KANALIMIZA ABONE OL

YEREL BASINA DESTEK OL

 


EDİTÖR

SAYFA EDİTÖRÜ

   Süleyman ERDOĞAN
   editor@kayserihaber.com.tr                      

   


Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


SOSYAL YAŞAMDAKİ PARÇA VE BÜTÜN İLİŞKİSİ?

Bilimsel ve Sistemsel Bakış - Prof. Dr. Ünal ÇAMDALI


Değerli dostlar, gerek doğanın kendisi gerekse de yaşamdaki en devasa sistem olan evren, bir başka yazımda da ifade ettiğim gibi pek çok alt sistemlerden oluşmuştur. Örneğin Fiziksel Dünya´nın her bir katmanı birer alt sistemdir. Yine benzer olarak, Dünya´nın içinde yer bulan biyolojik canlılar dünyası da ki içinde bitkiler, hayvanlar ve insanlar mevcuttur, birer alt sistem olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca alt sistemlerin içinde de diğer başka alt sistemler de mevcuttur. Her bir ana alt yapıyı oluşturan sistemler de kendi içlerinde başka alt sistemlere ayrılır. Örneğin yeryüzü insanlarını; milletlerine, kültürlerine, dillerine, dinlerine ve diğer başka özelliklerine göre kategorize etmek mümkündür. Benzer şekilde hayvanları ve bitkileri de kendi içlerinde kategorize etmek mümkündür.

Evren denilen devasa sistem de gök adalardan, gök adalar da yıldızlardan, yıldızlar da gezegenler ve uydu gibi alt sistemlerden oluşmuştur. Alt sistemlerin de kendi içlerindeki diğer farklı alt sistemlerinden söz etmek mümkündür. Zincir bu şekilde devam etmektedir.

Burada, alt sistemlerin kendi aralarında oluşmuş olan düzen, üst yapıyı da düzenli hale getirmektedir. Zira tüm sistemlerin hem kendi içlerinde hem de kendi aralarında bir düzen mevcuttur. Bu düzen evrensel düzenin de oluşmasına neden olmaktadır. Bu gerçek, benim gibi mühendisler için oldukça önemlidir. Zira mühendislik temelde, belli üretimleri ve işlemleri yerine getirmek için düzenler oluşturmaktır. Oluşturulan düzen genellikle makinalardır veya diğer sistemlerdir. Mühendislikte genel olarak oluşturulan düzenler diğer bir ifadeyle makinalar veya sistemler, belli bir üretimi yapmak veya bir fonksiyonu yerine getirmek için tasarlanırlar. Bunun için de mühendisler evrensel yasalardan yararlanırlar. Makinalar ve sistemler hep bir düzen oluştururlar ve çalıştıkları sürece de hep bir bedelle çalışarak, enerji gibi kayakları da harcarlar. Bunların bedeli; bir yerde düzen oluşturmak için başka bir yerdeki diğer düzeni bozmaktır. Doğanın entemel ve en acımasız kanunu budur. Bir yerdeki düzen, başka bir yerdeki düzensizlik üzerine oturur. Tıpkı genç bir insanın, kendinden daha yaşlı anne ve babası üzerinden yaşamını sürdürmesi gibidir. Ancak hayat böyledir. Bize düşen görev, bir sistemi tasarlarken mümkün olduğu kadar onu doğal sistemlere benzetmektir. Bunun için de sistemlerin en az entropi üretmesi ve en fazla verimle çalışması gerekmektedir. Doğal sistemlerin davranış tarzı, genelde böyledir. Minimum enerji ile maksimum faydayı sağlamaktır.

Değerli dostlar, doğada etkin olan yapılarda müthiş bir düzen söz konusudur. Düzenin mekanizmasını anlamak, bizim için önemli bir husustur. Einstein´a göre evrensel olan bu düzen, sosyal alanlara da uyarlanabilir. Bu noktada mühendislikte çok uygulanan benzeşim tekniği bazı mühendislik sorunlarının çözümünü yine doğada aramak şeklinde gelişmiştir. Buna analoji tekniği de denir. Analoji tekniği, benzetme yaparak sorunları doğaya çözdürmektir. Tekniği sosyal alanlara da uygulayabiliriz.

Sosyal yaşam da bir bütündür. Aynı zamanda bir sistemdir. Sistemsel bakışla sosyal alanda da farklı yaklaşımlar geliştirilebilir. Önemli olan sorunları çözmektir. Yaklaşımların mühendislikten veya diğer alanlardan gelmesinin önemi yoktur. Tıpkı Çinlilere göre kedinin renginin öneminin olmaması gibi.

