NE KADAR VE NEREDE KUANTUM?
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 10.1.2019 00:00:03 / 261okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, şimdiye kadar pek çok yazımda, hep klasik fizikten ve onun ilkelerinden, yasalarından bahsederek; bunların sosyal yaşamdaki yansımalarını ortaya koymaya çalıştım. Özellikle, sosyal yaşamı değerlendirme noktasında, bu yasaların önemine vurgu yapmaya çalıştım. Amacım da sosyal yaşamda meydana gelen pek çok olaydaki fizik yasalarının etkisini vurgulamaktı. Bu etkileri ortaya koymaktı. Ülkemizde bu tür yaklaşımlar zaman zaman yapılsa da çoğunlukla yapılmamaktadır. Dolayısıyla bu alana katkı sağlamaya çalışmaya gayret etmekteyim. Ayrıca hep birlikte zihinsel ve ruhsal olarak bir noktaya ulaşmaya da çaba sarf ediyoruz, uğraş veriyoruz. Buna, toplumsal olarak çok ihtiyacımızın olduğunu düşünmekteyim. Zaman zaman toplumsal ilişkilerde bunun zorunluluğuna yakından şahit oluyoruz. Bilim, ilim nerede? Bilim insanı kim? Ne kadar önemli? Bunlar kimin için? Kimin problemi? Bu hususlarda, toplumsal bir dağınıklık yaşıyoruz sanki. Toplumsal pek çok ilişkiler; para, ticaret ve makama kilitlenmiş durumda. Maalesef. Yeni bakış açılarına ihtiyaç duyulmaktadır. Hele de günümüzde…

Değerli arkadaşlar, bugün de yeni bir fizik anlayışı olan kuantum fiziğinin, bizim için ne anlama geldiğini ve bunun yaşam ile ilgili bağlantısının ortaya konması noktasında edindiğim bazı bilgileri, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Kuantum kelimesi Latince, Ne Kadar? Nice? Nasıl? Vb. anlamlarına gelen quantus kelimesinden türetilmekle birlikte, kelime manası miktar olarak ifade edilmektedir. Kelime ilk olarak, 1900 yılında Alman Fizikçi Planck tarafından kullanılmıştır. Kuantum fizik alanı; tüm fizik evrenin yasaları tamamlandı ve çözüldü diye düşünülürken ortaya çıkmış bir alandır. Bu alanın açılmasına vesile olan Planck´ın fizik alanındaki eğitime başlaması dailginç olmuştur. Üniversitede fizik okumak istediğinde, dönemin ünlü bir fizikçisinin; fizikte her şeyin keşfedildiğini, geriye çok az bir kısım kaldığını ifade etmesine rağmen, Planck hayalinden vazgeçmemiş ve ileriki yıllarda moleküler dünyanın pek de alışık olmadığımız, sıra dışı ilkelerinin varlığının anlaşılmasına vesile olan kuantum fiziğinin kapılarının açılmasına önemli katkı vermiştir. Bu da kaderin cilvesi gibi, sanki. Belki de kaderin kendisi. Kim bilir…

Siyah cisim ışıması olarak tanımlanan çalışması bir anlamda bu fiziğin doğmasına neden olmuştur. Enerjinin sürekli değil, kesikli halde diğer bir deyişle, kuantlardan yani paketlerden oluştuğu da ortaya konmuştur. Bu durum tıpkı bir musluktan akan suyu, uzaktan sürekli olarak görmemize rağmen, daha yakından bakınca onları damlacıklar şeklinde görmemiz gibi.  Planck´ın kuantum fiziğinin doğmasına neden olan çalışmasında, o zamana kadar ışığın bir dalga gibi davrandığı kabul edilmesine rağmen o, ışığın parçacık gibi de davrandığını tespit etmesi olmuştur. Bu durum ışığın bazen dalga gibi bazen de parçacık gibi davranması demekti. Buna ikili yapı da denmektedir. Bu ilke aynı zamanda, yeni bir mantık anlayışının da doğmasına neden oldu. Bilindiği üzere klasik mantıkta üç temel ilke vardır. Bunlar; özdeşlik, çelişmezlik ve üçüncü şıkkın imkânsızlığı ilkeleridir. Bu ilkeleri, örneklerle açıklayalım. Özdeşlik ilkesi: A, A´dır. Yani bir şey neyse odur. Çelişmezlik ilkesi:  A için, örneğin hem bir elma hem de elma değildir diyemeyiz. Üçüncü şıkkın imkânsızlığı ilkesi: Bir varlık (A) ilk iki şıktan başka bir üçüncü halde olamaz. Bir şey yani A, A´dır ya da değildir. Hem bir elmadır hem de armuttur diyemeyiz. Bunların dışında üçüncü bir seçenek de imkânsızdır. Ancak ışığın bu ikili yapısı, klasik mantık anlayışı içerisinde yer alan üçüncü şıkkın imkânsızlığı ilkesinin değişmesine gerekçe teşkil etmiştir. Bu değişimi savunan yine bir fizikçi olmuştur. Söz konusu fizikçi, kuantum fiziğinde belirsizlik ilkesi olarak anılan bir ilkenin de kurucusu Heisenberg´dir. Bu ilkeye göre; moleküler dünyada bir parçacığın hem yeri hem de hızı aynı anda, aynı doğrulukla ölçülemez. Görünen dünyada bu imkân olmasına rağmen. 

