SORUNSUZ BİR YAŞAM OLACAK MI?..
Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI
Tarih: 29.6.2019 00:00:03 / 697okunma / yorum
Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI

Değerli dostlar, yaşam süreci içerisinde insanoğlu hep huzur bulacağı, sorunlarının en az olacağı bir geleceği düşünür. Sürekli böyle bir zamanın geleceğini hayal eder. Hep yarının bugünden daha az sorunlu olacağını zanneder. Örneğin küçükken büyüyünce, okurken okul bitince, çalışırken de emekli olunca sorunlarının azalacağını veya ortadan kalkacağını ümit eder. Bir özlem böyle hep devam eder. Bu hayal ve özlem pek de boşuna değildir aslında. Zira zamanla bazı sorunlar ve sıkıntılar azalabilir hatta ortadan da kalkabilir. Küçükken, okurken veya çalışırken karşılaşılan problemler; büyüyünce, okul bitince ve emekli olunca azalabilir veya ortadan kalkabilir. Bu arada zamanda ilerler. Koşullar da değişir, yaşam da evrilir. Dolayısıyla hani derler ya zaman her şeyin ilacıdır diye…

Zamanla yaşanılan belli sıkıntılar da ortadan kalkabilir. Bazı sıkıntılar ortadan kalkmasa da zamanla alışkanlıklar da gelişebilir. Sıkıntıların etkileri de belki zamanla azalabilir. Allah kimseye dert vermesin! Özellikle de sağlık ve diğer ciddi sıkıntılar noktasında. Ümidimiz ve duamız hep bu yöndedir. İnsanız, yarının ne getireceğini bilemeyiz.  Yaşamda bizim açımızdan belirsizlik ilkesi hâkimdir. Yaşam yaşanmadan tahmin edilse de tam manasıyla anlaşılamaz hatta bilinemez. Yaşam bu hususta hep bir gizem barındırır. Aksi takdirde ümit yerine ümitsizlik daha etkin olur ve yapı da faklı olurdu.

Değerli dostlar, hep derim ya eskiler, yoklukla çok imtihan oldular diye. Dert söyletir bağlamında, yokluğun verdiği sıkıntıyla ilgili çok deyim söylenirdi. Rahmetli babacığım da bu konuda “Bir adama sormuşlar yokluk kaç gün? O da demiş 40 gün. Neden diye tekrar sorduklarında da adamcağız da alışırız demiş” derdi. Bu sözü çok tekrarlardı. Bu, zamanla sıkıntılara alışmakla ilgili ilginç bir Anadolu halk deyimi. Şimdikiler bilir mi? Pek sanmam. Zira şimdikilerin imtihanı biraz daha faklı gibi. Yokluk, hala ülkemizde kısmen de olsavar. Ancak eskisiyle kıyaslanacak bir yokluk da şükür yok. Yokluk aşılsa da alışılması zor olan sıkıntıların varlığı da bir gerçek. Dilerim kimsenin bu türden sıkıntıları olmasın…

Çocukları belli bir aşamaya gelmiş, evlenmiş ve barklanmış, bu hususta çok önemli sıkıntıları olmayan yaşlı teyzelerden ve amcalardan da zaman zaman biraz rahat edeceğiz artık derken, şimdide yaşlıkla birlikte hastalıklar da geldi, dediklerini de çok duydum. Genellikle ekonomik sıkıntılarını çözmüş olanlar bu türden şeyler söylerdi. Sanki onlar için dertler şekil değiştirmişti. Maddi sıkıntılar bitmiş ancak sağlık sıkıntıları başlamıştı…

Pek tabi olarak, bazı insanların hem ekonomik olarak hem de sağlık açısından pek fazla sorunları olmayabilir. Onlar genellikle şanslı insanlardır. Bu manada kader herkes için aynı değildir. Bunun arkasında yatan gerçekleri henüz tam olarak bilemiyoruz. Bilinse zaten kader olmazdı belki de. Burası da ayrı bir gizem muhtemelen de…

Değerli dostlar, daha öncede çok vurguladığım gibi evrendeki korunum yasalarına göre evrendeki tüm eşya ve enerji korunur. Bir halden diğer bir hale değişir, biçim değiştirir ancak kaybolmaz. Örneğin bugün kömür olan madde, yarın yanarak ısı, kül veya gaz haline dönüşebilir ancak kaybolmaz. Sadece biçim değiştirir. Evrenin yaratıldığı andaki madde ne kadar ise bu gün de aynı, evrenin sonunda da aynı olacaktır. Bu kanun, enerji içinde aynı,benzer şekilde çalışmaktadır.

Ancak bazı şeyler korunsa da bazı şeyler yoktan var edilmektedir. Buna en güzel örnek hep dediğim gibi entropidir. Entropinin faklı bir ifadesi olan örneğin karmaşa yoktan var olmaktadır. Ancak asla yok olmamaktadır. Yeter ki bir kez ortaya çıkmasın! Çıktıktan sonra yok olması imkânsızdır. Geriye dönüş yoktur. Onun için entropiyi fazla artırmamak gerekmektedir. İnsanoğlunda bazı duygular var ki bunlar yoktan var olur veya yok olur. Sevinçler ve üzüntüler zamanla ortaya çıkabilir veya zamanla da yok olabilir.

Demek ki evrende madde ve enerji gibi korunan büyüklükler yani yok olmayıp sadece şekil değiştiren büyüklükler, entropi gibi yoktan var olan ancak ortaya çıktıktan sonra bir daha yok olmayan büyüklükler ile sevinçler ve hüzünler gibi sonradan ortaya çıkan veya sonradan yok olan duygular da söz konusudur. Eski bilge insanlarımız sevinç ve hüznü aynı saymışlar. İkisinin de geçici olduğunu ifade etmişler…

Değerli dostlar, yukarıda fizik yasaları açısından kategorize edilen fiziksel büyüklükler ve diğer duygular gibi yaşamın içinde olan sıkıntıları da zamanla şekil değiştirenler, yoktan var olup da yok olmayanlar, yoktan var olup da sonradan yok olanlar şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Bu noktada, fizik yasalarının ortaya koyduğu yapıya benzer bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerçekten bazı sıkıntı ve dertler zamanla şekil değiştirirken, bazıları zamanla yok olmakta ancak bazıları da ortaya çıktıktan sonra hiç yok olmamaktadır. Hatta artmaktadır. En şiddetli olanlar da en son olanlardır. Özellikle sağlıkla ilgili ve diğer acılar bu türdendir.  Allah hepimizi bu tür dertlerden korusun. Eskiler derdin küçüğü ve büyüğü olmaz derdi. Dertler pek çok insanda farklı etkiler oluşturabilir. Kimine küçük gelen dertler, kimileri için de büyük olabilir. Birinin derdi de diğerine benzememekte. Ölülere göre de yaşayanlar her gün helva yemekte. Böyle bir yapının olduğu da gerçek olarak bilinmekte…

Değerli dostlar, yaşamda dertler olsa da güzellikler ve keyifler de mevcuttur. Hayatın bu boyutu da vardır. Külfet kadar nimet, dert ile birlikte devada da sunulmuştur. Bunları da görmek gerekir. Hüner yalnız tek boyuttan değil, farklı boyutlardan da bakabilmektir. Bu noktada, yaşamın sanatsal bir yanı da bulunmaktadır. Tüm mesele, açıları genişleterek; kıskançlıkları, bencillikleri ve benzeri duyguları daraltmaktır. Yaşamda, dünya kalıcı olsa da insanlar ve diğer tüm canlılar kalıcı değildir. Biri gelir biri gider. Tüm mesele güzel şeyler bırakabilmek, hatırlayan için de iyi insandı dedirtebilmektir. Keşke tüm insanlık bunu anlasa, Kızılderililerin ifadesiyle paranın yenecek bir şey olmadığını da keşfetse. Tıpkı parayı keşfettiği gibi, nerde!..