Bizde henüz bu yaklaşım çok yaygın olmasa da gelişmiş batı toplumlarında, teknik alanlarda kullanılan yaklaşımların, sosyal alanlara da uygulandığını gözlemliyorum. Gözlemden de öte pek çok batılı sosyal bilim insanının yaklaşımlarının bu yönde olduğunu kaynaklardan görüyorum. Tekniğin nasıl uygulanacağı ile ilgili yaklaşımlarımı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli dostlar, evrendeki tüm sistemlerin kendi aralarındaki düzen, evrensel düzeni de oluşturmaktadır. Uydular, gezegenler, yıldızlar ve gök adaların içerisinde bulunduğu ve kendi aralarındaki düzen, bizim için sosyal alanlarda da model olabilir. Böyle bir düzen olmasaydı evren de olamazdı. Olsa bile sürdürülebilir olamazdı. Düzenin oluşmasında en temel şey düzeni oluşturan fizik yasalarının evrenin her yerinde eşit ve adil şekilde dağıtılmasıdır. Bu önemli bir tespittir. Ayrıca her bir sistem, diğer sistemlerle de etkileşim halindedir. Evrende bu noktada, her şey birbirini etkilemektedir. Her şey de birbirinden etkilenmektedir. Hiçbir sistem, diğer bir sistemi yok varsaymamaktadır. Tabiri caizse güçler adil olarak dağıtılmıştır.  Böylelikle de düzen sağlanmaktadır. Aksi takdirde, evrende entropi yasasına göre düzensizlik gelişir, entropi maksimum olur sonucunda da ne yaşam ne de evren olurdu. Zira sistem çalışamazdı. Çalışmayan sistem de ne olursa olsun yok olurdu?

Sosyal yapılar da pek çok alt yapılardan oluşmuştur. Bir toplum; birey, aile, arkadaş grubu, mahalle, sosyal ve ekonomik birliktelik yapıları, meslek yapıları ve daha nice alt yapılardan meydana gelmiştir. Sosyal yapılar, ayrıca diğer başka idealler için de birliktelikler oluşturabilir. Sivil toplum yapılanmaları genellikle böyledir. Bunlar belli bir hedefin gerçekleşmesi gayesiyle oluşturulmuş birlikteliktir. Gaye illa maddi değildir. Her ne sebep olursa olsun, sosyal alt yapılar da bir toplumu oluşturan alt sistemlerdir. Toplum da evren gibi salt fiziksel yapıda olmasa da onun gibi fiziksel boyutu da olan sistemdir. Ayrıca sistemin diğer başka boyutları da mevcuttur. Tüm mesele, bir toplumdaki alt sistemler arasındaki ahengin ve uyumun sağlanmasıdır. Bunu gerçekleştiren toplumlar başarılı ve bir o kadar da gelişmiş toplumlardır. Bu tür toplumlarda sistemler arası uyum maksimum, uyumsuzluk ise minimum seviyededir. Tıpkı evrendeki tüm sistemler gibi. Newton´a göre saat gibi işleyen evrensel sistemler, bu noktada muazzam bir uyum içinde hareket etmektedir. Tıpkı Türkün Türküsünün notaları gibi, ahenk içerisinde?

Değerli dostlar, bizde toplumsal alanda barış, huzur ve verimli bir yaşam anlayışını geliştirmek istiyorsak; doğadan, evrenden ve içlerinde bulunan sistemlerin düzeninden çok dersler çıkartabiliriz. Bunları sosyal alanlara da uygulayabiliriz. Bir mühendis gibi, bir makina yapar gibi, bir sistem meydana getirir gibi?

Evrensel fizik yasaları, katı ve mekanistik yapı olan evreni yönetse de sosyal yapıyı yönetememektedir. Ancak bu yapıyı derinden sarsmaktadır. Bazı sosyal bilimciler; sosyal alanlar fizik alanlar gibi olamaz deseler de fizik alanı etkileyen, etkilemekten de öte yöneten yasalar; sosyal alanları da ciddi şekilde etkilemektedir. Görsek de görmesek de?

Sonuç olarak; yaşanabilir bir dünyanın yolu, toplumların da yaşanabilir bir yapı kurmasından geçmektedir. Bunun için gerekli çareleri alarak bu yapıyı gerçekleştirmek de tüm milletlerin sorumluluğundadır. Ancak, biz öncelikle kendi milletimiz için bunu gerçekleştirmeliyiz. Hem de bir an önce?

 

Hoşça kalın?