Değerli arkadaşlar, bu fizikte ilginç bir ilke daha var. Bu ilke, bu fiziğe özgüdür. Gözleyen ile gözlenen birbirinden bağımsız değildir. Bu ne demek? Bir olayı gözlerken, gözlem yapan da olayın bir parçası haline gelmektedir. Moleküler dünyada, bir parçacığı gözlemek için bir ışık göndereceksiniz diyelim. Bu ışık, söz konusu parçacığın davranışını etkileyecektir. Dolayısıyla kuantum dünyasında böyle bir ilişki yapısı ortaya çıkmaktadır.

Kuantum dünyasında daha başka pek çok yapılar söz konusudur. Bunları belki de ilerleyen zamanlarda kısmet olursa anlatmaya çalışırız. Aslında temel soru; bu fiziğin normal yaşama ve düşünce dünyamıza kattığı şeylerin neler olduğudur? Teknolojik olarak, pek çok şey kattığı da bir gerçektir. Lazer teknolojisi, tıbbi görüntüleme cihazları ile gelecekte daha çok kullanılacak olan kuantum bilgisayarlar bu fiziğin ürünlerinden bazılarıdır…

Bunların yanında kuantum fiziği, bazı temel düşünce sistemimizin değişmesine de neden olmuştur. Bunlar ise şu şekilde ifade edilebilir: klasik fizik anlayışı, moleküler dünyayı açıklayamamaktadır. Ancak klasik fizik olmasaydı da hiçbir fizik anlayışı da olmazdı! Bu da unutulmamalıdır. Makro dünya determinist, yani sebep ve sonuç ilişkisine dayalı bir yapı sergilerken, kuantum dünyasında böyle bir zorunluluk yoktur. Bu dünyada olasılıklar vardır. Bu dünyayı olasılıklar yasası yönetmektedir, denilebilir. Her ne kadar Einstein: Tanrı zar atmaz diyerek bu yapıya karşı çıkmışsa da Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar´a göre de: Tanrı zar atmasa da kullarına attıracaktır. Kaderin bir başka bir cilvesi ki bu fiziğe karşı çıkan Einstein´ın fotoelektrik etki ile ilgili çalışmasında; Planck´ın ifade ettiği ışık kaynaklarının değil ışığın bizatihi kendisinin kuantlaşmış olduğu ve ışığın foton denilen parçacıklardan oluştuğu tezini ortaya koyması; kuantum fiziğin gelişimini daha da ileri götürmüştür. Kuantum dünyasındabir varlık gözlenirken, bu varlık mutlaka değişime uğramaktadır. Klasik fizikte, gözlem dışarıdan yapılır. Yasalar bu şekilde belirlenir. Kuantum dünyasında, gözlem yapan da olayın bir parçasıdır. Gözlemcinin yaptığı hesabın içinde kendisi de vardır. Çıkın şimdi işin içinden… Bir buzdolabının kapağını kapattığınızda, lambası söner. Bu durumu yani lambanın sönük olma durumunu gözlemleyemezsiniz. Gözlemlemeye çalıştığınızda ise lamba yanar. Maddenin varlığı için bilinç olması gerekmektedir. Bilinç olmadan her şey soyuttur. Her şey birbirleri ile etkileşim içindedir. Evrende hiçbir şey birbirinden bağımsız değildir. Hiçbir iletişimi olmayan varlıklar arasında bile, bir ilişki yapısı vardır. Makro dünyada, bir şeyin miktarını siz belirleyebilirsiniz. Örneğin bir süt şişesinin, bir ekmeğin, bir uçağın ne kadar veya ne büyüklükte olacağını söyleyen bir doğa yasası yoktur. Ancak bir atomun çapı bellidir. Bu değiştirilemez. Kuantum dünyasında bunu belirleyen yasalar vardır. Buna da taban durumu denir. Kuantum alanında taban durumu da vardır.

 

Değerli arkadaşlar, kuantum fiziği henüz gelişim aşamasında. Bu fiziğin doğmasında ve gelişmesinde pek çok ülke bilim insanının katkısı vardır. Türk bilim insanlarının da…

Bilim denilen şey de zaten budur. Pek çok insanın emeği ve çabasıyla ilerler ve insanlığın fiziksel ve düşünsel dünyasına hitap eder. Onun ihtiyacını karşılar.

 

Şimdilik de bu kadar.

 

Hoşça kalın, kuantum da kalın ancak soğukta kalmayın…

Anahtar Kelimeler: KADAR, NEREDE, KUANTUM
Yazarın Diğer Yazıları
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
22 Ocak 2019 Salı
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL