KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


SORUNSUZ BİR YAŞAM OLACAK MI?..

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, yaşam süreci içerisinde insanoğlu hep huzur bulacağı, sorunlarının en az olacağı bir geleceği düşünür. Sürekli böyle bir zamanın geleceğini hayal eder. Hep yarının bugünden daha az sorunlu olacağını zanneder. Örneğin küçükken büyüyünce, okurken okul bitince, çalışırken de emekli olunca sorunlarının azalacağını veya ortadan kalkacağını ümit eder. Bir özlem böyle hep devam eder. Bu hayal ve özlem pek de boşuna değildir aslında. Zira zamanla bazı sorunlar ve sıkıntılar azalabilir hatta ortadan da kalkabilir. Küçükken, okurken veya çalışırken karşılaşılan problemler; büyüyünce, okul bitince ve emekli olunca azalabilir veya ortadan kalkabilir. Bu arada zamanda ilerler. Koşullar da değişir, yaşam da evrilir. Dolayısıyla hani derler ya zaman her şeyin ilacıdır diye?

Zamanla yaşanılan belli sıkıntılar da ortadan kalkabilir. Bazı sıkıntılar ortadan kalkmasa da zamanla alışkanlıklar da gelişebilir. Sıkıntıların etkileri de belki zamanla azalabilir. Allah kimseye dert vermesin! Özellikle de sağlık ve diğer ciddi sıkıntılar noktasında. Ümidimiz ve duamız hep bu yöndedir. İnsanız, yarının ne getireceğini bilemeyiz.  Yaşamda bizim açımızdan belirsizlik ilkesi hâkimdir. Yaşam yaşanmadan tahmin edilse de tam manasıyla anlaşılamaz hatta bilinemez. Yaşam bu hususta hep bir gizem barındırır. Aksi takdirde ümit yerine ümitsizlik daha etkin olur ve yapı da faklı olurdu.

Değerli dostlar, hep derim ya eskiler, yoklukla çok imtihan oldular diye. Dert söyletir bağlamında, yokluğun verdiği sıkıntıyla ilgili çok deyim söylenirdi. Rahmetli babacığım da bu konuda ?Bir adama sormuşlar yokluk kaç gün? O da demiş 40 gün. Neden diye tekrar sorduklarında da adamcağız da alışırız demiş? derdi. Bu sözü çok tekrarlardı. Bu, zamanla sıkıntılara alışmakla ilgili ilginç bir Anadolu halk deyimi. Şimdikiler bilir mi? Pek sanmam. Zira şimdikilerin imtihanı biraz daha faklı gibi. Yokluk, hala ülkemizde kısmen de olsavar. Ancak eskisiyle kıyaslanacak bir yokluk da şükür yok. Yokluk aşılsa da alışılması zor olan sıkıntıların varlığı da bir gerçek. Dilerim kimsenin bu türden sıkıntıları olmasın?

Çocukları belli bir aşamaya gelmiş, evlenmiş ve barklanmış, bu hususta çok önemli sıkıntıları olmayan yaşlı teyzelerden ve amcalardan da zaman zaman biraz rahat edeceğiz artık derken, şimdide yaşlıkla birlikte hastalıklar da geldi, dediklerini de çok duydum. Genellikle ekonomik sıkıntılarını çözmüş olanlar bu türden şeyler söylerdi. Sanki onlar için dertler şekil değiştirmişti. Maddi sıkıntılar bitmiş ancak sağlık sıkıntıları başlamıştı?

Pek tabi olarak, bazı insanların hem ekonomik olarak hem de sağlık açısından pek fazla sorunları olmayabilir. Onlar genellikle şanslı insanlardır. Bu manada kader herkes için aynı değildir. Bunun arkasında yatan gerçekleri henüz tam olarak bilemiyoruz. Bilinse zaten kader olmazdı belki de. Burası da ayrı bir gizem muhtemelen de?