 

Hoşça kalın…

 

Anahtar Kelimeler: SORUNSUZ, YAŞAM, OLACAK
Yazarın Diğer Yazıları
KAHRAMAN TÜRK KAVMİ: ÖZBEKLER (16 Ekim 2019 - Çarşamba)
KAYSERİLİ EMİN AMCA (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
KAYSERİ LİSESİ (30 Eylül 2019 - Pazartesi)
ALINGANLIK ÜZERİNE (23 Eylül 2019 - Pazartesi)
BASKETBOL ŞAMPİYONASI VE ANIMSATTIKLARI (16 Eylül 2019 - Pazartesi)
ZAMANDA YAŞAMAK ZAMANLA ANLAMAK (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İNSANLAR, BAYRAMLAR VE ANLAMLAR… (19 Ağustos 2019 - Pazartesi)
BU NASIL BİR DAVRANIŞ?.. (05 Ağustos 2019 - Pazartesi)
SÜMER LİSESİ… (27 Temmuz 2019 - Cumartesi)
SADECE BİZ Mİ VARIZ? (15 Temmuz 2019 - Pazartesi)
HANGİ SORUNLARA HANGİ SORULAR… (12 Temmuz 2019 - Cuma)
FİZİK BİLMEK NE ANLAMA GELİR?.. (04 Temmuz 2019 - Perşembe)
SORUNLARI KİMLER ÇÖZECEK? (27 Haziran 2019 - Perşembe)
DÜNYA KAÇ MİLYAR İNSANI BESLEYEBİLİR? (22 Haziran 2019 - Cumartesi)
DİLİN ÖNEMİ VE DEĞERİ (20 Haziran 2019 - Perşembe)
BİR SINAVIN ARDINDAN… (18 Haziran 2019 - Salı)
İNSAN KAYNAĞIMIZ (15 Haziran 2019 - Cumartesi)
GENÇLERE SINAVLARLA İLGİLİ TAVSİYELERİM… (13 Haziran 2019 - Perşembe)
MAL MÜLK SEVDASI… (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
DOSTLUKLAR VE BAYRAMLAR… (04 Haziran 2019 - Salı)
KARAR VERMEK… (01 Haziran 2019 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLETİŞİMİN FORMÜLÜ VAR MI? (30 Mayıs 2019 - Perşembe)
BİLİM SÖYLEŞİLERİ (25 Mayıs 2019 - Cumartesi)
19 MAYIS GÜNÜ KUTLAMALARINDAN BİR ANI (II) (22 Mayıs 2019 - Çarşamba)
ÇOK HIZLI AKIP GİDEN ZAMAN... (18 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL GÜVEN SORUNU (14 Mayıs 2019 - Salı)
İNSAN DA BİR ISI MAKİNASI MI? (11 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL ENERJİMİZ (09 Mayıs 2019 - Perşembe)
KASABAYA ELEKTRİĞİN GELDİĞİ GECE… (04 Mayıs 2019 - Cumartesi)
TUZHİSAR´IN SIHHİYECİSİ (25 Nisan 2019 - Perşembe)
KİME HANGİ BİLGİ GEREKLİ… (23 Nisan 2019 - Salı)
TÜKETEN İNSAN TÜKENEN CİHAN… (20 Nisan 2019 - Cumartesi)
KARADELİĞİN FOTOĞRAFI (18 Nisan 2019 - Perşembe)
YAPAY ZEKÂDAN DOĞAL ZEKÂYA (13 Nisan 2019 - Cumartesi)
TV KANALLARINA (AKADEMİK) BAKIŞ (09 Nisan 2019 - Salı)
HATA YAPMANIN YOLLARI (02 Nisan 2019 - Salı)
HAYATIN ÜNİVERSİTESİ OLUR DA… (28 Mart 2019 - Perşembe)
PARANIN KANUNU (26 Mart 2019 - Salı)
KIYAMETİN ENTROPİSİ (23 Mart 2019 - Cumartesi)
KÜRESEL ISINMA KÜRESEL BOZUNMA (21 Mart 2019 - Perşembe)
İCAT ÇIKARMA! (19 Mart 2019 - Salı)
KÜRESELLEŞEN DÜNYA YALNIZLAŞAN SİMA (16 Mart 2019 - Cumartesi)
HIRSLAR VE TUTKULAR (14 Mart 2019 - Perşembe)
SORUNLARIN KAYNAĞI VE ÇÖZÜMÜ (12 Mart 2019 - Salı)
BİLİM HER ŞEYİ AÇIKLAR MI? (05 Mart 2019 - Salı)
TECRÜBE Mİ TEORİ Mİ? (02 Mart 2019 - Cumartesi)
SAMİMİYET, GAYRET VE BAŞARI (28 Şubat 2019 - Perşembe)
ELEŞTİRİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ (26 Şubat 2019 - Salı)
BİLGİNİN ÜRETİMİ VE GELİNEN NOKTA… (23 Şubat 2019 - Cumartesi)
KALIPÇI BAKIŞTAN KALBİ BAKIŞA (21 Şubat 2019 - Perşembe)
HAYAT BAYRAM OLMASA DA… (19 Şubat 2019 - Salı)
HAYAT BAYRAM OLSA İNSANLAR DA BİRLİK (16 Şubat 2019 - Cumartesi)
TELEVİZYONLARDAKİ PROGRAMLAR (14 Şubat 2019 - Perşembe)
AKIL YAŞTA MI? BAŞTA MI? (09 Şubat 2019 - Cumartesi)
BİLİMİN TABANA YAYILMASI (07 Şubat 2019 - Perşembe)
OTİZM: BİR SALGIN MI? (02 Şubat 2019 - Cumartesi)
TOPLUMSAL DUYARSIZLIĞIN ARTIŞI MI? (31 Ocak 2019 - Perşembe)
DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN İNSAN (24 Ocak 2019 - Perşembe)
SOSYAL MEYDANDAN SOSYAL MEDYAYA (19 Ocak 2019 - Cumartesi)
YAŞAMIN ANLAMI ÜZERİNE (17 Ocak 2019 - Perşembe)
ÇEKİM VAR DA, ÇEKEN DE VAR MI? (15 Ocak 2019 - Salı)
NE KADAR VE NEREDE KUANTUM? (10 Ocak 2019 - Perşembe)
İKİ İLKOKULUM VE İKİ ÖĞRETMENİM (I) (03 Ocak 2019 - Perşembe)
ENTROPİ: YAŞAMIN BEDELİ Mİ? (29 Aralık 2018 - Cumartesi)
KİŞİSEL İLİŞKİLER VE TOPLUMSAL YAPI (27 Aralık 2018 - Perşembe)
POSTMODERN YAŞAM (25 Aralık 2018 - Salı)
MODERN YAŞAM (22 Aralık 2018 - Cumartesi)
GELENEKSEL YAŞAM (20 Aralık 2018 - Perşembe)
SİZİN ANNENİZ HİÇ ÖLMESİN… (18 Aralık 2018 - Salı)
OKUMAK VE YAZMAK (13 Aralık 2018 - Perşembe)
GENÇLERE TAVSİYELER (08 Aralık 2018 - Cumartesi)
NEREYE GİDİYORUZ? (04 Aralık 2018 - Salı)
YERELLİK Mİ? EVRENSELLİK Mİ? (22 Kasım 2018 - Perşembe)
NİCELİK Mİ? NİTELİK Mİ? (20 Kasım 2018 - Salı)
YAŞAMDAKİ DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜM (15 Kasım 2018 - Perşembe)
ENERJİMİZİ NEREDE HARCIYORUZ? (06 Kasım 2018 - Salı)
ÜLKEMİZİN ENERJİ SEPETİNE BAKIŞ (03 Kasım 2018 - Cumartesi)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (II) (30 Ekim 2018 - Salı)
ENERJİ NEDİR? NE DEĞİLDİR? (I) (27 Ekim 2018 - Cumartesi)
Sayfa:
Resmi İlanlar

SAYFA EDİTÖRÜ

/resimler/2015-4/16/1020184616446.jpg

 

    Süleyman ERDOĞAN
     editor@kayserihaber.com.tr 
    

Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
16 Ekim 2019 Çarşamba
KAYTV

Kaytv kayseri üzerinde

 

İLETİŞİM

Adres : Turgut Reis Mahallesi
İlgi Sok. Şehit İsmal Uygun Ap
No:22/A Kocasinan / KAYSERİ
Telefon : 0 352 235 63 63
Fax : 0 352 235 84 74

 

KANALIMIZA ABONE OL