KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

 Uğur ALTUNER
 editor@kayserihaber.com.tr

   


CEYHUN ÜSTEN


SIĞINIRIZ DUALARIN HUZUR DOLU LİMANINA…

NEŞTER – Ceyhun ÜSTEN


Sevgili Dostlarım;

Vakit akşam olunca,

Hüzünlü bir imbat rüzgârı eser inceden inceye avare yüreğime…

Hayat denen dar-ı dünya gömülünce karanlığa,

Yalnızlık arşın arşın bizi sarınca

Bir ürperti duyar ruhumuzun can evi.

Onun sevgi seline acıkır ruhumuzun en gizli yanları…

Günün hırçınlığı,

Zamanın aymazlığı,

Alır götürür bizi yalnızlığın ummanlarına…

İşte o zaman biliriz ki!

Gurbetteyiz ve ayrı düşmüşüz

Yaradan’dan…

Ve sığınıveririz bir anda duaların huzurlu limanına

Dualar alır bizi doru atının terkisine...

Hudutlar “Hoş geldin” derken güne,

‘Ferah Dualar’ kanatlanır yüreklerin can evinden.

Seherin keskin kılıcı iner tüm karanlığa.

Eskiyen cihan tazelenir,

Neşe bulur duaların efsununda.

Şefkat dolu yüreklerin sergilendiği,

Merhametin lavanta kokan sandukalardan çıkarıldığı

Kutlu saatler kurulur hayat ırmağında.

Tüm güzelliklerin önü açılır…

Lütfu’nun,

Keremi’nin

Şefkati kucaklar cümle mahlûkatı.

Cihan onun letafetine tazelenir.

Günler bilgelik çağına erişir duaların kucağında.

Ona gelişlerin içinde sevgi mayalanır.

Esenliği ile bezer ruhumuzu Yüce Yaradan…

Sarar bizi;

Onarır,

Sağaltır…

Rabbim

Sağır ve dilsiz günlere hapsolmuş umutlarımızı

Yeşertir yeniden…

İflas etmiş kalplerimizin kuytusunda

Hatırlanmayan şükürlerimizle

Yönümüzü döndürür kendine…

Sadakat vefasız,

Diller şükürsüz,

Merhamet firaridir beynamaz yüreklerimizde…

Kabul buyurur sorgusuz sualsiz

Yeter ki ona dönsün yönümüz,

Kıble bilsin özümüz…

Rabbim!

Tufan öncesi sabahlara uyanan bedenimiz yorgun, bitkin, bedbin…

Her sabah yeni baştan kurulan dünyaya,

Yeni baştan ömür elbiselerini giyinen gafil insanlığın

Sefil medeniyetinde uyukluyor ruhumuz...

Bir hazan elemiyle yürüdüğümüz yollara kar yağıyor Rabbim...

Hodbin yürekli adamlar kuşatmış iyilik bahçelerimizi.

Gül kokulu bahçelere hasretiz her dem

Bülbüller misali seni şakıdığımız...

Lütfunla bahçelerimize kerem et.

Tenha sokaklara,

Üşüten yalnızlık bağdaş kurup oturmuş.

Eşkıya haykırışlı ‘Arnavut Kaldırımlar’ sırıtıyor ardımızdan hayasız…

Günahları çoğalan caddeler raks ediyor,

Akşamı gecelere sarkıtan zaman acımasız ve düzenbaz...

Öfkenin mayınları tutmuş geçitleri

Hayrın şimşekleri yağmur getirmiyor…

Bilcümle yaşananlar şimdi bilmece artık.

Senin lütfun can katar canımıza.

Yatağında “Derman” diye inildeyen hastanın umudu,

Çalınacak kapısı yoksulun,

Yetimin yüreğini kuşatan şefkatin eli

Senin ülkenden esen rahmet esintisinin efsununa kilitlidir.

Yüzümüze kapanan bütün kapıların anahtarı yalnız sendedir Rabbim.

Duaların uğradığı evlerin saffeti çağırır huzuru.

Şehrin uğultusu kesilir,

Her şey güzellik adına,

İyilik adına yeni baştan can bulur…

Uykuların tatlandırdığı bir sabah vakti,

Çalmayan kapılar çalınır,

Unutulan mezarlara dualar rahmet olup yağar usulca.

Ruhumuzun düğmelerini manevi iklimine ilikleyen tüm güzellikler,

Lütfundan destur alıp,

Yürür günün üzerine.

Acılar diner.

Ayvalar yeniden çiçek açar.

Güneş, yavaş yavaş yüreklerin en onulmaz köşelerine iner.

Isınır gönül kafesi...

Efsane olan vefa görünür sonra.

Bütün hüzünlere hanımellerinin kokusu siner.

Rahmetin eli dolaşır üzerimizde.

Şüphesiz senin her şeye gücün yeter,

Şükürler olsun sana Allah'ım…

Bu mübarek cuma sabahında ve bütün sabahlarda

Hep yanımızda, yakınımızda olup bizi koru…

 

Gürkan Ofis Mobilyaları