Değerli dostlar, daha öncede çok vurguladığım gibi evrendeki korunum yasalarına göre evrendeki tüm eşya ve enerji korunur. Bir halden diğer bir hale değişir, biçim değiştirir ancak kaybolmaz. Örneğin bugün kömür olan madde, yarın yanarak ısı, kül veya gaz haline dönüşebilir ancak kaybolmaz. Sadece biçim değiştirir. Evrenin yaratıldığı andaki madde ne kadar ise bu gün de aynı, evrenin sonunda da aynı olacaktır. Bu kanun, enerji içinde aynı,benzer şekilde çalışmaktadır.

Ancak bazı şeyler korunsa da bazı şeyler yoktan var edilmektedir. Buna en güzel örnek hep dediğim gibi entropidir. Entropinin faklı bir ifadesi olan örneğin karmaşa yoktan var olmaktadır. Ancak asla yok olmamaktadır. Yeter ki bir kez ortaya çıkmasın! Çıktıktan sonra yok olması imkânsızdır. Geriye dönüş yoktur. Onun için entropiyi fazla artırmamak gerekmektedir. İnsanoğlunda bazı duygular var ki bunlar yoktan var olur veya yok olur. Sevinçler ve üzüntüler zamanla ortaya çıkabilir veya zamanla da yok olabilir.

Demek ki evrende madde ve enerji gibi korunan büyüklükler yani yok olmayıp sadece şekil değiştiren büyüklükler, entropi gibi yoktan var olan ancak ortaya çıktıktan sonra bir daha yok olmayan büyüklükler ile sevinçler ve hüzünler gibi sonradan ortaya çıkan veya sonradan yok olan duygular da söz konusudur. Eski bilge insanlarımız sevinç ve hüznü aynı saymışlar. İkisinin de geçici olduğunu ifade etmişler?

Değerli dostlar, yukarıda fizik yasaları açısından kategorize edilen fiziksel büyüklükler ve diğer duygular gibi yaşamın içinde olan sıkıntıları da zamanla şekil değiştirenler, yoktan var olup da yok olmayanlar, yoktan var olup da sonradan yok olanlar şeklinde sınıflandırmak mümkündür. Bu noktada, fizik yasalarının ortaya koyduğu yapıya benzer bir durum ortaya çıkmaktadır. Gerçekten bazı sıkıntı ve dertler zamanla şekil değiştirirken, bazıları zamanla yok olmakta ancak bazıları da ortaya çıktıktan sonra hiç yok olmamaktadır. Hatta artmaktadır. En şiddetli olanlar da en son olanlardır. Özellikle sağlıkla ilgili ve diğer acılar bu türdendir.  Allah hepimizi bu tür dertlerden korusun. Eskiler derdin küçüğü ve büyüğü olmaz derdi. Dertler pek çok insanda farklı etkiler oluşturabilir. Kimine küçük gelen dertler, kimileri için de büyük olabilir. Birinin derdi de diğerine benzememekte. Ölülere göre de yaşayanlar her gün helva yemekte. Böyle bir yapının olduğu da gerçek olarak bilinmekte?

Değerli dostlar, yaşamda dertler olsa da güzellikler ve keyifler de mevcuttur. Hayatın bu boyutu da vardır. Külfet kadar nimet, dert ile birlikte devada da sunulmuştur. Bunları da görmek gerekir. Hüner yalnız tek boyuttan değil, farklı boyutlardan da bakabilmektir. Bu noktada, yaşamın sanatsal bir yanı da bulunmaktadır. Tüm mesele, açıları genişleterek; kıskançlıkları, bencillikleri ve benzeri duyguları daraltmaktır. Yaşamda, dünya kalıcı olsa da insanlar ve diğer tüm canlılar kalıcı değildir. Biri gelir biri gider. Tüm mesele güzel şeyler bırakabilmek, hatırlayan için de iyi insandı dedirtebilmektir. Keşke tüm insanlık bunu anlasa, Kızılderililerin ifadesiyle paranın yenecek bir şey olmadığını da keşfetse. Tıpkı parayı keşfettiği gibi, nerde!..

 

Hoşça kalın?