KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


MEĞER BEN ÇOK YALNIZMIŞIM

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Bilinç altının büyük bir kısmını ele geçiren yalnızlıktır. İnsanlarla bir arada olsan da, sevdiklerinle vakit geçirsen de kendini inanılmaz yalnız hissediyorsun. Çoğu zaman bu duygu seni yiyip bitiriyor. Etrafında koca bir kalabalık var ama sen kendini oracıkta tek başına hissediyorsun. Kimsenin seni anlamadığını düşünüyor, kendi köşene çekiliyorsun.

Aslında değer verdiğin, samimiyetine inandığın insanlar var. Fakat kimse seni anlamak istemiyor gibi geliyor. O yüzen içinde yaşadığın çekişmelerden kolay kolay kimseye bahsedemiyorsun. Kendi  başına kalıp çözümler aramaya çalışıyor, fakat zorlanıyorsun.

İnsan bazen duyguları ile başa çıkamayacak hale gelir. Sanki dünyayı omuzlarına almış gibi bir histir bu. Sende son zamanlarda böyle hissediyor gibisin. Fakat etrafında seni seven bir sürü insan var. Eğer sen bir adım atarsan onlar sana iki adım gelecek emin olabilirsin. Denemekten zarar gelemez. Düşe kalka yaşayacaksın bu hayatı. Ve düştüğünde yanında olanlarla yoluna devam et.”

 

Sevgili dostlarım;

Geçen Pazar uzun zaman sonra sınav stresini noktalamış (LGS ve YKS) huzurlu bir aile olarak evimizde güle oynaya vakit geçirdik.

Uzun zaman sonra üzerimize düşeni yapmış olmanın huzuru ile kaliteli zaman geçirip,

Aile içi sohbetlere yoğunlaşırken küçük kızım Ela sosyal medya da yer alan bir anket uygulamasını cevaplamamı rica etti.

O kadar içten bakışlarla istedi ki kırmadım doğrusu…

Normalde böyle şeylere asla itibar etmem ve itibar edenleri de küçümserim…

Yalan haram durum bu!

Ama söz konusu can parem Ela’ cım olunca sorularına içtenlikle cevap verip,

Gösterdiği resimleri  dikkatlice inceleyip karar verdim …

Ve anketin sonunda yukarıdaki değerlendirme ortaya çıktı.

Beğenmediğiniz android içimdeki gizli yalnızlığı ortaya çıkardı.

İlk etapta çıkan sonuca ailece gülüp,

Dalga geçtik…

Hatta büyük kızım Saadet Ezgi:

 “Vahhh…

Babacığım meğer içinde ne fırtınalar kopuyormuş da haberimiz yokmuş” sözleri ile ortaya çıkan durumla  kendince  alaya aldı.

Evet güldük eğlendik de !!!

İçten içe “Acaba mı?” diye kendi kendime sormadan da edemedim.

Sonuç yazısını kendi telefonuma aktarıp defalarca okudum yarenlerim.

İlk bakışta son derce basma kalıp,

Hatta sıradan,

Dahası klişe cümleler gibi gelse de;

Biraz durup düşününce;

Gerçeklik payı var gibi geldi erenler.

Evet dört bir yanım insan dolu olmasına karşın;

Kendimi gerecek manada mutlu – huzurlu  ve güvende hissedemiyorum.

Kayseri kendi şehirim.

Doğup- büyüdüğüm,

Baba ocağım,

Ana kucağım…

Lakin yeniden taşınıp geldiğimiz 2005 yılından bu yana kendimi bu şehre ait hissedemedim bir türlü.

Çok kolay da değil bu duyguyu dışa vurmak!

Öncelikle kibirli olmakla suçlanmak var işin içinde…

Sanırım yalnızım.

Çok fazla akrabam,

Eski dostum,

Aile efradım var bu şehirde…

Lakin güvenle sırtımı dayayacağım,

Günün her saati teklifsizce arayacağım,

Başım dara düştüğünde çağırmadan koşup gelecek çok az insan var.

Hatta kardeşlerim dışında ki onlarda yeterince meşguller,

Acil durum butonuna ismin yazacağım eşim dışında kimse yok gibi!

Ne kadar acı!

Ne kadar iç burkucu bir hal yarenlerim.

Ve ben bütün bunların ayrımına basmakalıp bir sosyal medya anketi sonrası varıyorum.

Evet ben yalnızmışım!

Yalnızım!!!!

Hem de kalabalıklar içinde yalnızlık çekiyorum…

Nezaketen katlandığım,

Mecburiyetten katlandığım,

Allah Korkusu’ ndan katlandığım onlarca insan var çevremde…

Samimiyetleri şüpheli,

Sözleri sığ ve altı boş,

Empatiden yoksun,

Bencil,

Ve dahi açgözlü…

Riyakar,

Fırsatçı …

Oysa ben bu hal ve tavırların sadece metropol insanına ait olduğunu düşünürdüm.

Ankara’dan kalkıp Kayseri’ye taşınmamızda biraz da bu duygu – düşünceler etkili olmuştu.

Fakat üzülerek fark diyorum ki ;

Ademoğlu burada da aynı…

Değişen sadece yaşam koşullarındaki ve sosyal yaşamdaki farklılaşma oldu.

Sırasında canım ciğerim dediğin en yakınındaki insanlar bile “önce ben” diyor…

Sözün özü “Ben Yalnızım” ;

Ve hangi yöne,

Hangi kişilere doğru adım atacağımı,

Kaç adım atıp,

Nerede duracağımı da bilmiyorum…

Bütün bu keşmekeş içinde Hamd Olsun güçlü bir Allah inancım,

Her daim umutvar olmak gibi bir hayat felsefem var.

Ve yine şükürler olsun huzur ve mutluluk dolu aile hayatım.

Sanırım bu fakiri güçlü kılan da bunlar.

Aksi halde çoktan tuzla buz olup buharlaşırdım.

Yine de insan hatırlanmak,

Önemsenmek,

Sevilip – sayılmak istiyor.

Lakin nezaketen,

Mecburiyetten değil.

Özden,

Yürekten…

Karşılıksız …

Riyasız…

Belki de bu da bir imtihan erenler!

Yaradan’ın

En zor sınavı

Tahammül gerek…