NEREYE GİDİYORUZ?
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 4.12.2018 00:00:04 / 366okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, yukarıda sorulan soru çok bilindik ve çok sık sorulan bir soru olmakla birlikte, cevabı kişiden kişiye değişmektedir. Herkes bu sorunun cevabını, kendi bakış açısından, kendi penceresinden farklı şekillerde verebilmektedir. Daha doğrusu, herkesin kendine göre bir cevabı vardır. Benim de kendime göre bir cevabım olmakla birlikte; bugün ben bunu daha çok, termodinamik bakış açısından vermeye çalışacağım. Bizi takip edenler, bu bakış açısına aşinadırlar Ancak yine de tekrar edersek; termodinamiğin ikinci yasasına göre tüm doğal olaylar, kendi hallerine bırakıldıklarında, yüksek entropili yani daha düzensiz bir duruma doğru gideceklerdir. Başka bir ifadeyle, bu yasaya göre tüm doğal süreçlerin tek bir yönü var, iki yönü yok. Bu yön; varlıktan yokluğa, çokluktan azlığa, değerden değersizliğe, yaşamdan ölüme doğru giden yöndür. Tersi asla kendiliğinden gerçekleşemez. Burada, yasanın kesin hükmü var. Emir demiri keser. Bu yasa, öyle herhangi bir yasa değil, büyük ve evrensel bir yasa. Hatta bazı fizikçilere göre de evrenin en üstün metafizik yasasıdır. Yani fizik ötesidir. Bu yasa, aynı zamanda, her şeyin sonlu olduğunu ve yaşamın, kendi çizgisinde ilerlerken zamanla tükeneceğini yani son bulacağını ifade eder. Yasa; zaman, mekân ve maddeyi yatay düzlemde yönetirken, kimi düşünürlere göre de ezeli ve ruhi bir kuvvet tarafından yönetilmektedir.

Bazı yazılarımda da ifade ettim. Madem entropi yasası var, hiç mi bir şey yapmayacağız? Diye sorulabilir. Tam aksine, yasa olduğu için, çok şey yapmaya çalışacağız. Mevlana´nın dediği gibi yaşamak direnmektir. Yaşam, bu anlamda entropiye direnmek ile birlikte mucizevi de bir gerçektir. Yaşam, aynı zamanda entropiyi yönetmektir, yönetebilmektir ve onun daha da artmasını engelleyici tedbirleri de almaktır.  

Biz çocukken, Kayseri´de kamusal alanda, herhangi bir kimse, genel toplumsal değerlere aykırı veya toplum açısından yanlış kabul edilen bir hareket yaptığı zaman, büyükler onu uyarırdı. Uyaran, bu yanlış beni ilgilendirmez! Demez. Uyarılan da sana ne! Demezdi. Ayrıca, toplumda hiyerarşik bir yapı da vardı. Bu yapı, büyükten küçüğe doğru idi. Böyle bir kültür ve gelenek vardı. Bu kültür ve gelenek, sonra mahalle baskısı şeklinde tanımlanarak küçümsendi ve günümüzde de yok olma noktasına geldi. Artık kimse kimseye, bir şey söyleyemez hale geldi. İnsanımızın birbirine olan sevgisi de saygısı da giderek azaldı. Eskiden bu noktada belki mahalle baskısı çoktu lakin sevgi ve saygı da çoktu. Şimdi baskı yok, bırakın sevgiyi, toplumun birbirine saygısı da sanki yok denecek kadar az. Toplumun hemen hemen tüm katmanlarında ve özellikle de büyük şehirlerde…  

İstisnai durumlar olmakla beraber, eskiden ticari ilişkiler de bile, belli bir seviye gözlenirdi. Esnaf, müşterisine velinimet olarak bakar, müşteri daima haklıdır derdi. Müşteriler de ona göre davranırdı. Kayseri gibi ticaretin geliştiği yerlerde, alıcı satıcı ilişkilerinde ticari ilişki ile birlikte insani ilişkiler de gelişirdi. Zira alım, satım yaşam boyu devam eden bir faaliyet olduğu bilinen bir gerçekti. Bu, han ile hancı ilişkisi gibiydi. Anlık da değildi. Şimdi ise şehirleşmenin ve zenginliğin artmasıyla, özgün kültürel değerlerden de uzaklaşıldı ve bu bağlamda ciddi bir değişim de beraberinde geldi. Hâlbuki zenginliğin artması; bu sonucu, bu hızda, bu noktalara getirmeyebilirdi. Günümüzdeki zengin ülkeler, aynı zamanda özgün kültürel değerlerini koruyan ülkelerdir. O ülke toplumları, değerlerini sadece korumakla da kalmayıp onları, yeryüzündeki üstün değerler olarak da görmektedir. Hatta kimi batılı düşünürlere göre de kendi kültürel değerleri, insanlığın erişebileceği son değerler anlamına gelen tarihin sonu gibi çarpıcı ve simgesel ifadeler şeklinde ortaya konmaktadır.

Ben toplum bilimci değilim. Ancak yaşam tecrübelerimden de biliyorum ki bir toplumu oluşturan bireylerin toplum bilicinin oluşmasında, toplumu bir arada tutan değerler, etkin bir rol oynar. Bunlar adeta toplumu bir arada tutan yapıştırıcı gibidir. Toplum yapıştırıcılar sayesinde bir arada durur ve sürekliliğini korur. Termodinamik ifade ile bu durum; entropisi düşük, düzeni yüksek durumdur. Yapıştırıcılar ortadan kalkarsa; hacim ile beraber entropi de artarak, sosyal yapının kaotik bir duruma evirilmesi sonucu ortaya çıkar.

Bu durumu engellemenin çaresi nedir? Herkesin termodinamik bilmesi mi gerekir? Diye sorulabilir…

Değerli arkadaşlar, bu sorunun yanıtı hemen basitçe verilecek bir şey değildir. Öyle olsaydı, sorunlar hemen çözülürdü. Ancak şunu söylemek kolaydır. Hani derler ya her şeyin başı eğitim diye. Bence de öyle. Bu noktada eğitim, çok elzem. Ancak yeterli değil. Diğer bir ifade ile gerekli ancak yeterli değil. Eğitimle birlikte, elde edilen bilgi ve birikimlerin pratik yaşamda da etkin ve egemen olarak sürdürülmesi önemli bir husustur. Burada hem bireylere hem de kurumlara çok önemli vazifeler düşmektedir. Bireyler, öğrendiğine göre yaşama çabası içerisine girmeleri gerekirken, kurumların da bu çabaya destek olmaları ve buna göre önlem almaları gerekmektedir. Okulda başka, sokakta başka değerler ve gerçekler olmayacak; okulda öğrenilen değerler ve gerçekler, sokakta da etkin ve egemen olacaktır. O zaman, toplumu oluşturan değerler ve gerçekler, anlam kazanarak daha güçlü bir toplumsal yapı ortaya konmuş olacaktır. Aksi takdirde okul başka, sokak başka olursa; yüksek entropili yaşam da kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca yüksek entropili toplumsal bir yaşam, düzensizlikle birlikte toplumun geleceğe bakışı noktasında ümitsizliği de doğuracaktır…

 

Bu günlükte bu kadar. Sağlıcakla kalın. Sevgi ve saygıyla kalın. Ümitvar olun…

Anahtar Kelimeler: NEREYE, GİDİYORUZ
Yazarın Diğer Yazıları
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
22 Ocak 2019 Salı
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL