelliğini etkileyen bir hareket haline evirilmiştir. Dünyanın herhangi bir yerinde üretilen bir ürünün veya hizmetin, bir başka yerinde de çok rahat satılması, satın alınması artık mümkün hale gelmiştir. Şirketler de bu manada dünyanın pek çok yerinde kurdukları pek çok fabrikalarla, hizmet ofisleriyle tüm dünyayı pazar kabul eden bir anlayış içerisinde, faaliyetlerini sürdürmektedir. Ayrıca insanlar; elektronik ticaret yoluyla da internet üzerinden, istedikleri yerden, istedikleri mal ve ürünü hatta hizmeti alabilmektedir.

Günümüzde,dünya genelinde yapılan ticaretin yaklaşık %10´unun elektronik ticaret yoluyla yapıldığı; 2018 yılında küresel perakende satış içinde elektronik ticaretin hacminin 2,5 trilyon dolara yaklaştığı; 2020´de ise hacmin 4 trilyon dolara ulaşmasının beklendiği dikkate alındığında; küreselleşmenin ekonomik sonuçları daha net anlaşılmaktadır. Bu rakamlar gerçekten büyük ve ciddidir. Dünyadaki pek çok ülkenin GSMH´den de daha büyüktür. Bunu dünyayı bir köy gibi kabul ederek, tek bir pazar haline dönüştürmeye çalışan küreselleşme anlayışı gerçekleştirmiştir.

Değerli dostlar, ekonomik olarak bir köy haline dönüşen dünya, sosyal açıdan da değişime ve dönüşüme maruz kalmaktadır. Ticaretle birlikte milletler ve kültürler arası etkileşim de artmaktadır. Neticede, toplumlarda hızlı bir değişim ve dönüşüm de kaçınılmaz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu da yerel kültürlerin, egemen kültürler karşısında varlıklarını sürdürmede, bazı sıkıntıların doğmasına ve onların var olma çabası içerisine girmelerine neden olmaktadır. Ancak günümüzde, teknolojik gelişmeyle birlikte maddi zenginliğe de bağlı olarak ortaya çıkan egemen kültürlerin, yerel kültürler karşısında çok etkin oldukları da söylenebilir. Bakalım bu durum nereye kadar devam eder? Bu noktada, dünyada tek kültürlülüğe doğru bir eğilim, giderek kendini daha fazla hissettirmektedir. Tüm bu gelişmelere rağmen yine de dünyada kültür çeşitliliği devam edecek mi bunu zaman gösterecek. Bunu gelecek belirleyecek. Gelecek derken burada fiziksel zaman kastedilmemektedir. Zamanla gelişen koşullara bağlı olarak, belki de insanlık veya onun kaderi etkin olacaktır. Bakalım hayırlısı…

Değerli arkadaşlar, tüm dünya tek bir yapıya doğru giderken; iletişim olanakları genişleyip haberleşme de artarken, sosyal medya da bu konuda tüm hızıyla yaygınlaşırken; zaman zaman insanoğlu nereye gidiyor diye sormaktan da insan kendini alamamaktadır. Daha çok iletişim, pek çok konuda daha çok alternatifli seçim, daha çok ekonomik olanaklar; nihayetinde bireysel olarak daha çok yalnızlaşmayı da beraberinde getirmektedir. Bu da madalyonun başka bir yüzü olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumların özelliğini belirlemede, binlerce yılda gelişerek ortaya çıkan, özgün karakteristik toplumsal değerler yerine, küresel değerler yaşamda egemen olmaya başlayınca, toplumsal yapı da ister istemez değişime maruz kalmakta veya dönüşüme uğramaktadır. Bu durumda, toplumlarda değişim ve dönüşüm ile birlikte, aynı zamanda kültürel bir rekabet alanı da etki tepki yasası gereği, kendiliğinden doğmaktadır. Ayrıca, bir toplum farklı bir kültürün egemenliği altına girince, kendi özgün değerlerinden de sapmalar ister istemez yaşanmakta; bu da sosyal değişime ve dönüşüme hatta kültürel manada dağılıma da neden olmaktadır. Bu durumda, toplumda önemli değişimler sergilemekte; bireyler de yeni duruma bir taraftan uyum göstermeye çalışırken, bir taraftan da geçmiş kadim değerlerini korumaya çalışmaktadır. Ancak her şeye rağmen, kültürel alanda bir dağınıklık da maalesef yaşanmaktadır. Bu dağınıklık, aynı zamanda bireysel yalnızlığı da beraberinde getirmektedir. Artık yeni toplumsal yapıda, herkes bireysel ve herkes farklı gibi bir algı da ortaya çıkmaktadır. Bu yapıda, geleneksel aile yerine daha küçük aile anlayışı benimsenmekte. Ninelerin ve dedelerin bulunduğu ailelerin yerini, ninelerin ve dedelerin olmadığı çekirdek aileler almaktadır. Sonuçta geleneksel yaşam anlayışının etkisini yitirmesine de bağlı olarak ortaya çıkan modern yaşam anlayışı ile birlikte; aile bireylerinin sayısı azalmaya, nüfus artmaya ancak insanlar ise yalnızlaşmaya başlamaktadır.

Değerli arkadaşlar evrenin genel yasalarından olan entropi yasasına göre; bir sistemin enerjisi veya bir toplumun rızkı artarsa orada dağılmalar başlar veya sosyal tabirle bireysellik artar. Zira orada yeterince ve herkese yetecek kadar enerji yani rızık vardır. Bu konuda, kimse kimseye muhtaç değildir. Yeterli enerji ve rızık olmazsa da bu sefer muhtaçlık başlamakta, sistemi oluşturan yapılar veya bireyler de varlıklarının devamı için bir araya toplanmaya çalışmaktadır. Bu doğanın en temel yasalarından biridir. Böyle de bilinir. Meseleyi sadece enerji veya rızık açısından değerlendirirsek, ortaya böyle bir tablo çıkmaktadır. Ancak burada başka bir parametre daha bulunmaktadır. İnsanoğlu sosyal bir varlık. İletişime, sevgiye, saygıya ihtiyacı olan bir varlık. Bunlara muhtaçtır. Kaldı ki iletişimin, sevginin, saygının olmadığı yerde gelişme de olmaz, ilerleme de. Bu açıdan enerji yasasına göre bir sisteme giren fazla enerji, her ne kadar sistemi ayırmaya, dağıtmaya yani sistemin düzensizliğini (entropisini) artırmaya çalışırsa da insanoğlu buna rağmen yeni vaziyet alabilir. Bu etkiyi sıfırlayamazsa da en aza indirebilir. Bunun için ne yapması gerekir diye sorulursa, her şeyden önce irade ortaya koyması gerekir denir. Ayrıca geçmiş yapıları ve geleneksel değerleri de anlaması gerekir. Geçmiş ve geleneksel değerler bir toplumu o toplum yapan unsurlardır. Çok geçmişten gelmektedirler. Doğaldırlar aynı zamanda da kadimdirler…

Değerli arkadaşlar, seçim bizim yani insanlığın. İster bunu, isterse de diğerini seçebilir. Kendine kalmış. Yaşamda etkin ve egemen fiziksel yasalar olsa da insanoğlunun önünde seçenekler de var. Seçme hakkı ve iradesi de… Nihayetinde evren, tek boyutlu bir anlayıştan ziyade çok boyutlu yaşama olanak tanıyan bir yapısı ile karşımızda durmaktadır. Bunları da bilmek gerekir, pratik yaşama da egemen kılmak gerekir.  Bunun için de yukarıda da ifade ettiğim gibi irade ortaya koymak, çaba sarf etmek, emek vermek, belki de direnmek, belki de erinmemek gerekir diye düşünüyorum.

 

Bugün de hepinize selam vermek gerekir diyorum…

 

Not: Sümer Lisesinden sınıf arkadaşımız, Matematik Öğretmeni Kürşat Hamurcu´nun vefatı dolayısıyla kendisine Allah´tan rahmet, tüm sevenlerine ve yakınlarına da baş sağlığı diliyorum…

 

Anahtar Kelimeler: KÜRESELLEŞEN, DÜNYA, YALNIZLAŞAN, SİMA
Yazarın Diğer Yazıları
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
25 Mart 2019 Pazartesi
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL