KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


SEVGİNİZİ ÇİÇEKLERE VERİN…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Eşref-i Mahlûkat olan biz ademoğulları;

Nice çirkinliği,

Nice gönül yıkıcılığı,

Ve dahi nice kötülüğü an be an yıkıyorken,

Bu güzel Cuma sabahında

Soruyorum size

“Gönlümüzü çiçeklere verme vakti gelmedi mi?

Bence geldi !

Hatta geldi de geçiyor bile…

Şimdi artık ruhumuzun kadranını çiçeklere serme vaktidir erenler…

Soğuğun – ayazın kırıp geçirdiği,

İliklerimize kadar üşüdüğümüz bu demlerde

İçimizi ısıtacak,

Yaşama sevinci aşılayacak,

Günümüzü güzelleştirip,

Umut dolu şarkılar fısıldayacak çiçeklerin enfes dünyasına davet ediyorum sizleri!

Çiçek huzurun ve güzelliğin adresi,

Çiçek sadakatin ve vefanın evi,

Çiçek bütün güzelliğin timsali,

Çiçekler tefekkürün zirvesidir erenler!

Bu doyumsuz Cuma sabahında,

Dileyin sizin de bir çiçeğiniz olsun gönül bağınızda!

Kiminize karanfil,

Kiminize gül,

Kiminize yasemin,

Kiminize fesleğen gelip yaran - yoldaş olsun!

Ya da soruverin yüreciğinize sizin çiçeğiniz ne olsun?

Ben fakirin çiçeği,

Ve dahi sözüm, muhabbetim Karanfil olsun!

Bakın hayatı çiçeklere yüklemiş altın dizler

Nasılda güzel anlatıyor benim çiçeğimi!

Sanki ben fakiri anlatır gibi…

Sen minicik bir saksıda karşılamıştın taze baharı.

Bense koskoca bir dünyanın yalnızı bir Aralık yetimiydim.

Ben pencere önlerinde yol gözleyendim.

Sen kokulu çiçekleriyle tüm güzellikleri çağırandın temmuz zamanı.

Ahir zaman düşleri çağırırdı bizleri civelek gülüşüyle!

Ben pencerelerin ta ötelerine yelken açardım, uçarı.

Hayal gemilerim vardı ipekten.

Rüzgârla savrulurdum gelinciklerin peşi sıra,

Ve unuturdum dünyayı gelip geçeni.

Seni kokunla tanıdım.

Sen kızıl kana batmış bir çiçek,

Ben unutulandım.

Sen küçük bir karanfil pencere önlerinde.

Bense maddeyi manaya aktaran yol gözleyen...

Senin adın karanfil...

Benim adım sonbahar, güz...

İlkbahara, yaza söyledim tüm şarkılarımı.

Kıskansa hin rüzgarlar pencere önü muhabbetlerimizi çalsa…

Hasretim yılların omuzuna çöküverse,

Aksa bütün ırmaklar birbirine,

Ve dahi Ziyâd gemileri yaksa da,

Seninle bir olur uçurumlarımız.

Vefa senin kokundur,

Bitip tükenmeyesi,

Kalası her daim gitmeyesi.

Tutkulu sevdamız,

Erciyes’in rüzgârı gibi karışırdı Ali Dağı’nın karına.

Sahipsiz ırak yollardan yürüsek sonsuzluğa diyordum.

Sen bir çiçeksin karanfil.

Kokularından sevdim seni, renginden bildim.

Pencere önlerinde bitmek bilmez bekleyişine şahidim bir de.

Sen küçük bir karanfil pencere önlerinde...

Ben yol gözleyenim,

Misafir bekleyenim ilahi alemden...

Hüzünlü göklerden üzerime yağan yağmur tanecikleri gibi

Her bahar üstüme yağıyorsun şebnem şebnem.

Yine dideler dökmüş birisi,

Ah edip ağlamış bak diyorum.

Türküler matem karasına bürünüp susuyor.

Sahipsiz bir caddede kaldırımlar ıslanıyor,

Göl oluyor birikintiler yürek yürek.

Tadımlık geceler var,

Hem bir de hüzünlü.

Sabaha ulaşamayan ne geceler var!

Gönül Bahçeme şebnemler düşüyor seher vaktinde.

Giyinmiş mavilerini menekşeler uyanıveriyor.

Seherin pusunu rahvan atlara yüklüyorum dar solukta...

Kederden vaktinden evvel dökülüyor yapraklarını erguvanlar.

Yok oluyor, bozuluyor baharın taze çehresi.

Yaseminler ağlaşıyor.

Zaman durmaksızın akıyor,

Habersiz!

Vefasızlık tozum tozum sarartıyor düşleri...

Zaman akıyor oluk oluk!

Sen küçük bir karanfil pencere önlerinde...

Ben yol gözleyen,

İlahi misafir bekleyenim.

Küçük bir karanfildin sen.

Ötelerden gelen sıcak bir yaz türküsü.

Grubun efsunlu tacıydın tarifsiz.

Kucağında gülün uyuması,

Toprakla suyun kavuşması gibiydi Gülzar’da.

Sen yasemin kokulu karanfil!

Sen kokulardan bir demet...

Sen pencere kıyısında el edensin âşıklara,

Vefanın huzur dolu gülüşüyle.

Sen gitmek dilersen kalmazsın,

Bir güz akşamı toplayıp gidersin feraceni.

Oysa ben gitmek dilersem, dumanım göğe çıkar.

Yaşamak kadar zor ölmek de...

Elemle, kederle yağmurun ıslattığı gözlerim kan ağlar.

Kimsesiz, biçare bir akşamın iniltisi olur ağlayışlarım.

Biçare tebessümüm donar kalır yüzümde.

Çiçek bahçeleri saklanır.

Sen küçük bir karanfil pencere önlerinde…

Ben ilahi misafir bekleyen, yol gözleyen.

Sen gidersen karanfilim, gidersin...

Durmaz gidersin bize el edip!

Biçare tebessümüm donar kalır yüzümde.

Toprak söyleşir, su dillenir...

Ellerim duaya değer, yüreğim semaya...

Dillerim söylemez olur yaz türküsünü.

Sabrın ince eli değmez olur yüreğimin en matemine.

Yüreğimin mahzeni daralır.

Kayalara vurur hüzünden dalgalarım.

Sen pencere önlerinin en güzeli...

Fal açan beyaz papatyalara inat,

Sensin yanı başım,

Türküm,

Yoldaşım.

Sen gidersen eksik kalır pencere önleri.

Yarım kalır türküm.

Silinir ezberimden tüm türküler.

Eksilirim.

Tutsak olur yüreğimdeki şarkılar.

Sen gidersen karanfilim pencereler karalanır, cumbalar çiçeksizleşir, perdeler harelenir.

Yürek hissizleşir!

Acı filizlenir!

Sen küçük bir karanfildin pencere önlerinde...

Ben ilahi misafir bekleyen

Ebedi sonsuzluk için…

Ben yol gözleyen

Rabbine kavuşma özlemiyle …”

Haydi takılıp dizelerin peşine

Kendimize çiçekler seçelim…

Sevgimizi,

Bağlılığımızı onlara verelim...

 

Gürkan Ofis Mobilyaları